bugün
- habire1212
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- şeyhine sakso çekip şeriat isteyen tip6
- ben sizin anonim11
- vexillarius the slayer6
- slip mayo giyen erkek5
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar9
- şeriatçıların konserleri yasaklatması6
- sabetay sevi4
- kıskançlık krizi geçiren kadına yapılacak müdahale8
- sevgiliyle girilmiş en saçma tartışmalar7
- insan olmaya ceyrek kala15
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu7
- naz yapan erkek3
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması10
- sözlük kadınlarının birbirini çekememesi8
- motorine 8 24 tl zam gelmesi2
- enayimiknatisii12
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- akpartililerin apo sevdası2
- sarapci koala60
- arkadaşlar neden beni kıskanıyorsunuz6
- olduğunuz yerde kuyu kazarsanız nerede çıkarsınız3
- diz üstü şort giyen erkek3
- sonbaharda yapılacak en iyi şey4
- pkklı anaları3
- arkadaşlar döner mi yesem schnitzel mi9
- s'i l v'e r m'i s t19
- sözlükte kıskançlık oluyor hissi6
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın4
- sözlükteki kıskanç teyzeler6
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi13
- bik bik'in usuldan herkese sallaması6
- sevgiliyle aynı iş yerinde çalışmak8
- mantı5
- hz isa'yı yaratan yumurta ve sperm yoktu4
- kombin atıp kudurmamızı bekleyen kadın yazar6
- lev tolstoy denilince akla gelenler3
- o kadar uğraşıp bir kavga çıkaramamak4
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci4
- masklavi'nin biraz gergin olması10
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak12
- escort bakmaya gideceklere tavsiyeler5
- fondöteni sakala bulaştırmama sanatı2
- sözlük kızlarını kıskanan asosyal tipler5
- kombin atılınca kuduran erkek yazar5
- fondoten süren erkek2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı5
- şarkı isimlerinden dizi yapmak2
kırmızı ışıkların daha uzun, yeşil ışıkların daha kısa olmasına sinir oluyorum. ya da tam ben yetişecekken ışıkların birden kırmızıya dönmesine de. sanki ışıklar bile benle dalga geçiyor zamanlama konusunda.
hiç kimsenin ayağına dolanmayan poşetin o kadar kalabalık arasından gelip ayağıma dolanması beni gıcık ediyor. istemediğim bir samimiyet var aramızda, ben terketsem de her koşulda beni bulup ayağıma dolanıyor.
her sabah saatimin 5:45 te de çalmasından nefret ediyorum. özellikle yağmurlu günlerde, hava kapkaranlıkken sabahın tüm ayazını bünyemde hissettiğim zamanda kalkmak ve gün boyu tekrar o yatağa dönemeyeceğimi bilmek bütün sinirlerimi geriyor.
her sabah bindiğim metrobüsün kalabalık gelmesi de ayrı bir sinir bozucu etken. işte bugün sırf bu yüzden yarım saat erken kalkıp metrobüsün ilk kalktığı durağa kadar gidip ordan boş metrobüse bindim, yarım saat az uyudum ama değdi doğrusu.
sözlüğe kocaman bi entry girdiğimde tam entrymin son cümlesini yazıp ekle butonuna basıcağım zamanda netimin kopmasına da kızıyorum, hatta sinirlenip bir daha yazmadığım zamanlar çok oluyor.
insanların bu kadar iki yüzlü olmasına da sinir oluyorum. yüzünüze devamlı gülüp,arkanızdan tonlarca iş çeviren, her zaman gülen veya her zaman surat asıp, devamlı anlatabilcek derdi olan ve kendini dünyanın merkezinde sanan insanlarada, sanki sadece dünyada kendi dertleri varmış gibi... orta yolda olmayıp devamlı sağ ve sol şeride geçmeye çalışıp trafiği katledenler gibiler, hayatıma müdaheleleri bazen can sıkıcı oluyor. görmezden gelmeyi denemekte çok bir işe yaramıyor, zincirleme kaza hesabı...
kelebeklerin hiç bir zaman elimde çok uzun süre kalmaması da beni kızdıryor. onları çok sevmeme rağmen hepsi ellerimden uçup gidiyor, nitekim o gün içerisinde görebilceğim kelebeği bir kere daha göremeyeceğim gerçeğinle yüzleşince daha da kalbim buruluyor, ne de olsa bir gün ömürleri.
ve son olarak ta boş nutella kutusunu dolapta bulmak. sanırım hislerimi anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıcak, kızgın olmak için gayet yeterli bir sebep.
hiç kimsenin ayağına dolanmayan poşetin o kadar kalabalık arasından gelip ayağıma dolanması beni gıcık ediyor. istemediğim bir samimiyet var aramızda, ben terketsem de her koşulda beni bulup ayağıma dolanıyor.
her sabah saatimin 5:45 te de çalmasından nefret ediyorum. özellikle yağmurlu günlerde, hava kapkaranlıkken sabahın tüm ayazını bünyemde hissettiğim zamanda kalkmak ve gün boyu tekrar o yatağa dönemeyeceğimi bilmek bütün sinirlerimi geriyor.
her sabah bindiğim metrobüsün kalabalık gelmesi de ayrı bir sinir bozucu etken. işte bugün sırf bu yüzden yarım saat erken kalkıp metrobüsün ilk kalktığı durağa kadar gidip ordan boş metrobüse bindim, yarım saat az uyudum ama değdi doğrusu.
sözlüğe kocaman bi entry girdiğimde tam entrymin son cümlesini yazıp ekle butonuna basıcağım zamanda netimin kopmasına da kızıyorum, hatta sinirlenip bir daha yazmadığım zamanlar çok oluyor.
insanların bu kadar iki yüzlü olmasına da sinir oluyorum. yüzünüze devamlı gülüp,arkanızdan tonlarca iş çeviren, her zaman gülen veya her zaman surat asıp, devamlı anlatabilcek derdi olan ve kendini dünyanın merkezinde sanan insanlarada, sanki sadece dünyada kendi dertleri varmış gibi... orta yolda olmayıp devamlı sağ ve sol şeride geçmeye çalışıp trafiği katledenler gibiler, hayatıma müdaheleleri bazen can sıkıcı oluyor. görmezden gelmeyi denemekte çok bir işe yaramıyor, zincirleme kaza hesabı...
kelebeklerin hiç bir zaman elimde çok uzun süre kalmaması da beni kızdıryor. onları çok sevmeme rağmen hepsi ellerimden uçup gidiyor, nitekim o gün içerisinde görebilceğim kelebeği bir kere daha göremeyeceğim gerçeğinle yüzleşince daha da kalbim buruluyor, ne de olsa bir gün ömürleri.
ve son olarak ta boş nutella kutusunu dolapta bulmak. sanırım hislerimi anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıcak, kızgın olmak için gayet yeterli bir sebep.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar