bugün
- teslimiyet4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- asrın soygunu5
- tai lung vs gocu22
- bu ne soğuk amk5
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- true nickli yazar18
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- habire1227
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- kürtler asimile edilmelidir11
- 22 eylül istanbul gecesi2
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- botswana2
- gocusuz bir sözlük5
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- krt tv4
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- sözlükte kavga olacak hissi3
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- et döner dürüm9
- ecevit döneminin kepazeliği5
- kendinden bile sakladığın şey5
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- manisada okul saldırısı17
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- sarı poşet kudurtması13
- şaka maka yeni bir günün başlaması2
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- gocu'nun çaylak olması3
- evliliği ayakta tutan güçler13
- çorap kokusu2
- şanlıurfa2
- silinen entry2
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- varlık sebebimiz3
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- kızlar geri gelsin kampanyası2
- evlilik4
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması6
- apocalypse tank3
- bottega3
- ikizler burcu kadını olmak7
- aşk4
"Bir incecik filiz bulmuştuk ilyas'la bahçede. Saatlerce seyrettikten sonra küçücük bir salça kutusuna koymuştuk onu. Küçücüktü ama başı dikti, hücreye meydan okur gibiydi. Hücre demirlerinin önünde bir tarla dolusu çişek duruyormuş gibi görünüyordu gözümüze. Geceyi onunla geçirdik, hücrenin içine çiçek kokuları dolmuş gibiydi. Sabah uyanır uyanmaz ilk işimiz ona bakmak oldu. Gördüğümüz şey bir çiçek değildi. Hırsımızdan ağlayacak gibiydik. Bükülmüştü boynu. Yorgun ve soluksuz duruyordu. Ölmüştü.
'Keşke yerinden hiç sökmeyeseydik' dedik. 'Neden öldürdük onu, neden bencillik ettik'. Kızdık kendimize. Bütün günü bozuk bir moralle geçirdik, Hıdır ve ilyas ile bir dönemi izmir Buca Cezaevi hücrelerinde birlikte geçirdik. Sonra bu yaşam ilyas açısından Eski Bölüm 3. Tecrit Koğuşu'nda sonlandı. . ilyas'la aynı hücreleri paylaştığımız günlerde, canımız sıkılınca teybe Kandıralı'nın kasetini koyar, kıvrak oyun havalarına uymaya çalışarak tepinmeye başlardık. Biraz da bilinçli olarak teybin sesini sonuna kadar açar, ayaklarımızı hızla vururduk hücrenin tabanına. Ve beklediğimiz ses gelmekte gecikmezdi. Hıdır tüm nefesini kullanarak 'Hey çatlaklar, altınızda insan var' diye bağırırdı. ilyas 'ilo' diye çağrılıyordu. Çizdiği karikatürlere ilo imzası atıyordu o da. (...) Hücrelere gittiğimin haftasında çıkarmaya başladığımız 'Durduk Yerde" dergisini hep birlikte tam 26 sayı yayınladık. Bütün bir hafta çalışıyor, yazıyor, çiziyorduk. Hıdır şiirlerini yazıyordu, ilyas şiirlerinin yanı sıra karikatürler çiziyordu. (...) ilyas kibrit çöpünden yaptığım kemana tel bulamayınca perde takıp onu mandolin haline getirdi. Onunla saz öğrenmeye başladı. Bu garip müzik aletinin adını 'gıdı gıdı' koymuştu. Önce 'Tren gelir, hoş gelir'i çaldı. Ardından 'Gelin ayşem suya gitmiş'i seslendirdi. Ve asılmadan bir süre önce de sazda birkaç türküyü seslendirecek kadar saz çalar oldu. (...) ilyas asılacağı günü birgün önceden biliyordu. O gün havalandırmada gezinmişler, türkü söylemişler. Gece de eğlenceleri devam etmiş. Geceyarısı ilyas, Raşit'le birlikte kaldığı hücrede 'Ben biraz uzanayım' demiş. Sanki o gece asılacak olan kendisi değilmiş gibi rahat girmiş yatağına.
Gece yarısını biraz geçtikten sonra gelmiş dizilmişler hücre önüne. Kasklıymış bütün askerler. Yüzleri bembeyazmış. ilyas'ı uyandırmış gardiyanlar. Giyinmesine izin vermemişler, Kollarından tutup sürüklemişler. Bölümden dışart çıkarken ilyas ayaklarını eşiğe dayamış ve 'Bunların hesabı sorulacak' diye bağırmış. Sonra Kapıaltı'nda içmiş çayını. Mektubunu yazmış kendine, devrimcilere yakışır biçimde gitmiş darağacına.
ilyas asıldığı zaman ben yeni bölüm hücrelerdeydim. Gece yarısıydı. Acıkmıştık. Gardiyanı çağırdık. Geldi. Yüzü kül gibiydi. 'Hasta mısın' diye sordum. 'Sabah paşa yemiştim. ishal olmuşum' dedi. Titriyordu. Koğuştan birşeyler getirmesini, aç olduğumuzu, çorba pişireceğimizi söyledim. Gitti getirdi. Az sonra gel çorbaları hücrelere dağıt' dedim. Hayret hiç itiraz etmedi. Başka zaman olsa bin dereden bin su getirirdi gelmemek işin. Sinir ederdi bizi.
Çorba pişince bağırdık geldi. Çorbaları dağıttı. Aceleciydi, bir an önce gitmek ister gibi bir hali vardı. Titriyordu hep. 'izin alıp gitsene' dedim. 'Bırakmazlar' dedi. Gözlerime bakamıyordu. Suçlu suçlu duruyordu karşımda. işi bitince aceleyle çıktı.
Daha çorbaları yeni içmiştik. Bitişiğimizdeki kadın koğuşundan siyasi kadın tutsaklar sinyal vernıeye başladılar. infaz var!
Bu ilyas'tı kesin. Sloganlar başlamıştı. Bütün hıncımızla bağırıyorduk. Onun son sözlerini duyabildik.
Sonradan gardiyanlardan öğrendik onun nasıl gittiğini. Mektubunu yazdıktan sonra, 'Eh artık gidelim' demiş. Gülünısüyormuş. Havalandırmaya çıkarıldığı zaman slogana başlamış. Bir binbaşı koşup yumruklamış onu. Ağzını kapamaya çalışmış. Ama yine de susturamamış. Darağacının altındaki sandalyeye çıkmış. Kendi tekmelemiş sandalyesini. Dikmiş başı. Yiğitmiş.
Tarih 7 Ekim 1984'tü. Artık ilyas hücrelerde o çok sevdiği 'Gün ışımış güller kızıl tomurcuk açmış' türküsünü söyleyemeyecekti.." *
'Keşke yerinden hiç sökmeyeseydik' dedik. 'Neden öldürdük onu, neden bencillik ettik'. Kızdık kendimize. Bütün günü bozuk bir moralle geçirdik, Hıdır ve ilyas ile bir dönemi izmir Buca Cezaevi hücrelerinde birlikte geçirdik. Sonra bu yaşam ilyas açısından Eski Bölüm 3. Tecrit Koğuşu'nda sonlandı. . ilyas'la aynı hücreleri paylaştığımız günlerde, canımız sıkılınca teybe Kandıralı'nın kasetini koyar, kıvrak oyun havalarına uymaya çalışarak tepinmeye başlardık. Biraz da bilinçli olarak teybin sesini sonuna kadar açar, ayaklarımızı hızla vururduk hücrenin tabanına. Ve beklediğimiz ses gelmekte gecikmezdi. Hıdır tüm nefesini kullanarak 'Hey çatlaklar, altınızda insan var' diye bağırırdı. ilyas 'ilo' diye çağrılıyordu. Çizdiği karikatürlere ilo imzası atıyordu o da. (...) Hücrelere gittiğimin haftasında çıkarmaya başladığımız 'Durduk Yerde" dergisini hep birlikte tam 26 sayı yayınladık. Bütün bir hafta çalışıyor, yazıyor, çiziyorduk. Hıdır şiirlerini yazıyordu, ilyas şiirlerinin yanı sıra karikatürler çiziyordu. (...) ilyas kibrit çöpünden yaptığım kemana tel bulamayınca perde takıp onu mandolin haline getirdi. Onunla saz öğrenmeye başladı. Bu garip müzik aletinin adını 'gıdı gıdı' koymuştu. Önce 'Tren gelir, hoş gelir'i çaldı. Ardından 'Gelin ayşem suya gitmiş'i seslendirdi. Ve asılmadan bir süre önce de sazda birkaç türküyü seslendirecek kadar saz çalar oldu. (...) ilyas asılacağı günü birgün önceden biliyordu. O gün havalandırmada gezinmişler, türkü söylemişler. Gece de eğlenceleri devam etmiş. Geceyarısı ilyas, Raşit'le birlikte kaldığı hücrede 'Ben biraz uzanayım' demiş. Sanki o gece asılacak olan kendisi değilmiş gibi rahat girmiş yatağına.
Gece yarısını biraz geçtikten sonra gelmiş dizilmişler hücre önüne. Kasklıymış bütün askerler. Yüzleri bembeyazmış. ilyas'ı uyandırmış gardiyanlar. Giyinmesine izin vermemişler, Kollarından tutup sürüklemişler. Bölümden dışart çıkarken ilyas ayaklarını eşiğe dayamış ve 'Bunların hesabı sorulacak' diye bağırmış. Sonra Kapıaltı'nda içmiş çayını. Mektubunu yazmış kendine, devrimcilere yakışır biçimde gitmiş darağacına.
ilyas asıldığı zaman ben yeni bölüm hücrelerdeydim. Gece yarısıydı. Acıkmıştık. Gardiyanı çağırdık. Geldi. Yüzü kül gibiydi. 'Hasta mısın' diye sordum. 'Sabah paşa yemiştim. ishal olmuşum' dedi. Titriyordu. Koğuştan birşeyler getirmesini, aç olduğumuzu, çorba pişireceğimizi söyledim. Gitti getirdi. Az sonra gel çorbaları hücrelere dağıt' dedim. Hayret hiç itiraz etmedi. Başka zaman olsa bin dereden bin su getirirdi gelmemek işin. Sinir ederdi bizi.
Çorba pişince bağırdık geldi. Çorbaları dağıttı. Aceleciydi, bir an önce gitmek ister gibi bir hali vardı. Titriyordu hep. 'izin alıp gitsene' dedim. 'Bırakmazlar' dedi. Gözlerime bakamıyordu. Suçlu suçlu duruyordu karşımda. işi bitince aceleyle çıktı.
Daha çorbaları yeni içmiştik. Bitişiğimizdeki kadın koğuşundan siyasi kadın tutsaklar sinyal vernıeye başladılar. infaz var!
Bu ilyas'tı kesin. Sloganlar başlamıştı. Bütün hıncımızla bağırıyorduk. Onun son sözlerini duyabildik.
Sonradan gardiyanlardan öğrendik onun nasıl gittiğini. Mektubunu yazdıktan sonra, 'Eh artık gidelim' demiş. Gülünısüyormuş. Havalandırmaya çıkarıldığı zaman slogana başlamış. Bir binbaşı koşup yumruklamış onu. Ağzını kapamaya çalışmış. Ama yine de susturamamış. Darağacının altındaki sandalyeye çıkmış. Kendi tekmelemiş sandalyesini. Dikmiş başı. Yiğitmiş.
Tarih 7 Ekim 1984'tü. Artık ilyas hücrelerde o çok sevdiği 'Gün ışımış güller kızıl tomurcuk açmış' türküsünü söyleyemeyecekti.." *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar