ellesmere geceleri

okumak

Her kitap, beynimizde bir fikir portresi çizen ressam. Ve her resim bilgi paletlerinin renkleriyle renklenir ve güzelleşir. Fakat bu portreler zaman yağmurunda ıslanınca silikleşir, akar ve kaybolmaya yüz tutar. Bilgiler hafıza zindanında çürüyüp iskeletleşiverir. Bunu önlemek; ya not almak, ya o konuyu pekiştirici kitaplar okumak ya da o kitabı yeniden okumakla mümkün.

Kitap okumak da bir sanattır. Yemek yer gibi, oyun oynar gibi kitap okunmaz. Machiavelli kitap okuyacağı odaya en güzel elbiselerini giyerek girermiş. Cemil Meriç ise kitaplara bir ruh izafe eder. Onları narin, utangaç ve saygı duyulması gereken canlı birer varlık olarak görür. Hatta onları çocukları addeder. Hepsini eline aalır, okşar ve konuşur onlarla. Dante'den Rousseau'ya, Balzac'tan Durkheim'e gelmiş geçmiş bütün düşünürler bilginin efendisi olmak için kitabın kölesi olmuşlardır.

Okuyoruz ama bir müddet sonra unutuyoruz. O zaman ne faydası var? Bilmem bilir misiniz, kültürün güzel bir tarifi vardır. Kültür, insanın okuduklarını unuttuktan sonra aklında kalan şeydir, derler. Evet unutuyoruz. Ancak unuttuğumuz bilgiler toprak altına giren tohumlar gibi önce çürüyor yani unutuluyor sonra bambaşka bir şekil, renk ve formda yeniden diriliyor. Tohumla ağaç arasında ne kadar fark varsa unuttuğumuz bilgi ile kendi fikir atlasımız arasında o kadar fark var gerçi ama o tohum olmasaydı o fikir ormanı hiçbir zaman oluşmayacaktı.
© copyright 2005 - 2026