bugün
- eski yazarlar geri gelsin9
- evli olduğunu gizleyen yazarlar15
- nickin yanında yaş da yazsın16
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- nervio'nun ayakları18
- la loba21
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı23
- recep tayyip erdoğan12
- engineer2817
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması9
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
- domates çorbası8
- kolonya koleksiyonu5
- volkswagen passat7
- yalancı sözlük yazarları6
- esat oktay yıldıran5
- ukraynalı kızlar gelecek mi beyler6
- menemen yiyen erkek10
- çeyrek depo kalır kalmaz akaryakıt alan tip11
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar4
- arabanın ön koltuğuna t shirt giydirmek11
- sürekli sözlük içi konularda başlık açılması5
- hesabını gizleyen erkek yazar23
- deniz kenarı2
- eğirdir gölü canavarı2
- öldüreni öldürmek14
- dışarıda herkesin suratının 5 karış olması3
- günaydın diyen insanın amacı2
- skechers giyen kız9
- eski sevgiliden kalan mesajlar2
- karabüklü kızlar2
- abi lavabo var mı10
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi13
- ayağına nutella sürüp bu bitecek diyen kız10
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı54
- sıkıldım4
- sözlükteki tramessi yazarlar9
- kot kafalı5
- sözlükten bir yazarla evlenilir mi4
- sabah erken kalkmanın erdem sayılması10
- kız isteme ayininde tuzlu kahve ikram eden yelloz3
- queen ravenna'nın ayakları6
- hoşgelmiş inşallah kazdır3
- lezbiyen arkadaşınızı kız arkadaşınızla tanıştırma7
- izmirim izmirim nereye gitsem özlerim7
- amber kokulu sıvı sabun3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- lütfen beni ciddiye almayın2
- sözlük kızları olarak ayak resmi atıyoruz5
- padişaha sormuşlar4
benimki figendi.
doğu karadeniz’in kör itin öldüğü yerdeki bir dağ köyünde 57 mevcutlu bir ilk okulun birleştirilmiş bir sınıfında çok da birleştirilememiş bölük pörçük bir hikayesidir bu.
benden 1 yaş büyüktü figen. bilenler bilir o çağlarda 1 yaş 1 koca asır gibiydi sanki. her şeyi biliyordu figen benim gözümde, 2. sınıftı çünkü boru değil. 2. sınıf ulan. kız cayır cayır okuyup yazabilirken senin gözünde harfler rakamlar anlamsız şekillerden ibaret. kalem dahi tutamıyorsun doğru düzgün. figen öyle değil, kalemi baş işaret ve orta parmakların arasında tutturmaya çalışıyor güzel eliyle. eli değerken eline kalbin yerinden çıkacak gibi oluyor yüzünü bir ateş basıyor sanki.
ama kast sistemi var figenle senin aranda. figen okul müdürünün kızı. figenin defterindeki o kırmızı satırbaşı çizgisi fabrikasyon, sen cetvelle yampiri yumpiri çizmişsin. bir de figen’in önlüğünün yakası ipeğimsi saten. üstünde a b c ve 1 2 3 nakışları var senin yakan ise etamin.
yerli malı haftası kutlanıyor. figenin annesi fındıklı un kurabiyesi yapmış. hani üstüne telveli kahve fincanı bastırılıp ortasına fındık konulan ve yerken dilin damağına yapışıp zerre haysiyet koymayan kurabiyelerden. hani yerken birşey diyecek olsan ağzının içinde dil çevirmek mümkün olmaz ya hebele hübele edersin öyle bir izzetinefissiz kurabiye.
senin başında anan bile yok. nenen kete yapmış, hiç kete fındıklı un kurabiyesine eş mi?
yıllar yıllar sonra istanbul’a atanıyorsun, figen de istanbul’da doktor. koltuğunun altında un kurabiyesi figen’i görmeye gidiyorsun. salak işte sanki geçmişin intikamını alacak benim başıma. olm karı yoğunluktan dününü unutmuş 20 sene öncesini nerden hatırlasın, kurabiye ne alaka diyor.
bir de evlenmiş zaten, küçük kalmış ama boydan. nasıl desem 1.45 filan. küçükken bak bak bitmezdi.
yarım yamalak köyden okuldan eskilerden filan konuşup olaysız dağılıyoruz. figen eski zerafeti kalmayan tombik elleriyle ağzından unlar saça saça bunu saymam ama bi daha beklerim gibisinden bişeyler geveliyor. he olur deyip telefonlarımızı alıp vedalaşıyoruz.
aylar sonra gecenin bir yarısı arıyor. kafandaki tüm saçma senaryoları def edip açtığında ağlayan sesiyle acil gel diyor. acil gidiyorsun tabi. figen bir yandan da kıyısından köşesinden senin akraban.
tatk tak tak tak seriye bağlayıp kapıyı çalıyorsun. ağzı burnu dağılmış bir vaziyette kapıyı açıyor. kocası dövmüş, kocası da 1.63 filan. allah’ın vitaminsizi.
o an başın dönüyor, kulakların çınlıyor, gözlerin kararıyor, şakakların atıyor. hani cinnet hali olur ya öyle birşey varsa o an yaşadım sanki.
kendime geldiğimde kocasını altıma almışım ağzını yüzünü hoşaf etmişim, figen dur öldüreceksin deyip bileklerime yapışınca durumun ciddiyetini anladım.
bir süre sonra da boşanıyorlar zaten. birkaç kez arasa da açmaya elim gitmiyor.
nasıl derler bazen bir tel kopar ahenk kaybolur!
doğu karadeniz’in kör itin öldüğü yerdeki bir dağ köyünde 57 mevcutlu bir ilk okulun birleştirilmiş bir sınıfında çok da birleştirilememiş bölük pörçük bir hikayesidir bu.
benden 1 yaş büyüktü figen. bilenler bilir o çağlarda 1 yaş 1 koca asır gibiydi sanki. her şeyi biliyordu figen benim gözümde, 2. sınıftı çünkü boru değil. 2. sınıf ulan. kız cayır cayır okuyup yazabilirken senin gözünde harfler rakamlar anlamsız şekillerden ibaret. kalem dahi tutamıyorsun doğru düzgün. figen öyle değil, kalemi baş işaret ve orta parmakların arasında tutturmaya çalışıyor güzel eliyle. eli değerken eline kalbin yerinden çıkacak gibi oluyor yüzünü bir ateş basıyor sanki.
ama kast sistemi var figenle senin aranda. figen okul müdürünün kızı. figenin defterindeki o kırmızı satırbaşı çizgisi fabrikasyon, sen cetvelle yampiri yumpiri çizmişsin. bir de figen’in önlüğünün yakası ipeğimsi saten. üstünde a b c ve 1 2 3 nakışları var senin yakan ise etamin.
yerli malı haftası kutlanıyor. figenin annesi fındıklı un kurabiyesi yapmış. hani üstüne telveli kahve fincanı bastırılıp ortasına fındık konulan ve yerken dilin damağına yapışıp zerre haysiyet koymayan kurabiyelerden. hani yerken birşey diyecek olsan ağzının içinde dil çevirmek mümkün olmaz ya hebele hübele edersin öyle bir izzetinefissiz kurabiye.
senin başında anan bile yok. nenen kete yapmış, hiç kete fındıklı un kurabiyesine eş mi?
yıllar yıllar sonra istanbul’a atanıyorsun, figen de istanbul’da doktor. koltuğunun altında un kurabiyesi figen’i görmeye gidiyorsun. salak işte sanki geçmişin intikamını alacak benim başıma. olm karı yoğunluktan dününü unutmuş 20 sene öncesini nerden hatırlasın, kurabiye ne alaka diyor.
bir de evlenmiş zaten, küçük kalmış ama boydan. nasıl desem 1.45 filan. küçükken bak bak bitmezdi.
yarım yamalak köyden okuldan eskilerden filan konuşup olaysız dağılıyoruz. figen eski zerafeti kalmayan tombik elleriyle ağzından unlar saça saça bunu saymam ama bi daha beklerim gibisinden bişeyler geveliyor. he olur deyip telefonlarımızı alıp vedalaşıyoruz.
aylar sonra gecenin bir yarısı arıyor. kafandaki tüm saçma senaryoları def edip açtığında ağlayan sesiyle acil gel diyor. acil gidiyorsun tabi. figen bir yandan da kıyısından köşesinden senin akraban.
tatk tak tak tak seriye bağlayıp kapıyı çalıyorsun. ağzı burnu dağılmış bir vaziyette kapıyı açıyor. kocası dövmüş, kocası da 1.63 filan. allah’ın vitaminsizi.
o an başın dönüyor, kulakların çınlıyor, gözlerin kararıyor, şakakların atıyor. hani cinnet hali olur ya öyle birşey varsa o an yaşadım sanki.
kendime geldiğimde kocasını altıma almışım ağzını yüzünü hoşaf etmişim, figen dur öldüreceksin deyip bileklerime yapışınca durumun ciddiyetini anladım.
bir süre sonra da boşanıyorlar zaten. birkaç kez arasa da açmaya elim gitmiyor.
nasıl derler bazen bir tel kopar ahenk kaybolur!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar