bugün
- zorunlu eğitim11
- sonbahar2
- velvet5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle15
- cin2
- ey insan4
- sebahattin şirin14
- hiçbir servet zamanı satın alamaz12
- çalışmak özgürlük müdür5
- çerçeve yasa22
- cıvık çift5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak7
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- sözlükte kadın yazar olması5
- blackberry6
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- apo piçtir piç kalacak12
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- bu saatte yemek yemek4
- hepinizin agzina biber surcem7
- kalp krizi8
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz4
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları4
- arkadaşlar ben şişman miyim4
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- ekşi sözlük referans18
- anın görüntüsü15
- tenis oynayan erkek4
- profilini gizli tutma nedeni9
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- romelu lukaku7
- su tabancasından su içen çocuk4
- beşer esad kardeşi ve kuzeninin ölüm cezası3
- sözlüğün kapanması4
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- mony tontana3
- türk milletine kurulan pusu7
- eski türkiye5
- vize dolandırıcılarına 6 ilde operasyon2
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- mel melin palavra sıkması7
- burçlara inanmak3
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- renault 92
- allah'ın delili hazreti mehdi5
new york’lu o saygın psikanalist, yıllarca başkalarının en karanlık sırlarını dinleyip dururken bir anda kendi hayatının en sinsi oyunun ortasında buluyor kendini. kitap öyle akıcı ki sayfalar film şeridi gibi gidiyor, durmak bilmiyorsun.
gerilim dozu tam kıvamında, psikolojik derinlik de cabası. yazar karakterin iç dünyasını katman katman soyarken sen de ister istemez kendi küçük nevrozlarınla yüzleşiyorsun. “ulan ben de mi böyleyim” dedirten anlar eksik değil, trajikomik bir yanı da var işin. bir yandan gülüyor, bir yandan off be diyorsun.
başyapıt diye ortalığı inletmiyor tabii, edebi bir şaheser falan değil. ama amacına cuk oturuyor: seni sayfaların içine hapsediyor, biraz daha dedirtiyor, bitince de ruhum biraz örselendi ama iyi anlamda hissi bırakıyor. çevirisi eski baskılarda biraz pütürlü olabiliyor, o ayrı mesele, ama hikaye o kadar sarıyor ki dildeki o küçük pürüzleri de yutabiliyorsun. psikolojik gerilim sevenlere, akıl oyunlarına meraklı olanlara birebir. sevmeyenlere bile bi şans verin derim. okuyun oğlum, bilinçaltınızın kapısını bi’ tıklatın, o zaten sizi bekliyor.
(bkz: john katzenbach)
gerilim dozu tam kıvamında, psikolojik derinlik de cabası. yazar karakterin iç dünyasını katman katman soyarken sen de ister istemez kendi küçük nevrozlarınla yüzleşiyorsun. “ulan ben de mi böyleyim” dedirten anlar eksik değil, trajikomik bir yanı da var işin. bir yandan gülüyor, bir yandan off be diyorsun.
başyapıt diye ortalığı inletmiyor tabii, edebi bir şaheser falan değil. ama amacına cuk oturuyor: seni sayfaların içine hapsediyor, biraz daha dedirtiyor, bitince de ruhum biraz örselendi ama iyi anlamda hissi bırakıyor. çevirisi eski baskılarda biraz pütürlü olabiliyor, o ayrı mesele, ama hikaye o kadar sarıyor ki dildeki o küçük pürüzleri de yutabiliyorsun. psikolojik gerilim sevenlere, akıl oyunlarına meraklı olanlara birebir. sevmeyenlere bile bi şans verin derim. okuyun oğlum, bilinçaltınızın kapısını bi’ tıklatın, o zaten sizi bekliyor.
(bkz: john katzenbach)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar