bugün
- dünya50
- gocu32
- morkstar yazdı bunu4
- gocunun elleri9
- firavun neden helak oldu3
- reklam3
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- anneye hakaret etmek6
- içip içip sözlükte başlık açmak3
- ismetin sol framenin içine etmesi5
- 26 eylül türk dil bayramı2
- anın görüntüsü23
- fransa9
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan9
- akın gürlek'in fon soruşturması bilançosu2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları16
- eyeliner çekemeyen kız2
- erkeksi hobileri olan kızlar2
- avrupa9
- sözlüğün bayması4
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak7
- sırrı süreyya önder türkmen dir4
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu5
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı4
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- askerde nefret edilen şeyler7
- almanya7
- sözlüğün en güzel kadını26
- 28 eylül 2026 belçika fransa maçı3
- yunanistan6
- lost3
- israil15
- true vs gocu2
- istanbul'a taşınmak istemek2
- kendi kendine kavga etmek2
- türkiye7
- bana onu sormayin nickli feyk zengini5
- futbol4
- adanalı bir kıza vurulmak4
- enam suresi 152 ayet2
- ay noluyo noluyo4
- sarapci koala hatayi11
- bana ona sormayın'ın iq düzeyi4
- belçika4
- 27 eylül 2026 sırbistan hollanda maçı3
- kova burcu erkeği güvenilirliği4
- babası fakir olup evlenirken altın isteyen kezban8
- uludağ sözlük kostüm partisi5
- true'nin moderasyon tarafından kollanması4
-hissedememek.
His iptali meselesini belki de en güzel şekilde ifade eden kişi necip fazıl kısakürek olabilir.
“his iptali
bana korkunç bir hastalık çeşidinden bahsettiler: vücudumuz, dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor ve her türlü tenbih imkânının dışına çıkıyor.
hadise bir ingiliz lordunda şöyle tezahür etmiş: ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan ingiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok. müthiş bir his iptali; derin komayla bayılmaktan ve hatta ölümden beter.
işte türkiye'nin hali!.. türkiye ilahî gazabı af kabul etmez mikyasta belirten bu ne olduğundan habersizlik felaketi içindedir. her tarafımız alev alev yandığı halde dalgın dalgın gazetemizi okumaktayız.
acı duymanın bile imtiyaz belirttiği, ilahî rahmetten bir işaret teşkil ettiği intibak melekesinden mahrumluk... destan mevzuu bir vaziyet...
vaziyetimiz budur!..
kel bir kafada gür bir saç bitmiş gibi başımızı saran anarşi bitleri bir türlü temizlenemez, hep üstünden taranır ve altından gelir, daima bünye içinden fışkırır ve dışından temizlenmesine çalışılır. bir fasit daire ki, boyuna sürer, gider ve hiçbir noktada kırılamaz.
pahalılık o dereceye ulaşmıştır ki, kenar mahallelerde ahşap evlerin önünden geçerken hıçkırıklar ve iniltiler duyacağımız yerde (petroil) çığlıklarıyla karşılaşmaktayız. gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebilecek erkek aletli orospuların reklâmlarıyla donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları bir birini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasulî tıka basa doyurmak sevdasında... buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terk etmiş kuru mefhumlar...
en ağır ve azamî haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak... fakat bunun azabını çekenler nerede?.. polisle ev ev arasanız bulamazsınız!
bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız...”
His iptali meselesini belki de en güzel şekilde ifade eden kişi necip fazıl kısakürek olabilir.
“his iptali
bana korkunç bir hastalık çeşidinden bahsettiler: vücudumuz, dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor ve her türlü tenbih imkânının dışına çıkıyor.
hadise bir ingiliz lordunda şöyle tezahür etmiş: ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan ingiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok. müthiş bir his iptali; derin komayla bayılmaktan ve hatta ölümden beter.
işte türkiye'nin hali!.. türkiye ilahî gazabı af kabul etmez mikyasta belirten bu ne olduğundan habersizlik felaketi içindedir. her tarafımız alev alev yandığı halde dalgın dalgın gazetemizi okumaktayız.
acı duymanın bile imtiyaz belirttiği, ilahî rahmetten bir işaret teşkil ettiği intibak melekesinden mahrumluk... destan mevzuu bir vaziyet...
vaziyetimiz budur!..
kel bir kafada gür bir saç bitmiş gibi başımızı saran anarşi bitleri bir türlü temizlenemez, hep üstünden taranır ve altından gelir, daima bünye içinden fışkırır ve dışından temizlenmesine çalışılır. bir fasit daire ki, boyuna sürer, gider ve hiçbir noktada kırılamaz.
pahalılık o dereceye ulaşmıştır ki, kenar mahallelerde ahşap evlerin önünden geçerken hıçkırıklar ve iniltiler duyacağımız yerde (petroil) çığlıklarıyla karşılaşmaktayız. gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebilecek erkek aletli orospuların reklâmlarıyla donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları bir birini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasulî tıka basa doyurmak sevdasında... buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terk etmiş kuru mefhumlar...
en ağır ve azamî haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak... fakat bunun azabını çekenler nerede?.. polisle ev ev arasanız bulamazsınız!
bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız...”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar