bugün
- sözlükteki yazar olabilme kriterleri ve süreci5
- içine cin giren insan nasıl kurtulur9
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler73
- yogartiksen35
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- aptalca başlık açan yazarlara prim vermek3
- kolye24
- cips cola5
- tutmayınca entry silmek6
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- malmö3
- sözlüğün ölü haline bakmak2
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- nervio adlı yazara uyarı8
- sözlüğün ölmüş olması3
- sözlüğün ölü vaziyeti2
- queen ravenna büyücülük okulu20
- dincilerin yaptığı katliamlar2
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- kızlar evlenmeden sakın vermeyin3
- sözlükteki aptallar2
- verginin hırsızlık olup olmaması6
- bileklik11
- kaplan11
- zürafa13
- opera tarayıcı3
- kalp14
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- iphone almak için neden3
- ibrahim tatlıses vs müslüm gürses3
- aslan9
- 17 ekim 2026 istanbul yağmuru2
- kanal 12 on4 tv kudüs tv2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- türkiye15
- arap adam olsaydı7
- sözlüğün tat vermemesi12
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- kartal5
- yılmaz güney adamlığı12
- sözlükteki bölücüler16
- amin güzelmiş diyen tip9
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- timsah5
- ağlıyorum sözlük20
- aşk9
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler5
- souvlaki2
adamı derin düşüncelere sevk eden yazar.
niyetimi açıkça belirteyim, dawsonleery de söylemiş, benim de derdim ucuz empati değil. ama hem karikatürizasyonunda * kullanılan malzemelerin abartılmış olması, hem de bu ara evde fazlaca vakit geçiriyor olmam sanırım; böyle tanımadığım bir yazarın başlığı altına hıyar gibi entry girmeye sevkeden beni.
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" denir. ancak neticede burda yaptığımız lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak. herkes kendi hayatının tırıvırısını yapıyor burda; misal ben beat olarak ankaradan bildiriyorum, kuğulu park diyorum, ankara hüznü diyorum, hacettepe diyorum, hafta içi heryer tenhayken kokoreç yemek daha zevkli diyorum...onun da yaptığı bu. bana göre çapsızlığını, ilgimi hiiç çekmeyecek kadar spesifik konularda yazıyor olmasını bağışlatacak birşey değil bu elbette.
ama dedim ya, bu ara bi kunillik var bende. mevzu apaçık ortada dururken, lafı kçından anlamaya ve detay yapmaya fazlaca meyilliyim. bu hanım yazarımızda da aynı şey oldu bana. ne kadar doğrudur düşündüklerim, bilemeyeceğim. ama vesilesiyle basit gibi görünen üç beş şeye kafa yorma fırsatım oldu.
sen, yazar kardeşim. ya da dur sana seslenmiim, kendimi döveyim olduğum yerde. sen beat, yıllarca üst-orta sınıf bir ailenin kızı olarak yaşadın. hayat standardın belliydi. hiçbir zaman sıkıntı çekmedin, ancak "pure luxury" nam geçen hedelerin de olmadı, bundan mütevellit zaten ilgi duymadın bunlara. zorunlu olarak mutluluğu bambaşka şeylerde bulmaya çalıştın, yzarımızın bahsettiği detay şeylerde aramadın. peki bu hep böyle mi devam edecek sanıyorsun? ya o imkanlar bütünü birden karşına çıkarsa? elinde, üzerinde i love ny yazan bardaklarla, dekoratif kaktüs saksıları arasında cebinde sodexholarla sekerken; senin bu kızcağız gibi sapıtmayacağının garantisini kim verebilir? dolayısıyla, muhabbetinin konularının pearl jam, siyaset, dağcılık gibi konulardan; lagerfeld, nişantaşı ve rober hatemo ya kaymayacağını?
herkes kendi hayatını, içten içe öyle olmadığını bilse dahi, en yaşanılası tarz zanneder ve diğerlerini "bir üst merhale"ye çağırır. başka da birşey demiyorum ve kafamı küvete sokmaya gidiyorum.
niyetimi açıkça belirteyim, dawsonleery de söylemiş, benim de derdim ucuz empati değil. ama hem karikatürizasyonunda * kullanılan malzemelerin abartılmış olması, hem de bu ara evde fazlaca vakit geçiriyor olmam sanırım; böyle tanımadığım bir yazarın başlığı altına hıyar gibi entry girmeye sevkeden beni.
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" denir. ancak neticede burda yaptığımız lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak. herkes kendi hayatının tırıvırısını yapıyor burda; misal ben beat olarak ankaradan bildiriyorum, kuğulu park diyorum, ankara hüznü diyorum, hacettepe diyorum, hafta içi heryer tenhayken kokoreç yemek daha zevkli diyorum...onun da yaptığı bu. bana göre çapsızlığını, ilgimi hiiç çekmeyecek kadar spesifik konularda yazıyor olmasını bağışlatacak birşey değil bu elbette.
ama dedim ya, bu ara bi kunillik var bende. mevzu apaçık ortada dururken, lafı kçından anlamaya ve detay yapmaya fazlaca meyilliyim. bu hanım yazarımızda da aynı şey oldu bana. ne kadar doğrudur düşündüklerim, bilemeyeceğim. ama vesilesiyle basit gibi görünen üç beş şeye kafa yorma fırsatım oldu.
sen, yazar kardeşim. ya da dur sana seslenmiim, kendimi döveyim olduğum yerde. sen beat, yıllarca üst-orta sınıf bir ailenin kızı olarak yaşadın. hayat standardın belliydi. hiçbir zaman sıkıntı çekmedin, ancak "pure luxury" nam geçen hedelerin de olmadı, bundan mütevellit zaten ilgi duymadın bunlara. zorunlu olarak mutluluğu bambaşka şeylerde bulmaya çalıştın, yzarımızın bahsettiği detay şeylerde aramadın. peki bu hep böyle mi devam edecek sanıyorsun? ya o imkanlar bütünü birden karşına çıkarsa? elinde, üzerinde i love ny yazan bardaklarla, dekoratif kaktüs saksıları arasında cebinde sodexholarla sekerken; senin bu kızcağız gibi sapıtmayacağının garantisini kim verebilir? dolayısıyla, muhabbetinin konularının pearl jam, siyaset, dağcılık gibi konulardan; lagerfeld, nişantaşı ve rober hatemo ya kaymayacağını?
herkes kendi hayatını, içten içe öyle olmadığını bilse dahi, en yaşanılası tarz zanneder ve diğerlerini "bir üst merhale"ye çağırır. başka da birşey demiyorum ve kafamı küvete sokmaya gidiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar