bugün
- sözlük erkeklerinin kadın halleri7
- nickten isim tahmini yapmak43
- arkadaşlar ben yarım akıllı mıyım ya9
- from dizisi4
- türklerin soykırım yaptığı gerçeği4
- beynimi aldırdım vs solcuyum4
- japon denince akla gelenler9
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları3
- bursalı erkekler15
- sözlükte kadın taklidi yapan erkek yazarlar2
- g'i l d'e d l'i l y24
- sözlük kızlarının kombinleri9
- yazarların aylık gelirleri5
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası10
- sözlüğün en güzel burunlu erkek yazarı2
- kurbağa öpüp prens beklemek2
- manyak mısınız nesiniz7
- dünya kupası 20262
- kahve içelim mi4
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması6
- sözlüğün kralı olmak5
- homofobik erkek3
- enayimiknatisii16
- türkiye ekonomi modeli3
- diamond bosphorus23
- ben sivaslıyım2
- habire12 adamdır37
- kemalist erkekler gizli eşcinsel midir3
- erkek erkeğe dudaktan öpüşmek2
- on üçüncü nesil yazarlara hoş geldin diyoruz4
- anın görüntüsü18
- tarla ortasında yalnız ağaç2
- velvet51
- tai lung24
- kavga etmekten korkan erkek8
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı8
- slavko vincic2
- vatan hainleri3
- habire1259
- karın ağrısına mekikli çözüm3
- hashimoto tiroiditi4
- kendine diyar olmak2
- manitaya miyavlamak2
- evde kalmış erkek kurusu2
- şeyh olmak için gerekenler3
- ona bir şey söyle6
- free bird2
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- az yakar diye dizel araba alan memur3
- yunan adaları6
hrant dink'i birgün'de tanıdım. onu insanlık adına bir çekim merkezi kılan bir yumuşaklığı vardı sözlerinin. ne kadar güzel akar yazıları, nasıl da anadoluluğu sinmiştir yazısına, nasıl da şehirlidir aynı zamanda. çocukluk resimlerinde babamı gördüm, sözlerinde insanı.
"tırnakları ile kazarak yaşamak" diye bir şey varsa, işte bu hrant dink'in nezdinde türkiye'deki tüm azınlıkların hâlidir. iyi anlarım onu, çünkü bir türk olarak ben de çok azınlıkta görülen bir yerdeyim, cehaleti ile övünmeleri öğretilen cani bir "insan" modelinin hâlâ revaçta olduğu bir ülkede aslî kimlikten sıyrılma derdi ile ona "ihanet etmiş" birisi olarak büyüdüm.
küçükken otobüste kürtçe konuşanlardan nefret ederdim. ah çocuk! nasıl bu hâle gelebildin sen! devlet televizyonunun perde arkasında hep bir canavar şöyle diyordu sana: "bak çocuk, dünya üzerinde senin tek dostun yine sen gibi olandır, ermeniler, kürtler, eşcinseller ve tüm diğerler senin düşmanındır."
bir çocuğu sürekli "iç ve dış düşmanlar"la büyüten bir zihniyetin sakatladığı bir çocuktum ben hrant, babam, abim, kardeşim, sevgilim. hayatın küçük çatlaklarından, senin içine sızdığın bu toprakaların çatlaklarından dışarıya uzatıyoruz bugün bak başımızı. büyüdüm ve "azınlık" olmayı, azaldıkça çoğalmayı artık biliyorum.
tarih kitaplarına, kırmızı kitaplara, "milli güvenlik" kitaplarına, herhangi bir kitaba düşmanlık kelimelerini reva gören insanları anlayamadım ama hâlâ. büyümek anlamaya yetmiyor, nefretten nefret etmek için bile nefrete prim veremeyen biri nasıl anlasın "kitap" denen o evrene düşmanlıkları ve düşmanları tıkıştıran şu zihniyeti? seni okumadık hrant, seni dinlemediğimiz gibi, kendimizi ve kitaplarımızı dinlemediğimiz, okumadığımız, görmediğimiz gibi.
öldürüldüğün günün ikinci yıl dönümündeyiz bugün. adının geçtiği yerde boğazım düğümleniyor. boğazında kocaman bir yumrukla "koca koca adamların" hâlâ nefret söylemi üretmesini izlemek daha da sıkıyor boğazımı. kandan beslenen o canavara yavşak bir gülümsemeyle sundukları nefret söylemleri kendi sonları da olacak, farkındalar mı? sanmıyorum.
dünyanın başka bir yerinde dost bir kucak bulabileceğini bilmek de güzeldir. ben buraya mahkûmum, burası da bu adamlara.
"tırnakları ile kazarak yaşamak" diye bir şey varsa, işte bu hrant dink'in nezdinde türkiye'deki tüm azınlıkların hâlidir. iyi anlarım onu, çünkü bir türk olarak ben de çok azınlıkta görülen bir yerdeyim, cehaleti ile övünmeleri öğretilen cani bir "insan" modelinin hâlâ revaçta olduğu bir ülkede aslî kimlikten sıyrılma derdi ile ona "ihanet etmiş" birisi olarak büyüdüm.
küçükken otobüste kürtçe konuşanlardan nefret ederdim. ah çocuk! nasıl bu hâle gelebildin sen! devlet televizyonunun perde arkasında hep bir canavar şöyle diyordu sana: "bak çocuk, dünya üzerinde senin tek dostun yine sen gibi olandır, ermeniler, kürtler, eşcinseller ve tüm diğerler senin düşmanındır."
bir çocuğu sürekli "iç ve dış düşmanlar"la büyüten bir zihniyetin sakatladığı bir çocuktum ben hrant, babam, abim, kardeşim, sevgilim. hayatın küçük çatlaklarından, senin içine sızdığın bu toprakaların çatlaklarından dışarıya uzatıyoruz bugün bak başımızı. büyüdüm ve "azınlık" olmayı, azaldıkça çoğalmayı artık biliyorum.
tarih kitaplarına, kırmızı kitaplara, "milli güvenlik" kitaplarına, herhangi bir kitaba düşmanlık kelimelerini reva gören insanları anlayamadım ama hâlâ. büyümek anlamaya yetmiyor, nefretten nefret etmek için bile nefrete prim veremeyen biri nasıl anlasın "kitap" denen o evrene düşmanlıkları ve düşmanları tıkıştıran şu zihniyeti? seni okumadık hrant, seni dinlemediğimiz gibi, kendimizi ve kitaplarımızı dinlemediğimiz, okumadığımız, görmediğimiz gibi.
öldürüldüğün günün ikinci yıl dönümündeyiz bugün. adının geçtiği yerde boğazım düğümleniyor. boğazında kocaman bir yumrukla "koca koca adamların" hâlâ nefret söylemi üretmesini izlemek daha da sıkıyor boğazımı. kandan beslenen o canavara yavşak bir gülümsemeyle sundukları nefret söylemleri kendi sonları da olacak, farkındalar mı? sanmıyorum.
dünyanın başka bir yerinde dost bir kucak bulabileceğini bilmek de güzeldir. ben buraya mahkûmum, burası da bu adamlara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar