ellesmere geceleri

DÜŞÜNCENiN KADERi

Toplumlar yüzyıllardır süregelen adet ve kültürleriyle yaşarlarken yeni hakikatler rahatsız eder onları. Her yeni düşünce, benliklerinin etrafında oluşturdukları taştan, demirden kabukta bir gedik açar. Görevleri hali hazırdaki durumu ve düzeni korumak olan hükümetler ve bilhassa diktatörler, arkalarına büyük halk kitlelerini de alarak düşünceyi daha tohum halindeyken ezmeye çalışırlar. Bu çok normaldir. Çünkü her düşünce su yüzüne çıktığı zaman ıslıklanır, hırpalanır, çamura bulandırılır.

Bu düşünceler büyümek için isyan etmek, kavga etmek zorundadır: içinde yaşadığı topluma hatta şuuraltına isyan ve kavga. Kavga yeni düşüncelerin megafonu olur, hakaret: kanatları, hapishane kürsüsü. Bu kürsünün hatibi sadece önüünde kendisine bıçak bileyenlere hitap etmez, gelecek nesillere ve tarihe de seslenir. Bazen güneş olamaz belki ama gecenin karanlığında yolunu kapbedenlere ay olur, yıldız olur.

Düşünce eğer kardan bir heykel kadar basit ve hakikatin güneşi altında eriyecek kadar fani ise zaten yığınların çığlıkları, dedikoduları, iftiraları arasında boğulmaya mahkumdur. Kurulu düzenin çoban köpekleri için bir kaç gün yalayacakları bir kemik olur sadece. Hatta o bozuk düzeni çürütemediği için onun tamamlayıcısı temelindeki harcı olur. Düzenin ne kadar aydınlık olduğunu ispat eden bir karanlık olur.

görsel
© copyright 2005 - 2026