bugün
- tai lung29
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor2
- aç yatıyorum3
- yaz yemeği2
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu12
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı4
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- nathan ake3
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi25
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip3
- hz davud3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- vurduranlar klübü6
- 9 budist rahibi arabayla biçen 11 yaşındaki sürücü2
- deniz göktaş27
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- bayramdan bayrama namaz kılan dangalak2
- cehennem korkusu12
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- sevişilen en ilginç yer6
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- günün şiiri13
- sözlükte flörtleşmek22
- bodrum katlar yandı2
- pandela44
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- kardeş7
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- enjeksiyon yapan hemşirenin yüzüne yüzüne osurmak2
- biraderikos6
- bik bik abla vs vurduranlar4
- ölü balık eli7
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- geliyorum diyen kız5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- mesajlara geç cevap veren kız5
- ali congun2
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği4
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek6
- hardcore ne demek sorunsalı7
- penisden kot pantolunun belli olması3
- kalçasına kelebek dövmesi yaptıran erkek4
- yarın mala vuracak olmak3
Bakara suresi 22 ayet.
Tefsiri şu şekildedir.
Yüce Rabbimiz, sadece kendisine kulluk etmesi için yarattığı insanı yeryüzünde başıboş ve çaresiz bırakmamıştır. Kâinatı onun hizmetine vererek, insanın bedenî ve ruhî bütün ihtiyaçlarını karşılayacak muazzam bir nizam kurmuştur. Kur’ân-ı Kerîm bu muhteşem nizamın mâhiyetini beyân eden ilâhî kelamdır. işte âyet-i kerîmede bu nizamdan bir kesit takdim edilmektedir:
Ayette geçen ilk kelime اَلْاَرْضُ (arz)dır. Toprak için de kullanılan arz kelimesi, sözlükte “yiyip bitirme”, “sarsma” ve “çiğneme” anlamlarına gelmektedir. Hz. Ali’nin ifadesine göre, “içinde bulunan her şeyi yiyip yok ettiği için”; bir başka görüşe göre ise, “ayak ve tırnaklarla çiğnendiği için” toprağa arz ismi verilmiştir. Üzerinde yaşadığımız gezegene de yukarıdaki kök anlamlarından hareketle arz denmiştir. Aslında dünyamız, bir “su gezegeni” olmakla birlikte, kendilerini dört bir yandan karaların kuşatmış olduğunu gören kadim insanlar Yerküre’yi arz diye adlandırmış ve asırlarca Yerküre’nin sathının -birtakım su kaynakları dışında- tamamen kaya ve topraktan oluştuğuna inanmışlardır.
Allah Teâlâ, şu anki Yerküre’yi meydana getirirken, onu üzerinde rahatça hayat sürdürebileceğimiz bir döşek şeklinde düzenlemiştir. Aslında kararsız, sebatsız, oynak bir ateş koru olan Yerküre, zamanla suyun fevkinde ve yumuşaklıkla sertlik arası bir kıvama erişmiş; canlıların, üzerinde yerleşip yaşamasına, huzur ve karar bulmalarına elverişli hâle gelmiştir. Yeryüzündeki dağlar, sert kayalıklar ve denizler gibi “döşek” mefhumuna aykırı gözüken kısımlar ise, yeryüzünün döşek gibi kullanılmasını sağlayan bölgelerdir. Nitekim “Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da onu sağlam tutan birer kazık” (Nebe’ 78/6-7) ayetinde, dağların arz döşeğini istikrarlı bir şekilde tutan birer “kazık” olduğu belirtilmiştir.
Tefsiri şu şekildedir.
Yüce Rabbimiz, sadece kendisine kulluk etmesi için yarattığı insanı yeryüzünde başıboş ve çaresiz bırakmamıştır. Kâinatı onun hizmetine vererek, insanın bedenî ve ruhî bütün ihtiyaçlarını karşılayacak muazzam bir nizam kurmuştur. Kur’ân-ı Kerîm bu muhteşem nizamın mâhiyetini beyân eden ilâhî kelamdır. işte âyet-i kerîmede bu nizamdan bir kesit takdim edilmektedir:
Ayette geçen ilk kelime اَلْاَرْضُ (arz)dır. Toprak için de kullanılan arz kelimesi, sözlükte “yiyip bitirme”, “sarsma” ve “çiğneme” anlamlarına gelmektedir. Hz. Ali’nin ifadesine göre, “içinde bulunan her şeyi yiyip yok ettiği için”; bir başka görüşe göre ise, “ayak ve tırnaklarla çiğnendiği için” toprağa arz ismi verilmiştir. Üzerinde yaşadığımız gezegene de yukarıdaki kök anlamlarından hareketle arz denmiştir. Aslında dünyamız, bir “su gezegeni” olmakla birlikte, kendilerini dört bir yandan karaların kuşatmış olduğunu gören kadim insanlar Yerküre’yi arz diye adlandırmış ve asırlarca Yerküre’nin sathının -birtakım su kaynakları dışında- tamamen kaya ve topraktan oluştuğuna inanmışlardır.
Allah Teâlâ, şu anki Yerküre’yi meydana getirirken, onu üzerinde rahatça hayat sürdürebileceğimiz bir döşek şeklinde düzenlemiştir. Aslında kararsız, sebatsız, oynak bir ateş koru olan Yerküre, zamanla suyun fevkinde ve yumuşaklıkla sertlik arası bir kıvama erişmiş; canlıların, üzerinde yerleşip yaşamasına, huzur ve karar bulmalarına elverişli hâle gelmiştir. Yeryüzündeki dağlar, sert kayalıklar ve denizler gibi “döşek” mefhumuna aykırı gözüken kısımlar ise, yeryüzünün döşek gibi kullanılmasını sağlayan bölgelerdir. Nitekim “Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da onu sağlam tutan birer kazık” (Nebe’ 78/6-7) ayetinde, dağların arz döşeğini istikrarlı bir şekilde tutan birer “kazık” olduğu belirtilmiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar