bugün
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı17
- queen ravenna ifşası15
- sözlük kızlarının bicepsleri13
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği9
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- saat12
- kol saati8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- beşiktaş21
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- ayaklara fısıldayan adam5
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri6
- crystal palace8
- gocu nerede gocu3
- true'nun çaylak olması5
- denenecek çok şey var4
- tavuklu pilav7
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- fırın sütlaç8
- ümit akdağ3
- beşiktaş 2 crystal palace 22
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- özlemek3
- güney afrika4
- 40'a doğru yaklaşmak4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı2
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- yeşil3
- futbol19
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- izmirin en güzel semtleri10
- meksika açmazı macerası3
- izmirde murtakeye nezih yer diyen tip3
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati3
- akepe dönemi15
- avrupa10
- hay day3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- kadınların araba kullanmasına izin vermek3
- hayatın son gününde yapılabilecekler4
- kaslı erkekler varken cılız kadınlardan hoşlanmak2
- gocu reyizimizin sözlüğe dönmesi3
- nike2
- cep telefonu25
- türkiye24
Dedem Korkut Kitabı, Türklüğü konu alan bütün bilimler için çok zengin malzeme içeren eşsiz bir kaynaktır. O, Türk dilinin bir incisi olduğu gibi, sosyoloji, folklor, etnografya, tarih bilimleri açısından da ilk başvuru eserlerinden biridir.
Dedem Korkut Kitabı destani nitelikte hikâyelerden oluşmuş bir mecmuadır.
Kitap, içindeki 'boy'lar (destani hikâyeler) “Korkut” adlı bir Türk ozanına atfedildiği
için bu adla anılagelmiştir. Bulundukları kütüphanelerin adlarıyla isimlendirilen iki
nüshası vardır. Bir üçüncü nüsha Berlin Nüshası adıyla tanınmışsa da bunun, Dresden Nüshasının yakın zamandaki bir kopyası olduğu sonradan anlaşılmıştır
Dresden Nüshası
Dresden Krallık Kütüphanesi’nde Fleischer Külliyatı arasında 86 numarada
kayıtlı olan yazma, H. O. FLEISCHER tarafından bulunmuştur. Fakat onu ilk kez
bilim dünyasına tanıtan (1815 yılında) H. F. von DIEZ olmuştur.
Nesihle yazılmış olan nüsha 153 yapraktır. Birkaç istisna dışında harekesizdir.
Kapağının ortasında “kitāb‑ı dedem ḳorḳut ʿalā lisān‑ı ṭāife‑i oğuzān” unvanı, bunun altında stilize edilmiş bir yazı, sağ üst köşesinde “tārīḫ‑i vefāt‑i ʿos̱mān sene 993” kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtların dışında kapakta kitapla ilişkisi olmayan birtakım başka yazılar da vardır. Her sayfada 13 satır vardır. Metnin içine ne anlama geldiği henüz tam olarak anlaşılamayan birtakım küçük dairecikler serpiştirilmiştir. Bazı kelimeler ve başlıklar fark edilecek biçimde kalın yazı ile yazılmış olmakla beraber, gerek başlıklar gerek metnin manzum ve mensur kısımları birbirinden ayrılmaksızın yazılmıştır. Kelimelerin imlası birçok yerde tutarsız, bazı yerlerde de yanlıştır. Nüsha bir giriş ve 12 “boy”dan oluşmaktadır.
Yazmanın dili, gramer bakımından Eski Anadolu Türkçesi özellikleri gösterir.
Şivesi ise Azeri Türkçesine uymaktadır.
vatikan nüshası
Vatikan Kütüphanesi Türkçe yazmalar kısmında 102 numarayla kayıtlı olan Vatikan Nüshası, ilim âlemine 1950 yılında Ettore ROSSI tarafından tanıtılmıştır. Başka bir risaleyle aynı cilt içinde yer alan yazma, baştan başa harekeli bir nesihle yazılmıştır. 99 sayfa olmakla birlikte 97‑98. sayfaları kapsayan yaprak eksiktir. Her sayfada 13 satır bulunur. Yazmanın adı, “hikāyet‑i oğuz‑nāme‑i ḳażan beg ve ġayri” şeklinde verilmiştir. Dresden yazması gibi bu yazma da manzum ve mensur kısımlar birbirinden ayrılmaksızın yazılmıştır. Dili Osmanlı Türkçesi özellikleri gösterir.
Yazma, Dresden Nüshası’nda da yer alan giriş ve altı “boy”u içermektedir. Bazen
birtakım fazlalıklarla, bazen farklı yazımlarla, bazen de Dresden Nüshası’nda tam
olarak çözülememiş kısımların atlanmasıyla az çok Dresden Nüshası’ndan ayrılır.
Ettore ROSSI, Vatikan Nüshası’nın, paleografik açıdan Dresden Nüshası’ndan daha
eski ve genel olarak daha doğru olduğunu, metni iyi anlayan biri tarafından yazıldığını savunmuştur. Orhan Şaik GÖKYAY da bu görüşü benimsemiştir10. Muharrem ERGiN ise, Dresden Nüshası’nda anlaşılması güç olan kelimelerin bu nüshada atlanmış olmasına ve Dresden Nüshası’nda kolaylıkla fark edilen bazı yazım yanlışlarının bu nüshada da aynı şekilde bulunmasına dayanarak Vatikan Nüshası’nın serbest istinsahla Dresden Nüshası’ndan alındığı, en azından iki nüshanın da ortak bir başka nüshaya dayandığı görüşündedir. Muharrem ERGiN, gramer şekilleri ve üslup itibarıyla da Dresden Nüshası’nın daha eski olduğunu belirtmiştir. Ferhad ZEYNALOV, Samet ELiZADE, Hemid ARASLI, Cahit ÖZTELLi gibi araştırıcılar da yazmaların eskiliği hususunda Muharrem ERGiN’le aynı görüştedir. Ancak son zamanlarda nüshalardan herhangi birine üstünlük vermenin yanlış olduğunu, her iki nüshanın da önemli ve orijinal bilgiler içerdiğini savunan görüşler ön plana çıkmaya başlamıştır.
Dedem Korkut Kitabı destani nitelikte hikâyelerden oluşmuş bir mecmuadır.
Kitap, içindeki 'boy'lar (destani hikâyeler) “Korkut” adlı bir Türk ozanına atfedildiği
için bu adla anılagelmiştir. Bulundukları kütüphanelerin adlarıyla isimlendirilen iki
nüshası vardır. Bir üçüncü nüsha Berlin Nüshası adıyla tanınmışsa da bunun, Dresden Nüshasının yakın zamandaki bir kopyası olduğu sonradan anlaşılmıştır
Dresden Nüshası
Dresden Krallık Kütüphanesi’nde Fleischer Külliyatı arasında 86 numarada
kayıtlı olan yazma, H. O. FLEISCHER tarafından bulunmuştur. Fakat onu ilk kez
bilim dünyasına tanıtan (1815 yılında) H. F. von DIEZ olmuştur.
Nesihle yazılmış olan nüsha 153 yapraktır. Birkaç istisna dışında harekesizdir.
Kapağının ortasında “kitāb‑ı dedem ḳorḳut ʿalā lisān‑ı ṭāife‑i oğuzān” unvanı, bunun altında stilize edilmiş bir yazı, sağ üst köşesinde “tārīḫ‑i vefāt‑i ʿos̱mān sene 993” kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtların dışında kapakta kitapla ilişkisi olmayan birtakım başka yazılar da vardır. Her sayfada 13 satır vardır. Metnin içine ne anlama geldiği henüz tam olarak anlaşılamayan birtakım küçük dairecikler serpiştirilmiştir. Bazı kelimeler ve başlıklar fark edilecek biçimde kalın yazı ile yazılmış olmakla beraber, gerek başlıklar gerek metnin manzum ve mensur kısımları birbirinden ayrılmaksızın yazılmıştır. Kelimelerin imlası birçok yerde tutarsız, bazı yerlerde de yanlıştır. Nüsha bir giriş ve 12 “boy”dan oluşmaktadır.
Yazmanın dili, gramer bakımından Eski Anadolu Türkçesi özellikleri gösterir.
Şivesi ise Azeri Türkçesine uymaktadır.
vatikan nüshası
Vatikan Kütüphanesi Türkçe yazmalar kısmında 102 numarayla kayıtlı olan Vatikan Nüshası, ilim âlemine 1950 yılında Ettore ROSSI tarafından tanıtılmıştır. Başka bir risaleyle aynı cilt içinde yer alan yazma, baştan başa harekeli bir nesihle yazılmıştır. 99 sayfa olmakla birlikte 97‑98. sayfaları kapsayan yaprak eksiktir. Her sayfada 13 satır bulunur. Yazmanın adı, “hikāyet‑i oğuz‑nāme‑i ḳażan beg ve ġayri” şeklinde verilmiştir. Dresden yazması gibi bu yazma da manzum ve mensur kısımlar birbirinden ayrılmaksızın yazılmıştır. Dili Osmanlı Türkçesi özellikleri gösterir.
Yazma, Dresden Nüshası’nda da yer alan giriş ve altı “boy”u içermektedir. Bazen
birtakım fazlalıklarla, bazen farklı yazımlarla, bazen de Dresden Nüshası’nda tam
olarak çözülememiş kısımların atlanmasıyla az çok Dresden Nüshası’ndan ayrılır.
Ettore ROSSI, Vatikan Nüshası’nın, paleografik açıdan Dresden Nüshası’ndan daha
eski ve genel olarak daha doğru olduğunu, metni iyi anlayan biri tarafından yazıldığını savunmuştur. Orhan Şaik GÖKYAY da bu görüşü benimsemiştir10. Muharrem ERGiN ise, Dresden Nüshası’nda anlaşılması güç olan kelimelerin bu nüshada atlanmış olmasına ve Dresden Nüshası’nda kolaylıkla fark edilen bazı yazım yanlışlarının bu nüshada da aynı şekilde bulunmasına dayanarak Vatikan Nüshası’nın serbest istinsahla Dresden Nüshası’ndan alındığı, en azından iki nüshanın da ortak bir başka nüshaya dayandığı görüşündedir. Muharrem ERGiN, gramer şekilleri ve üslup itibarıyla da Dresden Nüshası’nın daha eski olduğunu belirtmiştir. Ferhad ZEYNALOV, Samet ELiZADE, Hemid ARASLI, Cahit ÖZTELLi gibi araştırıcılar da yazmaların eskiliği hususunda Muharrem ERGiN’le aynı görüştedir. Ancak son zamanlarda nüshalardan herhangi birine üstünlük vermenin yanlış olduğunu, her iki nüshanın da önemli ve orijinal bilgiler içerdiğini savunan görüşler ön plana çıkmaya başlamıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar