bugün

haya

yapabileceği her şeyi yapmayı kendine hak görmekle, yapabileceği halde elini çekmeyi bilmek arasındaki fark.

bir zamanlar haya, insanın kendisine koyduğu sınırdı. şimdi ise sınır koymak neredeyse ayıp. herkes her fikrini söylemek, her duygusunu teşhir etmek, her arzusunu ortalığa sermek ve bütün bunları da “ben böyleyim” diye pazarlamak derdinde. mahremiyet gizemini, ölçü itibarını, utanma da zaten ismini kaybetti.

gelinen yerde kabalık “samimiyet”, teşhir “özgüven”, arsızlık “özgürlük” diye paketlenebiliyor. insanın kendine yakışmayanı yapmaması ise çoğu zaman saflık muamelesi görüyor. sanki elinin uzandığı her şeye dokunmak, ağzından çıkan her şeyi söylemek ve kimsenin sınırını umursamamak modernliğin zorunlu şartıymış gibi.

oysa haya, başkalarının ne düşüneceğini korkarak hesaplamak değil; kimse bakmıyorken de kendine bir ölçü koyabilmekti.

çağın asıl fakirliği de burada başlıyor galiba: utanılacak şeylerin çoğalması değil, artık utanılacak bir şey kalmaması.

tşkrler.
© copyright 2005 - 2026