bugün
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı9
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi6
- akrabalarla ilişkiyi kes14
- kırmızı kaka7
- velvet hanım ile kahve içmek6
- kola neden koşer3
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı6
- güzel kızların dün sözlüğe uğramaması4
- süreç bittiğinde olacak 10 şey5
- mason greenwood8
- trabzon büyükşehir belediyesi2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı8
- kasetçalar dinlemiş efsanevi nesil2
- sözlükte sürekli güzel vadilerin yaylak olması4
- renault 9 broadway9
- ronald mcdonald2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay6
- pişman olacağını bile bile yapma2
- mikrodalgaya sucuk koymak6
- erdogan'a suikast timi itirafı5
- yan yana susabilen arkadaşlar3
- ölünce tekrar deneyin yazısı görmek2
- erkekte bıyık çok önemli4
- çocuklar duymasın zero tuna'nın tersi2
- akasya durağı sinan2
- evde tek başınayken sessiz konuşmak3
- erdoğan ın dünya lideri olması4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı16
- babanın ford escort parasını escortla yemek2
- 5 ağustos 2026 mallorca paris saint germain maçı2
- nihoşun ölümü15
- yazarların bildiği en kötü küfür5
- memduh bashgan14
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- clemence baptista4
- meal kuran değildir26
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- penise dövme yaptırmak3
- kezoların burada kibirlenmesi5
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- saç dökülmesi5
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- arkadaşlar bugün kavga yok mu5
- yazın yorganla yatan insan5
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması5
- futbol3
- artı oy alma yolları5
----------spoiler----------
babaya hasret piçliğimizi karaladığımız duvarlardır.
----------spoiler----------
"baba ve piç"
hiç okşanmamış, hiç öpülmemiş saçları vardı. kucağına oturtulmamış ve "oğlum" diye sevilmemişti. oysa belki bir gün koklanır diye hep en güzel kokan şampuanlarla yıkanmıştı. hep öpülüp koklanmaya hazırdı. hep masumdu, hep temizdi, hep sevilesiydi. yıllarını biriktirdiği köşelerinde kırıklarının sivrilerini saçlarına yol olmuş gidişlerden hep sakınmıştı. tevekkülsüz bir duaya acınası bir son hak etmemek için hep masum ve korunasıydı. hep sevilesiydi.
öpülesi saçlarını öpesi dudaklar günahla kirlendiğinde, yılların özlemiyle yanıp tutuşan hasretini bir sandığa kilitleyecek kadar da asildi. okşanası saçlarına dokunacak eller günahla yıkandığında, ukdelerini onurlu bir yaza saklayacak kadar da sadıktı. özlediği hep babasıydı. kollarında küçülttüğü dağ gibi adam değildi babası, sardığında çocuk gibi gözleri ışıldayan ama dili lal olmuş adam değildi babası; kucağında küçülüp kollarında sıkılmayı beklediği adamdı...
sağanak yağan sevgilerinden bir buket de şahsına münhasır bulabilmek arzusuyla yanmaktı piçliği. hayatının günlerinin 100'de !'i kadar karşılıklı akşam yemeği yiyememekti belki de... belki de çocukluğunun, beklenenle apartman kapısında karşılaşarak sabahları, yitirilmesinden hasıl olan bir hadiseydi. bir yanı özlemek, bir yanı beklemekti piçliğin. ikisi de hiç geçmedi. ikisi de hiç bitmedi.
en çok, değiştirilmiş bir cekette bulunan 2 sinema bileti dağlamıştı yüreğini piçliğin. piçliği hiç bu kadar piççe hissetmek olmamıştı. hiç bu kadar zoruna gitmemişti özlemlerin. babayla omuz omuza o sinemada oğul olmalıydı oysa... ruhunu kiralayıp etini satan bir kahpe değil. o sinemada oğulun saçları okşanmalıydı, oğulun yanakları öpülmeliydi.
zaman, çocukluğu da tüketirken evlatlığı tüketememişti. beklemek aynı beklemek, özlem aynı özlemdi. şaşılası şey, yaşanmamış şeyi özlemekti. hayatın cilvesi acımasız bir oyun oynarken, yüzleşmelere hazır hissedilemeyen beklenen gerçek, piçliği katmerlemeye niyetli cellat gibi adım atıyor; oğul yine her zamanki gibi dua ediyordu. hastanenin soğuk merdivenleri; özlemlere, dualara ve gerçeğe köprü kuran sessiz bir şahitti. kahrolası sebeplerle çıkılan taneleri, sadece alışıldık piçliğe razı inişlere şahit olması dualarıyla kim bilir kaç kere yorulmuştu... o en çok kahredilen piçliğe razı oluş da buydu.
piç kere piç olmaktansa baba ve piçi kalabilmek evladın dileği. lütfet ya rab!
29.12.2008
23:56
uğur yaman
babaya hasret piçliğimizi karaladığımız duvarlardır.
----------spoiler----------
"baba ve piç"
hiç okşanmamış, hiç öpülmemiş saçları vardı. kucağına oturtulmamış ve "oğlum" diye sevilmemişti. oysa belki bir gün koklanır diye hep en güzel kokan şampuanlarla yıkanmıştı. hep öpülüp koklanmaya hazırdı. hep masumdu, hep temizdi, hep sevilesiydi. yıllarını biriktirdiği köşelerinde kırıklarının sivrilerini saçlarına yol olmuş gidişlerden hep sakınmıştı. tevekkülsüz bir duaya acınası bir son hak etmemek için hep masum ve korunasıydı. hep sevilesiydi.
öpülesi saçlarını öpesi dudaklar günahla kirlendiğinde, yılların özlemiyle yanıp tutuşan hasretini bir sandığa kilitleyecek kadar da asildi. okşanası saçlarına dokunacak eller günahla yıkandığında, ukdelerini onurlu bir yaza saklayacak kadar da sadıktı. özlediği hep babasıydı. kollarında küçülttüğü dağ gibi adam değildi babası, sardığında çocuk gibi gözleri ışıldayan ama dili lal olmuş adam değildi babası; kucağında küçülüp kollarında sıkılmayı beklediği adamdı...
sağanak yağan sevgilerinden bir buket de şahsına münhasır bulabilmek arzusuyla yanmaktı piçliği. hayatının günlerinin 100'de !'i kadar karşılıklı akşam yemeği yiyememekti belki de... belki de çocukluğunun, beklenenle apartman kapısında karşılaşarak sabahları, yitirilmesinden hasıl olan bir hadiseydi. bir yanı özlemek, bir yanı beklemekti piçliğin. ikisi de hiç geçmedi. ikisi de hiç bitmedi.
en çok, değiştirilmiş bir cekette bulunan 2 sinema bileti dağlamıştı yüreğini piçliğin. piçliği hiç bu kadar piççe hissetmek olmamıştı. hiç bu kadar zoruna gitmemişti özlemlerin. babayla omuz omuza o sinemada oğul olmalıydı oysa... ruhunu kiralayıp etini satan bir kahpe değil. o sinemada oğulun saçları okşanmalıydı, oğulun yanakları öpülmeliydi.
zaman, çocukluğu da tüketirken evlatlığı tüketememişti. beklemek aynı beklemek, özlem aynı özlemdi. şaşılası şey, yaşanmamış şeyi özlemekti. hayatın cilvesi acımasız bir oyun oynarken, yüzleşmelere hazır hissedilemeyen beklenen gerçek, piçliği katmerlemeye niyetli cellat gibi adım atıyor; oğul yine her zamanki gibi dua ediyordu. hastanenin soğuk merdivenleri; özlemlere, dualara ve gerçeğe köprü kuran sessiz bir şahitti. kahrolası sebeplerle çıkılan taneleri, sadece alışıldık piçliğe razı inişlere şahit olması dualarıyla kim bilir kaç kere yorulmuştu... o en çok kahredilen piçliğe razı oluş da buydu.
piç kere piç olmaktansa baba ve piçi kalabilmek evladın dileği. lütfet ya rab!
29.12.2008
23:56
uğur yaman
Gündemdeki Haberler