bugün
- rafael leao24
- sarapci koala69
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- günün sözü20
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- karı kıza para yedirir misiniz6
- biraderine de sana da yeter artık7
- mehmet ali alabora7
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- erkeklerin istediği tek şey17
- ayağı şiir kokan kadın6
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- türkiye15
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- biraderlerin vurduyor olması12
- biraderizm felsefesi6
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- cin görmüş yazarlar4
- bir dinciyle tartışmak5
- en son ne zaman namaz kıldın13
- sarapci diye nick alan akpli17
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- fener balı15
- pikap3
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gece gece zall'ın akla gelmesi2
- deniz göktaş5
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- fenerbahçe vs galatasaray26
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- manifest11
- manisa yaprağı vs tokat yaprağı2
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- gece yolda geçmişte yapılan hataları görmek2
- miss usa 20262
- üşümeyi özlemek4
- ateistlerin yaşama amacı24
- şarapçı koala ile viski içmek5
- brad pitt mi ben mi diyen erkek2
- gram altın5
- teröriste sövmek artık yasak23
- gece araba sürerken yerde yatan birisini görmek2
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- sadece güzelliğe bakan erkek3
aslında dünyadaki gelmiş geçmiş birçok lider gibi hayal kırıklığından başka birşey getiremeyen bir lider.yaser arafat hakkında dışarıdan bakan birisinin-hele de bu türkse ve her klasik türk gibi arapları din kardeşi olarak görüp te sevgi besliyorsa-görüşleri son derece pozitiftir.neymiş,halkının kahramanı,özgürlük savaşçısı,kefere düşmanı,vs.,vs...bunların hepsi aslında biz türklerin gönlünü okşuyor ve her zaman yaptığımız gibi bunu gurur meselesi haline getirip haklı da olsa haksız da olsa arap kardeşlerimizi(!) destekliyoruz.ama arapların da bazen suçlu olabileceği aklımıza gelmiyor nedense.
serdar turgutun bir yazısında yazdığı bir olay yaser arafatla ilgili düşüncelerimi tamamen değiştirmeye yetmiştir.isterseniz bunu direkt serdar turgutun kaleminden okuyalım:
Aşağıda anlatacağım olayı ben Suudi Arabistan'ın uzun yıllar boyunca Washington Büyükelçiliği'ni yapmakta olan Prens Bandar'ın Amerikan basınına yaptığı açıklamalardan öğrendim.
Prens Bandar sadece bir büyükelçi değil aynı zamanda dünya ölçeğinde güç oyununu oynayan bir devlet adamıdır da.
Bölgeyle ilgili gizli süreçlerin birçoğunda perde arkasında onun imzası vardır.
Hatta Washington'ın en güçlü insanları arasında yer aldığı bile kolaylıkla söylenebilir.
Prens Bandar'ın perde arkasını anlattığı olay Clinton'ın başkanlığı döneminde oldu.
Clinton, Filistin ile israil arasında barışın sağlanmasına büyük önem veriyordu. Bunun başkanlığının en önemli işi olacağı kanaatindeydi. iki ülke arasında barışı sağlayan başkan olarak tarihe geçmek niyetindeydi.
Bu işe giriştiğinde israil'de Başbakan Ehud Barak'tı.
Ehud Barak da barışa inanan, barışa giden yolda taviz vermeye hazır, duygusal bir insandı.
Clinton ve Barak bir araya gelince de Ortadoğu'da belki de tüm dünya tarihini değiştirecek önemde bir barışın gerçekten sağlanması yolunda en büyük şans da yakalanmış oldu.
iki lider birçok konuda taviz vermeye hazırdı, yeter ki bir noktada el sıkışılsın, bu iş de bitsin.
***
işte o noktada Yaser Arafat ortaya çıktı.
Görüşmeler sürecinde istediği tavizleri aldı. Aldıkça daha çok istedi. Daha çok aldı.
Sonunda gelinen noktada Arafat talep ettiklerinin yüzde 97'sini almıştı israil'den.
Ve bununla da yetinmedi. Geri kalan yüzde 3 için de bastırmaya başladı.
Yapma etme denildi kendisine. Hiçbir devlet her şeye taviz verip karşılığında bir şey almamayı göze alamaz, böyle tavır alma, bak işin sonuna gelindi, büyük bir işin eşiğindeyiz, tehlikeye atma işi denildi.
Ama o kimseyi dinlemedi. Tam uzlaşacakmış gibi gözükürken anlaşmayı reddetti ve halkı için koparmış olduğu yüzde 97'yi de harcadı.
Sevgili okurlar bana göre Arafat bir insanlık suçlusudur.
Mazlumun yanında otomatik yer almaya hazır alan kafalar bu suçlamaya tepki gösterecek biliyorum ama o gün Arafat, halkı için aldığı tavizlerle bir anlaşmaya imza atmış olsaydı ne 11 Eylül terörist saldırısı olurdu ne Afganistan ne de Irak'ın işgali.
Ve bugün barışı kurmakta olan bir Ortadoğu ile insanlık çok başka yerlerde olurdu.
Türkiye olayda taraflar arasında tavır alırken zamanında kimin ne yapmış olduğunu da iyi düşünmeli ve tavrını kardeşlik nutuklarına, yalan sevgi gösterilerine kanmadan belirlemelidir.
işte gördüğünüz gibi aslında herşey sanıldığı gibi gelişmiyor,savaşı bazen sadece özgür olmak istediğini papağan gibi tekrar eden,bunu da bilinçsizce söyleyen ve ne anlama geldiğini bile bilmeyen sonra pürüz çıkınca da bütün barış uğraşlarını bir kalemde silebilecek kadar cahil ve bilgisiz olan taraf ta çıkarabiliyor.
ama şunu de ilave edeyim;benim arafat hakkındaki fikirlerimi değiştiren sadece ve sadece bu yazıdır.o yüzden bu yazının kolpa çıkması durumunda da fena bir şekilde g.t olma ihtimalim de var.serdar turgut un amerika sevdasının onu bazen ne kadar şaşırtabilidiğini de işin içine katarsak aslında risk büyük.ama açıkçası yazıdaki siyasi liderleri biraz araştırınca da görülüyor ki evet,bu liderler barış yanlısıydılar. e bu durumda barış olmadığına göre suçlu arafattır!bakalım gelecek daha neler gösterecek,kahraman bildiklerimiz aslında nasıl da yobaz çıkacak;kimler bizi şaşırtacak izleyip görmek lazım.
serdar turgutun bir yazısında yazdığı bir olay yaser arafatla ilgili düşüncelerimi tamamen değiştirmeye yetmiştir.isterseniz bunu direkt serdar turgutun kaleminden okuyalım:
Aşağıda anlatacağım olayı ben Suudi Arabistan'ın uzun yıllar boyunca Washington Büyükelçiliği'ni yapmakta olan Prens Bandar'ın Amerikan basınına yaptığı açıklamalardan öğrendim.
Prens Bandar sadece bir büyükelçi değil aynı zamanda dünya ölçeğinde güç oyununu oynayan bir devlet adamıdır da.
Bölgeyle ilgili gizli süreçlerin birçoğunda perde arkasında onun imzası vardır.
Hatta Washington'ın en güçlü insanları arasında yer aldığı bile kolaylıkla söylenebilir.
Prens Bandar'ın perde arkasını anlattığı olay Clinton'ın başkanlığı döneminde oldu.
Clinton, Filistin ile israil arasında barışın sağlanmasına büyük önem veriyordu. Bunun başkanlığının en önemli işi olacağı kanaatindeydi. iki ülke arasında barışı sağlayan başkan olarak tarihe geçmek niyetindeydi.
Bu işe giriştiğinde israil'de Başbakan Ehud Barak'tı.
Ehud Barak da barışa inanan, barışa giden yolda taviz vermeye hazır, duygusal bir insandı.
Clinton ve Barak bir araya gelince de Ortadoğu'da belki de tüm dünya tarihini değiştirecek önemde bir barışın gerçekten sağlanması yolunda en büyük şans da yakalanmış oldu.
iki lider birçok konuda taviz vermeye hazırdı, yeter ki bir noktada el sıkışılsın, bu iş de bitsin.
***
işte o noktada Yaser Arafat ortaya çıktı.
Görüşmeler sürecinde istediği tavizleri aldı. Aldıkça daha çok istedi. Daha çok aldı.
Sonunda gelinen noktada Arafat talep ettiklerinin yüzde 97'sini almıştı israil'den.
Ve bununla da yetinmedi. Geri kalan yüzde 3 için de bastırmaya başladı.
Yapma etme denildi kendisine. Hiçbir devlet her şeye taviz verip karşılığında bir şey almamayı göze alamaz, böyle tavır alma, bak işin sonuna gelindi, büyük bir işin eşiğindeyiz, tehlikeye atma işi denildi.
Ama o kimseyi dinlemedi. Tam uzlaşacakmış gibi gözükürken anlaşmayı reddetti ve halkı için koparmış olduğu yüzde 97'yi de harcadı.
Sevgili okurlar bana göre Arafat bir insanlık suçlusudur.
Mazlumun yanında otomatik yer almaya hazır alan kafalar bu suçlamaya tepki gösterecek biliyorum ama o gün Arafat, halkı için aldığı tavizlerle bir anlaşmaya imza atmış olsaydı ne 11 Eylül terörist saldırısı olurdu ne Afganistan ne de Irak'ın işgali.
Ve bugün barışı kurmakta olan bir Ortadoğu ile insanlık çok başka yerlerde olurdu.
Türkiye olayda taraflar arasında tavır alırken zamanında kimin ne yapmış olduğunu da iyi düşünmeli ve tavrını kardeşlik nutuklarına, yalan sevgi gösterilerine kanmadan belirlemelidir.
işte gördüğünüz gibi aslında herşey sanıldığı gibi gelişmiyor,savaşı bazen sadece özgür olmak istediğini papağan gibi tekrar eden,bunu da bilinçsizce söyleyen ve ne anlama geldiğini bile bilmeyen sonra pürüz çıkınca da bütün barış uğraşlarını bir kalemde silebilecek kadar cahil ve bilgisiz olan taraf ta çıkarabiliyor.
ama şunu de ilave edeyim;benim arafat hakkındaki fikirlerimi değiştiren sadece ve sadece bu yazıdır.o yüzden bu yazının kolpa çıkması durumunda da fena bir şekilde g.t olma ihtimalim de var.serdar turgut un amerika sevdasının onu bazen ne kadar şaşırtabilidiğini de işin içine katarsak aslında risk büyük.ama açıkçası yazıdaki siyasi liderleri biraz araştırınca da görülüyor ki evet,bu liderler barış yanlısıydılar. e bu durumda barış olmadığına göre suçlu arafattır!bakalım gelecek daha neler gösterecek,kahraman bildiklerimiz aslında nasıl da yobaz çıkacak;kimler bizi şaşırtacak izleyip görmek lazım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar