bugün
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- chp'nin 103 yılı reklamı3
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- otobüste açamadığı camı kıran erkek4
- at eti yemek5
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- arkadaşlar ben artık ayı olmak istemiyorum2
- adana dürüm vs adana porsiyon5
- uyudun mu11
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- patso4
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız3
- özgüven5
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- şeffaf ayakkabı9
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi6
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- tavuğun neden kanatları var11
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- sinek as6
- s'i l v'e r m'i s t35
- insanı yoran duygular6
- uludağ sözlük size ne kattı27
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- gocu34
- kız düşürmenin kısa yolu19
- sözlüğün en masum yazarları18
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- taliban7
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- queen ravennadan mesaj var11
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- pandela 310
- spora başladım4
- kaşarlı sucuklu menemen8
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
- hayatın insana diz çöktürmeye çalışması5
- izmir yanıyor5
- kulaklık6
sokakta giderken biraz karnımı doyurayım diyorsun ama imkansız,
o tadı unutmak çok zor:
Sokakta yürürken etrafa yayılan kokular ilk başta “sokak lezzeti” gibi gelmeye çalışıyor ama gerçek hemen çarpıyor: her bir lokma, her bir tabak bok ve sidik kokusunun içinden doğuyor. Satıcılar tezgâhlarının önünde lapa kıvamına gelmiş, kahverengi-siyah renkli yiyecekleri sunuyor. Yemekler pütür pütür, içinde böcek kalıntıları kaynaşmış, her bir lokmada çürük sebze parçaları, küflenmiş hamur ve beyaz kurtçuklar cirit atıyor. Küçük, kıvrılan kurt türleri birbirine dolanmış, kimi kabuk altından çıkıp yüzeye fırlıyor.
Denediğin ilk tabakta dahi burnun yanıyor. Tat, bayat ve ekşi; ağızda çürük bir tat bırakıyor. Beyaz kurtçuklar dişlerinin arasına giriyor, küçük sinekler ve hamamböceklerinin kırıltıları hâlâ kulağında ve dilinde hissediliyor. ikinci lokmada miden bulanıyor; kusmak istiyorsun ama zor. Gözlerin yanıyor, sulanıyor; sokaktaki bok, sidik ve kurt kokusu gözlerini de yakıyor.
Her yeni menü bir öncekinden daha iğrenç. Bir tabakta katman katman sıçanların ve farelerin geçmişiyle birleşmiş lapa bir pirinç var; üzerinde beyaz kurtlar kıpır kıpır hareket ediyor, diğer kurt türleri lapa içinde dolanıyor. Bir başka tabakta inek ve insan sidik karışımıyla pişmiş kahverengi çorba var; tadına baktığında sanki ağzına su değil de ekşi, mayamsı ve sümüksü bir karışım çöküyor. Kusmadan yutmak imkânsız.
Sokaktaki insanların teri, sidik ve bok karışımı havaya sinmiş, nefes aldıkça ağızda ve burnunda iğrenç tatlar çoğalıyor. Ayağının altındaki pislikle birleşen yiyecekler, nefesini, gözlerini, bütün duyularını yakıyor. Bir tabak daha deniyorsun, miden geri tepkisini gösteriyor, gözlerin kanlanıyor, boğazın yanıyor; sanki tüm sokak ve yemekler sana karşı birleşmiş.
Bu sokak, yiyeceklerin değil, pisliğin, sidik ve bok karışımının, böcek ve kurt türlerinin pazarı hâline gelmiş. Her lokma nefret ve iğrençlikle birleşiyor; kusmadan geçemiyorsun, gözlerin yanıyor, ciğerin iğrençliğe tıkanıyor, adım attıkça zeminin yapışkanlığıyla boğuluyorsun.
o tadı unutmak çok zor:
Sokakta yürürken etrafa yayılan kokular ilk başta “sokak lezzeti” gibi gelmeye çalışıyor ama gerçek hemen çarpıyor: her bir lokma, her bir tabak bok ve sidik kokusunun içinden doğuyor. Satıcılar tezgâhlarının önünde lapa kıvamına gelmiş, kahverengi-siyah renkli yiyecekleri sunuyor. Yemekler pütür pütür, içinde böcek kalıntıları kaynaşmış, her bir lokmada çürük sebze parçaları, küflenmiş hamur ve beyaz kurtçuklar cirit atıyor. Küçük, kıvrılan kurt türleri birbirine dolanmış, kimi kabuk altından çıkıp yüzeye fırlıyor.
Denediğin ilk tabakta dahi burnun yanıyor. Tat, bayat ve ekşi; ağızda çürük bir tat bırakıyor. Beyaz kurtçuklar dişlerinin arasına giriyor, küçük sinekler ve hamamböceklerinin kırıltıları hâlâ kulağında ve dilinde hissediliyor. ikinci lokmada miden bulanıyor; kusmak istiyorsun ama zor. Gözlerin yanıyor, sulanıyor; sokaktaki bok, sidik ve kurt kokusu gözlerini de yakıyor.
Her yeni menü bir öncekinden daha iğrenç. Bir tabakta katman katman sıçanların ve farelerin geçmişiyle birleşmiş lapa bir pirinç var; üzerinde beyaz kurtlar kıpır kıpır hareket ediyor, diğer kurt türleri lapa içinde dolanıyor. Bir başka tabakta inek ve insan sidik karışımıyla pişmiş kahverengi çorba var; tadına baktığında sanki ağzına su değil de ekşi, mayamsı ve sümüksü bir karışım çöküyor. Kusmadan yutmak imkânsız.
Sokaktaki insanların teri, sidik ve bok karışımı havaya sinmiş, nefes aldıkça ağızda ve burnunda iğrenç tatlar çoğalıyor. Ayağının altındaki pislikle birleşen yiyecekler, nefesini, gözlerini, bütün duyularını yakıyor. Bir tabak daha deniyorsun, miden geri tepkisini gösteriyor, gözlerin kanlanıyor, boğazın yanıyor; sanki tüm sokak ve yemekler sana karşı birleşmiş.
Bu sokak, yiyeceklerin değil, pisliğin, sidik ve bok karışımının, böcek ve kurt türlerinin pazarı hâline gelmiş. Her lokma nefret ve iğrençlikle birleşiyor; kusmadan geçemiyorsun, gözlerin yanıyor, ciğerin iğrençliğe tıkanıyor, adım attıkça zeminin yapışkanlığıyla boğuluyorsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar