bugün
- akp bitince ne olacak22
- kuranı kerim meali5
- 8 temmuz 2026 ekrem imamoğlu savunması4
- yazılımcı erkeklerin yakışıklı olmaması5
- macron koşacak diye park kapatan akepe31
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar8
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim12
- cd devrinin bitmesi14
- fusya semsiyeli yabanci22
- öğretmen olmak4
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- oruç açı anlamak içinse açlar neden oruç tutar7
- bedenen yorulmak mı beynen yorulmak mı4
- cemal öztaylan2
- küçük heyecanlar2
- toplu taşımada osuran şahıs3
- din ve akıl2
- bezelye yemeği9
- gülü sevdim dikeni battı2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları9
- ingilizce öğretmeni vs beden eğitimi öğretmeni2
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı10
- toyota corolla2
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- güzel klipler2
- mehdi olmayı düşünmek5
- resim ogretmeni5
- alaçatı da hayır lokmasını talan eden teyzeler8
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler10
- ekşi sözlükteki başlıkları uludağ sözlükte görmek7
- ilahi bir gücün sizi frenlediği düşüncesi7
- şimdi bir daha nasıl seveceğim söyle2
- otel odasında ölü bulunmak12
- kizlarsoruyor com2
- gaddar kerim in mesleği nedir3
- atla gel saban filmindeki kokan adam3
- 8 temmuz 2026 migros çiğ kuruyemiş rezaleti2
- ölümün en iyi tanımı17
- eczacı2
- dünya15
- kol saati takmanın anlamsızlığı15
- ciguli kral20
- vajina sıcaklığı6
- erecto bay bey birader birader yazar2
- gocu nickli şahıs buraya bak arslanım9
- sözlük yazarlarının lahmacunları10
- size nasıl yardımcı olabilirim4
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek10
- futbol22
- kestel de orman yangını2
aslında dünyadaki gelmiş geçmiş birçok lider gibi hayal kırıklığından başka birşey getiremeyen bir lider.yaser arafat hakkında dışarıdan bakan birisinin-hele de bu türkse ve her klasik türk gibi arapları din kardeşi olarak görüp te sevgi besliyorsa-görüşleri son derece pozitiftir.neymiş,halkının kahramanı,özgürlük savaşçısı,kefere düşmanı,vs.,vs...bunların hepsi aslında biz türklerin gönlünü okşuyor ve her zaman yaptığımız gibi bunu gurur meselesi haline getirip haklı da olsa haksız da olsa arap kardeşlerimizi(!) destekliyoruz.ama arapların da bazen suçlu olabileceği aklımıza gelmiyor nedense.
serdar turgutun bir yazısında yazdığı bir olay yaser arafatla ilgili düşüncelerimi tamamen değiştirmeye yetmiştir.isterseniz bunu direkt serdar turgutun kaleminden okuyalım:
Aşağıda anlatacağım olayı ben Suudi Arabistan'ın uzun yıllar boyunca Washington Büyükelçiliği'ni yapmakta olan Prens Bandar'ın Amerikan basınına yaptığı açıklamalardan öğrendim.
Prens Bandar sadece bir büyükelçi değil aynı zamanda dünya ölçeğinde güç oyununu oynayan bir devlet adamıdır da.
Bölgeyle ilgili gizli süreçlerin birçoğunda perde arkasında onun imzası vardır.
Hatta Washington'ın en güçlü insanları arasında yer aldığı bile kolaylıkla söylenebilir.
Prens Bandar'ın perde arkasını anlattığı olay Clinton'ın başkanlığı döneminde oldu.
Clinton, Filistin ile israil arasında barışın sağlanmasına büyük önem veriyordu. Bunun başkanlığının en önemli işi olacağı kanaatindeydi. iki ülke arasında barışı sağlayan başkan olarak tarihe geçmek niyetindeydi.
Bu işe giriştiğinde israil'de Başbakan Ehud Barak'tı.
Ehud Barak da barışa inanan, barışa giden yolda taviz vermeye hazır, duygusal bir insandı.
Clinton ve Barak bir araya gelince de Ortadoğu'da belki de tüm dünya tarihini değiştirecek önemde bir barışın gerçekten sağlanması yolunda en büyük şans da yakalanmış oldu.
iki lider birçok konuda taviz vermeye hazırdı, yeter ki bir noktada el sıkışılsın, bu iş de bitsin.
***
işte o noktada Yaser Arafat ortaya çıktı.
Görüşmeler sürecinde istediği tavizleri aldı. Aldıkça daha çok istedi. Daha çok aldı.
Sonunda gelinen noktada Arafat talep ettiklerinin yüzde 97'sini almıştı israil'den.
Ve bununla da yetinmedi. Geri kalan yüzde 3 için de bastırmaya başladı.
Yapma etme denildi kendisine. Hiçbir devlet her şeye taviz verip karşılığında bir şey almamayı göze alamaz, böyle tavır alma, bak işin sonuna gelindi, büyük bir işin eşiğindeyiz, tehlikeye atma işi denildi.
Ama o kimseyi dinlemedi. Tam uzlaşacakmış gibi gözükürken anlaşmayı reddetti ve halkı için koparmış olduğu yüzde 97'yi de harcadı.
Sevgili okurlar bana göre Arafat bir insanlık suçlusudur.
Mazlumun yanında otomatik yer almaya hazır alan kafalar bu suçlamaya tepki gösterecek biliyorum ama o gün Arafat, halkı için aldığı tavizlerle bir anlaşmaya imza atmış olsaydı ne 11 Eylül terörist saldırısı olurdu ne Afganistan ne de Irak'ın işgali.
Ve bugün barışı kurmakta olan bir Ortadoğu ile insanlık çok başka yerlerde olurdu.
Türkiye olayda taraflar arasında tavır alırken zamanında kimin ne yapmış olduğunu da iyi düşünmeli ve tavrını kardeşlik nutuklarına, yalan sevgi gösterilerine kanmadan belirlemelidir.
işte gördüğünüz gibi aslında herşey sanıldığı gibi gelişmiyor,savaşı bazen sadece özgür olmak istediğini papağan gibi tekrar eden,bunu da bilinçsizce söyleyen ve ne anlama geldiğini bile bilmeyen sonra pürüz çıkınca da bütün barış uğraşlarını bir kalemde silebilecek kadar cahil ve bilgisiz olan taraf ta çıkarabiliyor.
ama şunu de ilave edeyim;benim arafat hakkındaki fikirlerimi değiştiren sadece ve sadece bu yazıdır.o yüzden bu yazının kolpa çıkması durumunda da fena bir şekilde g.t olma ihtimalim de var.serdar turgut un amerika sevdasının onu bazen ne kadar şaşırtabilidiğini de işin içine katarsak aslında risk büyük.ama açıkçası yazıdaki siyasi liderleri biraz araştırınca da görülüyor ki evet,bu liderler barış yanlısıydılar. e bu durumda barış olmadığına göre suçlu arafattır!bakalım gelecek daha neler gösterecek,kahraman bildiklerimiz aslında nasıl da yobaz çıkacak;kimler bizi şaşırtacak izleyip görmek lazım.
serdar turgutun bir yazısında yazdığı bir olay yaser arafatla ilgili düşüncelerimi tamamen değiştirmeye yetmiştir.isterseniz bunu direkt serdar turgutun kaleminden okuyalım:
Aşağıda anlatacağım olayı ben Suudi Arabistan'ın uzun yıllar boyunca Washington Büyükelçiliği'ni yapmakta olan Prens Bandar'ın Amerikan basınına yaptığı açıklamalardan öğrendim.
Prens Bandar sadece bir büyükelçi değil aynı zamanda dünya ölçeğinde güç oyununu oynayan bir devlet adamıdır da.
Bölgeyle ilgili gizli süreçlerin birçoğunda perde arkasında onun imzası vardır.
Hatta Washington'ın en güçlü insanları arasında yer aldığı bile kolaylıkla söylenebilir.
Prens Bandar'ın perde arkasını anlattığı olay Clinton'ın başkanlığı döneminde oldu.
Clinton, Filistin ile israil arasında barışın sağlanmasına büyük önem veriyordu. Bunun başkanlığının en önemli işi olacağı kanaatindeydi. iki ülke arasında barışı sağlayan başkan olarak tarihe geçmek niyetindeydi.
Bu işe giriştiğinde israil'de Başbakan Ehud Barak'tı.
Ehud Barak da barışa inanan, barışa giden yolda taviz vermeye hazır, duygusal bir insandı.
Clinton ve Barak bir araya gelince de Ortadoğu'da belki de tüm dünya tarihini değiştirecek önemde bir barışın gerçekten sağlanması yolunda en büyük şans da yakalanmış oldu.
iki lider birçok konuda taviz vermeye hazırdı, yeter ki bir noktada el sıkışılsın, bu iş de bitsin.
***
işte o noktada Yaser Arafat ortaya çıktı.
Görüşmeler sürecinde istediği tavizleri aldı. Aldıkça daha çok istedi. Daha çok aldı.
Sonunda gelinen noktada Arafat talep ettiklerinin yüzde 97'sini almıştı israil'den.
Ve bununla da yetinmedi. Geri kalan yüzde 3 için de bastırmaya başladı.
Yapma etme denildi kendisine. Hiçbir devlet her şeye taviz verip karşılığında bir şey almamayı göze alamaz, böyle tavır alma, bak işin sonuna gelindi, büyük bir işin eşiğindeyiz, tehlikeye atma işi denildi.
Ama o kimseyi dinlemedi. Tam uzlaşacakmış gibi gözükürken anlaşmayı reddetti ve halkı için koparmış olduğu yüzde 97'yi de harcadı.
Sevgili okurlar bana göre Arafat bir insanlık suçlusudur.
Mazlumun yanında otomatik yer almaya hazır alan kafalar bu suçlamaya tepki gösterecek biliyorum ama o gün Arafat, halkı için aldığı tavizlerle bir anlaşmaya imza atmış olsaydı ne 11 Eylül terörist saldırısı olurdu ne Afganistan ne de Irak'ın işgali.
Ve bugün barışı kurmakta olan bir Ortadoğu ile insanlık çok başka yerlerde olurdu.
Türkiye olayda taraflar arasında tavır alırken zamanında kimin ne yapmış olduğunu da iyi düşünmeli ve tavrını kardeşlik nutuklarına, yalan sevgi gösterilerine kanmadan belirlemelidir.
işte gördüğünüz gibi aslında herşey sanıldığı gibi gelişmiyor,savaşı bazen sadece özgür olmak istediğini papağan gibi tekrar eden,bunu da bilinçsizce söyleyen ve ne anlama geldiğini bile bilmeyen sonra pürüz çıkınca da bütün barış uğraşlarını bir kalemde silebilecek kadar cahil ve bilgisiz olan taraf ta çıkarabiliyor.
ama şunu de ilave edeyim;benim arafat hakkındaki fikirlerimi değiştiren sadece ve sadece bu yazıdır.o yüzden bu yazının kolpa çıkması durumunda da fena bir şekilde g.t olma ihtimalim de var.serdar turgut un amerika sevdasının onu bazen ne kadar şaşırtabilidiğini de işin içine katarsak aslında risk büyük.ama açıkçası yazıdaki siyasi liderleri biraz araştırınca da görülüyor ki evet,bu liderler barış yanlısıydılar. e bu durumda barış olmadığına göre suçlu arafattır!bakalım gelecek daha neler gösterecek,kahraman bildiklerimiz aslında nasıl da yobaz çıkacak;kimler bizi şaşırtacak izleyip görmek lazım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar