bugün
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak10
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- yazarların anlık durumları9
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- avokado yiyen insan8
- tayt vs mini etek5
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- feminen erkek davranışları6
- çocuklar niye sünnet edilir5
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- venüs retrosu4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- boğaz ağrısı6
- insanlara kibirle bakmak3
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- kalabalığı seviyor musunuz5
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak2
- mafya kızı olma isteği2
- torpilsiz iş bulmak3
- olgun karizmatik erkek vs genç erkek3
- bahçeli den fon krizi açıklaması4
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- sonbaharda yapılacaklar4
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş2
- hazreti süleyman2
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız2
- son aylarda çok fazla şey kaybettim2
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- nick vermeden bir yazara seslen13
- gereksiz bakanlıklar3
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- kürt bedo2
- torpille ünlü olanlar3
- torpil2
- burcunun burcu2
- şeker hastalığı9
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- özel sektör de çalışmak11
- bürokrasi gerçeği2
- işkembe çorbası seven kız6
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- yazarların sözlükte attığı son mesaj3
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- pul biberli pilav6
- akmerkez3
- küçük park3
hani kalıp kalıp çakmak isterler kalıpları etinize de çivilerden kaçar durursunuz ömür billah, "kendim olayım" ın davasını gütmek zordur, janjanlı paketlerle ambalajlayıp raflara dizdikten sonra -nano aşklarımız, nano gülüşlerimiz gibi* küçültülmüş mini minnacık yaşam formlarını bize ısrarla "albunu, albunu" diye satmaya çalışan toplumun oyunlarıyla baş etmek zordur hani, nereye yönelseniz farklı bir tuzak, farklı bir kafes görürsünüz de kaçacak delik bulamazsınız...
birşeylerin sizi belli bir kalıba sokmasından kaçındıkça kendi surlarınızı örersiniz bir yandan, farkına bile varmadan "ulan ben ne yaptım" dersiniz, dört tarafı duvarlarla çevrili kapısız zindanınızda mahsur kalınca... hoca bindiği dalı keserken halt etmiştir sizin kendinize yaptığınızın yanında;
öyle bir labirentin içindedir ki insanın kendini kapattığı zindan, siz tırmanıp aştıkça karşınıza daha yüksek ve daha sağlamları çıkar, siz kaçmaya çalıştıkça daha büyük zindanlara düşersiniz zinhar, ya... ya... "ölümüne özgürlük" diye çıkılan yolda insanla sadece yalnızlık muhatap olur...
tabii tabii siz bi bok sanırdınız kendinizi değil mi? kime kafa tutuyorsunuz ulan? oyunun kuralları belliyken kendi kurallarınla oynarsan işte böyle kendi pisliğinde boğulursun... haddimizi bilelim haddimizi...
teslimiyet...
su belki akibetini kendi belirleyemez, nereye giderse yol, nereye eserse rüzgar, hangi kaba boşaltılırsa eli mahkum; sızlanmaz hayata... ama suyun erdemlerini küçümsememek gerek, onu bıçakla kesemezsiniz ya da hapsedemezsiniz; bir şekilde kendine akacak yol bulur ve buharlaştırarak yoketmeye çalışsanız bile yağmur olur tepenize damlar...
su kabullenmektir, kalıpların, duvarların eriyip kaçışmasıdır zihninizden, akar-birleşir ve başka zihinlerdeki asırlara meydan okumuş kayalıkları bile döve döve öğütür, mezartaşlarını aşındırıp ölüleri yatağından kaldırır, reklam değil gerçek;
"hayattır su..."
kabullenmek; hayattır...
suya çivi çakamazsınız...
özgürlük kaçmak, saklanmak değildir;
özgürlük kabullenmektir...
(bkz: delirmeden önce son karalananlar)
"as you smoke the days last cigarette,
remembering what she said.."
ölürsem birer sigara yakın benim için...
birşeylerin sizi belli bir kalıba sokmasından kaçındıkça kendi surlarınızı örersiniz bir yandan, farkına bile varmadan "ulan ben ne yaptım" dersiniz, dört tarafı duvarlarla çevrili kapısız zindanınızda mahsur kalınca... hoca bindiği dalı keserken halt etmiştir sizin kendinize yaptığınızın yanında;
öyle bir labirentin içindedir ki insanın kendini kapattığı zindan, siz tırmanıp aştıkça karşınıza daha yüksek ve daha sağlamları çıkar, siz kaçmaya çalıştıkça daha büyük zindanlara düşersiniz zinhar, ya... ya... "ölümüne özgürlük" diye çıkılan yolda insanla sadece yalnızlık muhatap olur...
tabii tabii siz bi bok sanırdınız kendinizi değil mi? kime kafa tutuyorsunuz ulan? oyunun kuralları belliyken kendi kurallarınla oynarsan işte böyle kendi pisliğinde boğulursun... haddimizi bilelim haddimizi...
teslimiyet...
su belki akibetini kendi belirleyemez, nereye giderse yol, nereye eserse rüzgar, hangi kaba boşaltılırsa eli mahkum; sızlanmaz hayata... ama suyun erdemlerini küçümsememek gerek, onu bıçakla kesemezsiniz ya da hapsedemezsiniz; bir şekilde kendine akacak yol bulur ve buharlaştırarak yoketmeye çalışsanız bile yağmur olur tepenize damlar...
su kabullenmektir, kalıpların, duvarların eriyip kaçışmasıdır zihninizden, akar-birleşir ve başka zihinlerdeki asırlara meydan okumuş kayalıkları bile döve döve öğütür, mezartaşlarını aşındırıp ölüleri yatağından kaldırır, reklam değil gerçek;
"hayattır su..."
kabullenmek; hayattır...
suya çivi çakamazsınız...
özgürlük kaçmak, saklanmak değildir;
özgürlük kabullenmektir...
(bkz: delirmeden önce son karalananlar)
"as you smoke the days last cigarette,
remembering what she said.."
ölürsem birer sigara yakın benim için...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar