bugün
- ortanca çocuk günü2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz15
- çarşaf peçe türbanın hıristiyan kıyafeti olması3
- ciddi ilişki yaşayamamak3
- zorunlu eğitim12
- beşer esad kardeşi ve kuzeninin ölüm cezası4
- 6 aylık ev kiralamak2
- imam malik2
- bir şeyler söyle3
- reenkarnasyon gerçek olsaydı intihar oranları2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz6
- balık etli kızların zayıflardan daha çekici olması3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle15
- pınar altuğ'un prime döneminin bitmesi2
- şeyh galip2
- toprağı bol olsun2
- sebahattin şirin14
- çerçeve yasa22
- çalışmak özgürlük müdür5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak7
- apo piçtir piç kalacak12
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- cıvık çift5
- velvet5
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- blackberry6
- sözlükte kadın yazar olması5
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- kalp krizi8
- ekşi sözlük referans18
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- anın görüntüsü15
- sonbahar2
- profilini gizli tutma nedeni9
- bu saatte yemek yemek4
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz4
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları4
- arkadaşlar ben şişman miyim4
- romelu lukaku7
- tenis oynayan erkek4
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- ey insan4
- su tabancasından su içen çocuk4
- türk milletine kurulan pusu7
- sözlüğün kapanması4
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- yeni partinin çerçeve yasa kararı14
new york’lu o saygın psikanalist, yıllarca başkalarının en karanlık sırlarını dinleyip dururken bir anda kendi hayatının en sinsi oyunun ortasında buluyor kendini. kitap öyle akıcı ki sayfalar film şeridi gibi gidiyor, durmak bilmiyorsun.
gerilim dozu tam kıvamında, psikolojik derinlik de cabası. yazar karakterin iç dünyasını katman katman soyarken sen de ister istemez kendi küçük nevrozlarınla yüzleşiyorsun. “ulan ben de mi böyleyim” dedirten anlar eksik değil, trajikomik bir yanı da var işin. bir yandan gülüyor, bir yandan off be diyorsun.
başyapıt diye ortalığı inletmiyor tabii, edebi bir şaheser falan değil. ama amacına cuk oturuyor: seni sayfaların içine hapsediyor, biraz daha dedirtiyor, bitince de ruhum biraz örselendi ama iyi anlamda hissi bırakıyor. çevirisi eski baskılarda biraz pütürlü olabiliyor, o ayrı mesele, ama hikaye o kadar sarıyor ki dildeki o küçük pürüzleri de yutabiliyorsun. psikolojik gerilim sevenlere, akıl oyunlarına meraklı olanlara birebir. sevmeyenlere bile bi şans verin derim. okuyun oğlum, bilinçaltınızın kapısını bi’ tıklatın, o zaten sizi bekliyor.
(bkz: john katzenbach)
gerilim dozu tam kıvamında, psikolojik derinlik de cabası. yazar karakterin iç dünyasını katman katman soyarken sen de ister istemez kendi küçük nevrozlarınla yüzleşiyorsun. “ulan ben de mi böyleyim” dedirten anlar eksik değil, trajikomik bir yanı da var işin. bir yandan gülüyor, bir yandan off be diyorsun.
başyapıt diye ortalığı inletmiyor tabii, edebi bir şaheser falan değil. ama amacına cuk oturuyor: seni sayfaların içine hapsediyor, biraz daha dedirtiyor, bitince de ruhum biraz örselendi ama iyi anlamda hissi bırakıyor. çevirisi eski baskılarda biraz pütürlü olabiliyor, o ayrı mesele, ama hikaye o kadar sarıyor ki dildeki o küçük pürüzleri de yutabiliyorsun. psikolojik gerilim sevenlere, akıl oyunlarına meraklı olanlara birebir. sevmeyenlere bile bi şans verin derim. okuyun oğlum, bilinçaltınızın kapısını bi’ tıklatın, o zaten sizi bekliyor.
(bkz: john katzenbach)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar