bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı23
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- ne mutlu türküm diyene3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- muhteşem yüzyıl3
- her biji amed3
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- habire1219
- meriç keskin3
- türkiye türklerindir3
- amedspor'un süper ligin lideri olması12
- lilith fahişe mi sorunsalı2
- sarışın kızlar4
- uçan arabalar neden çıkmadı3
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler2
- 0 0 719
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- vedat muriqi5
- sudekiray5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- kuzu eti2
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- kadınların araba kullanırken yapamadıkları şeyler2
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- üniversite okumak3
- fırın sütlaç2
- fotomen3
- evli kadına kocan çok şanslı demek4
- sözlükteki sinsi köpekler8
- true ile sevişmek5
- hepinizi karim yapacam olum2
- sıfır atık vakfı11
- mason greenwood4
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sözlüğün aptal kaynaması5
- kardeşler araştırma2
- delilik2
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- cinayeti siz mi işlediniz4
- kadir inanır'ın mirası8
- atatürk diyor ki6
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- rakı arasında çay içmek6
- cop318
- 20212
- evrene enerji gönderen müslüman9
"istanbul istanbul dedim sana geldim. istanbul istanbul dedim de ne buldum diyor Ezginin Günlüğü, bütün umutlarını istanbul'a bağlayıp "istanbul istanbul diye" özenip bu şehre gelen birçok insan gibi... Ezginin Günlüğü'nün istanbul'u, bu şehrin, insanları hangi dertlere saldığını, nasıl yaktığını, neleri çaldığını anlatıyor. Müzik insanın içini kıpırdatmaya başlasa da Hüsnü Arkan "Beni ne dertlere saldın istanbul" dedikten sonra istanbul'un bizi saldığı dertleri düşünür oluyoruz ister istemez. Hayaller ve istanbul... Ümitler ve yıkıntılar... işte beslenen onca umudun kayboluşunda, kaybeden insanın isyanı...
Kimler kimler kanmadı ki bu şehrin büyüsüne... Bu şehre getirilen tek sermaye umuttur. Her şey göze alınır, annenin kaybı bile... Anasının gözünden ayırmadığı evladı, artık anasını dinlemez olur çünkü bu şehir başını döndürmüştür bir kere. Öyle büyülü ve hareketlidir ki şehir, yıllar geçer ve ananın yüzü unutulmuştur. "Bu koca şehirde ben yalnız kaldım" dendiğinde, kalabalık şehir içinde tek başına bir o yana bir bu yana yıkılırken bulmuştur kendini...
Hâlbuki ne umutlarla gelmişti bu şehre, neler neler kurmuştu kendi dünyasında. "Hani taş toprağın altın istanbul" diyordu şimdi. Kendi kafasında kurduğu taşı toprağı altın olan şehir değildi karşısındaki. Bu şehirden "çalış çalış kazandığı üç beş kuruşu" da yine bu şehir alıyordu elinden. Aslında düşünüyordu da, belki de gerçekten, bu şehrin taşı da toprağı da altındı; elindeki üç beş kuruş bile bu şehrin taşına toprağına gittiğine göre... Beyaz mermerli camiler de derman değildi artık derdine. Bu şehir ateşti. Yakmıştı işte onu da, hayallerini de... Ne ümitle gelmiş ama ne bulmuştu.
istanbul, işte bu şarkı gibiydi. istanbul güler ama hüzünlü bir şehirdir hâlbuki. Bir yandan kıpır kıpır ve umutlu, bir yandan can yakıcı... Şarkının müziği gibi, şehre ilk adım baş döndürücü ancak sonrası sözleri gibi iç acıtıcı ve acıklı... Türkçe bilmeyen birinin bu şarkıyı dinlerken dans etmeye başlaması gibi istanbul'u bilmeyen birinin de bu şehre umut beslemesi doğaldı. istanbul, bir partiydi maskesini hiç düşürmeyen ve istanbul, bir bilmeceydi yüzyıllardır çözülemeyen... *
Kimler kimler kanmadı ki bu şehrin büyüsüne... Bu şehre getirilen tek sermaye umuttur. Her şey göze alınır, annenin kaybı bile... Anasının gözünden ayırmadığı evladı, artık anasını dinlemez olur çünkü bu şehir başını döndürmüştür bir kere. Öyle büyülü ve hareketlidir ki şehir, yıllar geçer ve ananın yüzü unutulmuştur. "Bu koca şehirde ben yalnız kaldım" dendiğinde, kalabalık şehir içinde tek başına bir o yana bir bu yana yıkılırken bulmuştur kendini...
Hâlbuki ne umutlarla gelmişti bu şehre, neler neler kurmuştu kendi dünyasında. "Hani taş toprağın altın istanbul" diyordu şimdi. Kendi kafasında kurduğu taşı toprağı altın olan şehir değildi karşısındaki. Bu şehirden "çalış çalış kazandığı üç beş kuruşu" da yine bu şehir alıyordu elinden. Aslında düşünüyordu da, belki de gerçekten, bu şehrin taşı da toprağı da altındı; elindeki üç beş kuruş bile bu şehrin taşına toprağına gittiğine göre... Beyaz mermerli camiler de derman değildi artık derdine. Bu şehir ateşti. Yakmıştı işte onu da, hayallerini de... Ne ümitle gelmiş ama ne bulmuştu.
istanbul, işte bu şarkı gibiydi. istanbul güler ama hüzünlü bir şehirdir hâlbuki. Bir yandan kıpır kıpır ve umutlu, bir yandan can yakıcı... Şarkının müziği gibi, şehre ilk adım baş döndürücü ancak sonrası sözleri gibi iç acıtıcı ve acıklı... Türkçe bilmeyen birinin bu şarkıyı dinlerken dans etmeye başlaması gibi istanbul'u bilmeyen birinin de bu şehre umut beslemesi doğaldı. istanbul, bir partiydi maskesini hiç düşürmeyen ve istanbul, bir bilmeceydi yüzyıllardır çözülemeyen... *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar