bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı25
- ölümden korkuyor musunuz24
- depresyon4
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler8
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- her biji amed8
- türk düşmanı piçler9
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- konuşmak istemiyorum4
- habire1219
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- galatasaray'ın fb den ikinciliği de alması2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- erkeklerin garip huyları3
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- house of bijan2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- incir2
- borsa istanbul daki fon krizi7
- flört döneminde atılacak şarkılar2
- 20213
- sözlükte yaşanacak deseler inanmayacağınız şeyler2
- 0 0 719
- duygusal dalgalanma2
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- arkada beliren2
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- ne mutlu türküm diyene3
- muhteşem yüzyıl3
- sarışın kızlar4
- vedat muriqi5
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak2
- meriç keskin3
- esmer güzeli2
- türkiye türklerindir3
- delilik3
- sıfır atık vakfı11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sözlükteki sinsi köpekler8
- masumiyet2
- 20 eylül2
- neslican tay2
sen kimsin? seni tanımıyorum.
seninle çok güzel şeyler yaşamışız öyle diyorsun. ağzından dökülen bu ve benzeri cümleler bana sadece bir rüyamı hatırlatıyor. sana benzeyen biriyle, senin dediğine benzer zamanlar yaşadım rüyamda. ellerim senin pamuk gibi ellerin tarafından sarılıp sarmalanıyordu. dudakların ufak dokunuşlarla dudaklarımı sevgiye, sevginin rengine boyuyordu. ben sana sarılıyordum, sen ise saçlarımı parmaklarının arasına alıyordun. kirpiklerinden okuyordum içindeki sevgiyi, ses tellerinin en alakasız titreşiminden duyuyordum bana olan aşkını. ben de çabalıyordum kendi gözlerime, kendi ses tellerime yerleştirmek için aynı sevgiyi, aşkı. şarkılar söylüyordum sana yüreğimle, sen duymuyordun. sen uyurken endişeleniyordum acaba nefes alıyor musun diye. kan ter içinde uyanıp, kulağımı dudaklarına dayardım nefes alışını hissetmek için. sense dudaklarındaki gıdıklanmanın hoşnutsuzluğuyla uykuna ara verirdin. ah ne güzel olurdun uykudan ilk uyandığın anda. ah ne çok severdim seni. uyandığında bana ne yaptığımı sorman yok muydu bir de! sanki bilmiyormuşsun gibi. ben bilirdim, sen sadece benim ağzımdan duymak isterdin.
güzeller güzelim. en uçsuz bucaksız sahildeki kumlar kadar severdim seni. bu zavallı dünya'nın güneş'e aşık olduğu kadar aşıktım sana. en karlı zamanımda yüreğimde açan kardelenimdin. ne güzel de çekip alırdın beni içinde boğulup gittiğim hüzünlerimden. sana dokunmasam bir kaç dakika, o kadar ağır gelirdi ki bana, gözlerim dolardı. bilmem kaç bahardı seninle kırlarda daha yeni tomurcuklanan çiçek arayıp, onlara su ve sevgi verdiğimiz zamanlar. bilmem kaç kıştı birbirimize sarılıp uyuduğumuz, gecenin kaskatı soğuğunda. bilmem kaç kereydi birbirimize durmaksızın "seni seviyorum" dediğimiz.
ölecekmişim gibi hissediyorum. vücudumun her yanı kaskatı kesildi. sen kimsin seni tanımıyorum. tanımıyorum seni, git başımdan. yatağımın ucundan çek git ne olursun. görmüyor musun, yanımdaki başka biri. anlattıklarının sadece bir rüya olduğunu fark edemedin mi hala? ben de gördüm aynı rüyayı, anlıyorum yanılgını.
benden gözlerimi kapamamı neden istiyorsun? neden rüyayı tekrar hatırlamamı istiyorsun? sadece acı vermek için mi bana? güzeller güzelim. ben sana başımı yaslardım. sense benim başımın üstüne koyardın başını. öylece uyuyup kalırdık, her yanımız tutulurdu. güzeller güzelim. ben kucağına yatardım, sense başımı okşardın. bütün korkularımı, bütün telaşlarımı süpürürdü ellerin. aslında saçlarıma dokunmaya kıyamazdın onu da hatırladım şimdi. saç tellerim kopacak diye çok korkardın. bense gülümserdim. gözlerin neden dolardı o zaman hiç anlayamazdım. yoksa sen de onun bir rüya olduğunu biliyor muydun? bir gün uyanıp, benim aslında başkasının olduğumu göreceğini biliyor muydun?
hadi git şimdi. sen kimsin? seni tanımıyorum. beni yalnızlığımla, pişmanlığımla, gözyaşlarımla ve bir de bu adamla başbaşa bırak ve git. beni hayat boyu görmeyeceksin bir daha. ben de hayat boyu aynalardan uzak kalmaya çalışacağım. beni bir rüya olarak hatırla. beni bir rüzgar olarak hatırla, seni yumuşacık dokunuşlarıyla sürükleyen. beni bir deniz gibi hatırla, dalgalarıyla saçlarını okşayan doğa ana şefkatiyle. beni ölüm gibi hatırla. beni dün gibi hatırla. beni hatırla.
sen kimsin? seni tanımıyorum. beni başbaşa bırak bu adamla. yani, yalnızlığımla...
seninle çok güzel şeyler yaşamışız öyle diyorsun. ağzından dökülen bu ve benzeri cümleler bana sadece bir rüyamı hatırlatıyor. sana benzeyen biriyle, senin dediğine benzer zamanlar yaşadım rüyamda. ellerim senin pamuk gibi ellerin tarafından sarılıp sarmalanıyordu. dudakların ufak dokunuşlarla dudaklarımı sevgiye, sevginin rengine boyuyordu. ben sana sarılıyordum, sen ise saçlarımı parmaklarının arasına alıyordun. kirpiklerinden okuyordum içindeki sevgiyi, ses tellerinin en alakasız titreşiminden duyuyordum bana olan aşkını. ben de çabalıyordum kendi gözlerime, kendi ses tellerime yerleştirmek için aynı sevgiyi, aşkı. şarkılar söylüyordum sana yüreğimle, sen duymuyordun. sen uyurken endişeleniyordum acaba nefes alıyor musun diye. kan ter içinde uyanıp, kulağımı dudaklarına dayardım nefes alışını hissetmek için. sense dudaklarındaki gıdıklanmanın hoşnutsuzluğuyla uykuna ara verirdin. ah ne güzel olurdun uykudan ilk uyandığın anda. ah ne çok severdim seni. uyandığında bana ne yaptığımı sorman yok muydu bir de! sanki bilmiyormuşsun gibi. ben bilirdim, sen sadece benim ağzımdan duymak isterdin.
güzeller güzelim. en uçsuz bucaksız sahildeki kumlar kadar severdim seni. bu zavallı dünya'nın güneş'e aşık olduğu kadar aşıktım sana. en karlı zamanımda yüreğimde açan kardelenimdin. ne güzel de çekip alırdın beni içinde boğulup gittiğim hüzünlerimden. sana dokunmasam bir kaç dakika, o kadar ağır gelirdi ki bana, gözlerim dolardı. bilmem kaç bahardı seninle kırlarda daha yeni tomurcuklanan çiçek arayıp, onlara su ve sevgi verdiğimiz zamanlar. bilmem kaç kıştı birbirimize sarılıp uyuduğumuz, gecenin kaskatı soğuğunda. bilmem kaç kereydi birbirimize durmaksızın "seni seviyorum" dediğimiz.
ölecekmişim gibi hissediyorum. vücudumun her yanı kaskatı kesildi. sen kimsin seni tanımıyorum. tanımıyorum seni, git başımdan. yatağımın ucundan çek git ne olursun. görmüyor musun, yanımdaki başka biri. anlattıklarının sadece bir rüya olduğunu fark edemedin mi hala? ben de gördüm aynı rüyayı, anlıyorum yanılgını.
benden gözlerimi kapamamı neden istiyorsun? neden rüyayı tekrar hatırlamamı istiyorsun? sadece acı vermek için mi bana? güzeller güzelim. ben sana başımı yaslardım. sense benim başımın üstüne koyardın başını. öylece uyuyup kalırdık, her yanımız tutulurdu. güzeller güzelim. ben kucağına yatardım, sense başımı okşardın. bütün korkularımı, bütün telaşlarımı süpürürdü ellerin. aslında saçlarıma dokunmaya kıyamazdın onu da hatırladım şimdi. saç tellerim kopacak diye çok korkardın. bense gülümserdim. gözlerin neden dolardı o zaman hiç anlayamazdım. yoksa sen de onun bir rüya olduğunu biliyor muydun? bir gün uyanıp, benim aslında başkasının olduğumu göreceğini biliyor muydun?
hadi git şimdi. sen kimsin? seni tanımıyorum. beni yalnızlığımla, pişmanlığımla, gözyaşlarımla ve bir de bu adamla başbaşa bırak ve git. beni hayat boyu görmeyeceksin bir daha. ben de hayat boyu aynalardan uzak kalmaya çalışacağım. beni bir rüya olarak hatırla. beni bir rüzgar olarak hatırla, seni yumuşacık dokunuşlarıyla sürükleyen. beni bir deniz gibi hatırla, dalgalarıyla saçlarını okşayan doğa ana şefkatiyle. beni ölüm gibi hatırla. beni dün gibi hatırla. beni hatırla.
sen kimsin? seni tanımıyorum. beni başbaşa bırak bu adamla. yani, yalnızlığımla...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar