bugün
- akepe dönemi16
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- kelle paça6
- ben geldim naneler12
- teomancalmasur6
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- komşusu abazan iken hunharca sevişen komşu4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- izmirin en güzel semtleri5
- hastane acil bölümü7
- yemek seçen insan3
- uludağ sözlük magazin ekibi5
- kitap okumanın bir sike yaramaması3
- aga 250 gram için aranız bozulmasın3
- la loba22
- vermeyen kızın götünü kaldırmak2
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- engineer2820
- nasılsınız8
- öyle bir dünya yok5
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- karma doğru çalışıyor mu4
- benzini ayın birinde alın çünküüüü6
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- nerede ne yenir7
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- karapapak türkleri3
- tavuklu pilav2
- eski yazarlar geri gelsin12
- gürcü ile kürtçü5
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- el hakim2
- izmir de gece hayatı2
- kuşbaşılı kaşarlı pide3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- saçı sıfıra vurup bıyıkları ve sakalları kesmek4
- menemen yiyen erkek13
- edin dzeko2
- çorabın tekinin hep kaybolması2
- hamsili pide2
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan12
- anın görüntüsü27
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
öncelikle sakin olun.
soruşturma dediğimiz şey insanın zihninde, gerçekte olduğundan çok daha sinematografik yaşanan bir süreçtir.
insan kelimeyi duyduğu anda kendisini üçüncü sınıf bir polisiye dizisinin sezon finalinde buluyor.
saat 04.57.
dışarıdan bir araba sesi geliyor.
perdeyi iki santim aralıyorsun.
çöp kamyonu.
ama artık uyku kaçtı bir kere.
04.59'da buzdolabı motoru devreye giriyor.
“geldiler.”
05.03'te üst komşu sifonu çekiyor.
“bina sarıldı.”
05.11'de sokaktan simitçi geçiyor.
“demek parola bu.”
oysa büyük ihtimalle hayat normal akışında devam ediyor ve evrendeki insanların ezici çoğunluğu sizin dün gece internete yazdığınız üç paragraftan tamamen habersiz.
ama insan zihni böyle çalışmıyor.
özellikle sözlük yazarı zihni hiç çalışmıyor.
çünkü sözlük yazarı iki entry girdikten sonra kendisini basın tarihinin kayıp halkası zannetmeye son derece müsaittir.
adam gece 02.30'da pijamayla oturmuş, bir elinde çay, diğer elinde telefon, “bence bu konu aslında sosyolojik açıdan ele alınmalı” yazmış.
sonra yatağa girince bir anda:
“fazla mı ileri gittim?”
hayır kardeşim.
muhtemelen fazla ileri gitmedin.
muhtemelen sadece uykun geldi.
ama artık geri dönüş yoktur.
soruşturma psikolojisinin başlangıç seviyesi budur:
normal hayatın bütün sesleri anlam kazanmaya başlar.
apartmanın önünde duran beyaz doblo artık beyaz doblo değildir.
“neden özellikle beyaz?”
kargocu kapıyı çalar.
“hangi kurum?”
telefon bilinmeyen numaradan çalar.
açmazsın.
iki dakika sonra tekrar arar.
terlersin.
sonra mesaj gelir:
“internet taahhüdünüzün süresi dolmak üzeredir.”
işte insan bazen kendi destanının kahramanı olmaya o kadar heveslidir ki telekom kampanyasını bile devlet operasyonu zanneder.
ileri seviyelerde belirtiler ağırlaşır.
eski entryler kontrol edilir.
2017 yılında yazılmış “menemen soğansız olmaz” entrysi görülür.
bir süre düşünülür.
“buradan bir şey çıkar mı?”
çıkmaz.
ama insan yine de editler.
2014'te bir başlığa yalnızca “rez” yazmıştır.
onu da siler.
çünkü artık “rez” kelimesinin bile bağlamından koparılabileceğine inanmaktadır.
sonra bilgisayardaki dosyalar gözden geçirilir.
“yeni klasör (7)”
şüpheli.
“son_final_gerçek_final2.docx”
daha da şüpheli.
masaüstündeki “adsız.png” ise insanın kendi bilgisayarında kendisini yabancı istihbarat elemanı gibi hissetmesine yeter.
bir noktadan sonra kişi hukuki durumunu değil, kendi hayatının ne kadar açıklanamaz olduğunu sorgulamaya başlar.
“bu ekran görüntüsünü niye almışım?”
bilmiyorsun.
“2019'da bunu niye yazmışım?”
onu da bilmiyorsun.
zaten insanın geçmişte internete yazdığı şeylerle yüzleşmesi başlı başına yeterli bir cezadır.
sonra büyük hazırlık başlar.
çelik don giyilir.
çay demlenir.
telefon yüzde yüz şarj edilir.
ve beklenir.
05.00 olur.
bir şey olmaz.
05.30 olur.
bir şey olmaz.
06.15.
kuşlar ötmeye başlar.
07.00.
fırından ekmek kokusu gelir.
08.30.
artık insanın içinde tuhaf bir hayal kırıklığı oluşmaya başlar.
çünkü bütün gece zihninde öyle büyük bir prodüksiyon hazırlamıştır ki kimsenin gelmemesi neredeyse kişisel hakaret gibi gelir.
“ulan bari kapıyı bir çalan olsaydı.”
sonra saat 09.40 civarında gerçekten kapı çalar.
kalp durur.
insan ağır ağır kapıya yürür.
dürbünden bakar.
karşıda bir adam.
elinde paket.
işte o an bütün hayat gözlerinin önünden geçer.
kapıyı açarsın.
adam sorar:
“onur bey?”
“evet...”
“kargonuz var.”
imza atarsın.
paketi alırsın.
kapıyı kapatırsın.
ve yaklaşık on saniye boyunca duvara bakarsın.
çünkü insan bazen tarihin kendisini izlediğini düşünürken aslında yalnızca kargo takip sistemi tarafından izlenmektedir.
yeni başlayanlar için soruşturmanın ilk ve belki de en önemli dersi budur:
hukuki meseleleri hukukçulara bırakın.
resmî bir bildirim varsa ciddiye alın, gerekiyorsa profesyonel destek alın.
ama ortada hiçbir şey yokken kendi kafanızda netflix dizisi çekmeyin.
çünkü sabaha kadar kapının çalmasını beklersiniz.
sonunda çalan kapı gerçekten gelir.
ve hayatınızın en büyük yüzleşmesi şu olur:
“abi aşağıya kadar geldim, teslimat kodunu söyler misiniz?”
soruşturma dediğimiz şey insanın zihninde, gerçekte olduğundan çok daha sinematografik yaşanan bir süreçtir.
insan kelimeyi duyduğu anda kendisini üçüncü sınıf bir polisiye dizisinin sezon finalinde buluyor.
saat 04.57.
dışarıdan bir araba sesi geliyor.
perdeyi iki santim aralıyorsun.
çöp kamyonu.
ama artık uyku kaçtı bir kere.
04.59'da buzdolabı motoru devreye giriyor.
“geldiler.”
05.03'te üst komşu sifonu çekiyor.
“bina sarıldı.”
05.11'de sokaktan simitçi geçiyor.
“demek parola bu.”
oysa büyük ihtimalle hayat normal akışında devam ediyor ve evrendeki insanların ezici çoğunluğu sizin dün gece internete yazdığınız üç paragraftan tamamen habersiz.
ama insan zihni böyle çalışmıyor.
özellikle sözlük yazarı zihni hiç çalışmıyor.
çünkü sözlük yazarı iki entry girdikten sonra kendisini basın tarihinin kayıp halkası zannetmeye son derece müsaittir.
adam gece 02.30'da pijamayla oturmuş, bir elinde çay, diğer elinde telefon, “bence bu konu aslında sosyolojik açıdan ele alınmalı” yazmış.
sonra yatağa girince bir anda:
“fazla mı ileri gittim?”
hayır kardeşim.
muhtemelen fazla ileri gitmedin.
muhtemelen sadece uykun geldi.
ama artık geri dönüş yoktur.
soruşturma psikolojisinin başlangıç seviyesi budur:
normal hayatın bütün sesleri anlam kazanmaya başlar.
apartmanın önünde duran beyaz doblo artık beyaz doblo değildir.
“neden özellikle beyaz?”
kargocu kapıyı çalar.
“hangi kurum?”
telefon bilinmeyen numaradan çalar.
açmazsın.
iki dakika sonra tekrar arar.
terlersin.
sonra mesaj gelir:
“internet taahhüdünüzün süresi dolmak üzeredir.”
işte insan bazen kendi destanının kahramanı olmaya o kadar heveslidir ki telekom kampanyasını bile devlet operasyonu zanneder.
ileri seviyelerde belirtiler ağırlaşır.
eski entryler kontrol edilir.
2017 yılında yazılmış “menemen soğansız olmaz” entrysi görülür.
bir süre düşünülür.
“buradan bir şey çıkar mı?”
çıkmaz.
ama insan yine de editler.
2014'te bir başlığa yalnızca “rez” yazmıştır.
onu da siler.
çünkü artık “rez” kelimesinin bile bağlamından koparılabileceğine inanmaktadır.
sonra bilgisayardaki dosyalar gözden geçirilir.
“yeni klasör (7)”
şüpheli.
“son_final_gerçek_final2.docx”
daha da şüpheli.
masaüstündeki “adsız.png” ise insanın kendi bilgisayarında kendisini yabancı istihbarat elemanı gibi hissetmesine yeter.
bir noktadan sonra kişi hukuki durumunu değil, kendi hayatının ne kadar açıklanamaz olduğunu sorgulamaya başlar.
“bu ekran görüntüsünü niye almışım?”
bilmiyorsun.
“2019'da bunu niye yazmışım?”
onu da bilmiyorsun.
zaten insanın geçmişte internete yazdığı şeylerle yüzleşmesi başlı başına yeterli bir cezadır.
sonra büyük hazırlık başlar.
çelik don giyilir.
çay demlenir.
telefon yüzde yüz şarj edilir.
ve beklenir.
05.00 olur.
bir şey olmaz.
05.30 olur.
bir şey olmaz.
06.15.
kuşlar ötmeye başlar.
07.00.
fırından ekmek kokusu gelir.
08.30.
artık insanın içinde tuhaf bir hayal kırıklığı oluşmaya başlar.
çünkü bütün gece zihninde öyle büyük bir prodüksiyon hazırlamıştır ki kimsenin gelmemesi neredeyse kişisel hakaret gibi gelir.
“ulan bari kapıyı bir çalan olsaydı.”
sonra saat 09.40 civarında gerçekten kapı çalar.
kalp durur.
insan ağır ağır kapıya yürür.
dürbünden bakar.
karşıda bir adam.
elinde paket.
işte o an bütün hayat gözlerinin önünden geçer.
kapıyı açarsın.
adam sorar:
“onur bey?”
“evet...”
“kargonuz var.”
imza atarsın.
paketi alırsın.
kapıyı kapatırsın.
ve yaklaşık on saniye boyunca duvara bakarsın.
çünkü insan bazen tarihin kendisini izlediğini düşünürken aslında yalnızca kargo takip sistemi tarafından izlenmektedir.
yeni başlayanlar için soruşturmanın ilk ve belki de en önemli dersi budur:
hukuki meseleleri hukukçulara bırakın.
resmî bir bildirim varsa ciddiye alın, gerekiyorsa profesyonel destek alın.
ama ortada hiçbir şey yokken kendi kafanızda netflix dizisi çekmeyin.
çünkü sabaha kadar kapının çalmasını beklersiniz.
sonunda çalan kapı gerçekten gelir.
ve hayatınızın en büyük yüzleşmesi şu olur:
“abi aşağıya kadar geldim, teslimat kodunu söyler misiniz?”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar