bugün
- ankete gelin beyler24
- tai lung31
- sözlükte yükselen reis sevdası12
- yapay zeka ve işsizlik7
- sarapci koala39
- kendini her konuda haklı gören tip4
- beni sevmeyen o kişi7
- sevmediğiniz yazarlar11
- abd'nin suriye'yi terör listesinden çıkarması7
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek15
- kutlu doğum haftası9
- denetlemede bayılma numarası yapmak6
- bu teyp kaç para eder5
- ben de reise oy vericem13
- sütlaçın üstünü pürmüzle yakmak5
- az ötede havla çapulcu5
- demokratik tercihi yüzünden birine hakaret etmek8
- sözlük yazarlarının saatleri4
- türkiye de sosyalist devrim olma ihtimali9
- aziz ihsan aktaş davası5
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları6
- sözlük kızları nerede sorunsalı10
- dürüm yerken kağıtlı kısmı ısırmak2
- menemen6
- 100 milyon dolar kaldırıp yeni bir hayata başlamak3
- fetönün sümüklü mendilini yalayanlar5
- atatürk ün gençliğe hitabesi2
- yalnızlık rahatlıktır13
- azerbaycan türkçesi daha güzel olan kelimeler12
- 1 dolar 123 izlanda kronu5
- bu kadar goygoy yeter2
- 1 euro 56 14 tl3
- türkçesi muhteşem olan insan4
- bikbik akıllı olsun akıllı5
- başka türlü şey benim istediğim dediğiniz şeyler3
- fırın sütlaç2
- true birader4
- ırkçıların kafasını birbirine tokuşturma isteği2
- 25 ağustos öpüşüp barışma günü2
- anın görüntüsü18
- toksik ilişki5
- alaman finosu4
- pablo picasso'nun akıllı olması2
- bu adamı da hiç sevmem2
- ııh çaylar da geldi2
- kahve içmeyen kız4
- doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar2
- bir ekmek bile kızartamamak3
- zevkine ağaç kesen gününü görür2
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi3
adamı derin düşüncelere sevk eden yazar.
niyetimi açıkça belirteyim, dawsonleery de söylemiş, benim de derdim ucuz empati değil. ama hem karikatürizasyonunda * kullanılan malzemelerin abartılmış olması, hem de bu ara evde fazlaca vakit geçiriyor olmam sanırım; böyle tanımadığım bir yazarın başlığı altına hıyar gibi entry girmeye sevkeden beni.
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" denir. ancak neticede burda yaptığımız lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak. herkes kendi hayatının tırıvırısını yapıyor burda; misal ben beat olarak ankaradan bildiriyorum, kuğulu park diyorum, ankara hüznü diyorum, hacettepe diyorum, hafta içi heryer tenhayken kokoreç yemek daha zevkli diyorum...onun da yaptığı bu. bana göre çapsızlığını, ilgimi hiiç çekmeyecek kadar spesifik konularda yazıyor olmasını bağışlatacak birşey değil bu elbette.
ama dedim ya, bu ara bi kunillik var bende. mevzu apaçık ortada dururken, lafı kçından anlamaya ve detay yapmaya fazlaca meyilliyim. bu hanım yazarımızda da aynı şey oldu bana. ne kadar doğrudur düşündüklerim, bilemeyeceğim. ama vesilesiyle basit gibi görünen üç beş şeye kafa yorma fırsatım oldu.
sen, yazar kardeşim. ya da dur sana seslenmiim, kendimi döveyim olduğum yerde. sen beat, yıllarca üst-orta sınıf bir ailenin kızı olarak yaşadın. hayat standardın belliydi. hiçbir zaman sıkıntı çekmedin, ancak "pure luxury" nam geçen hedelerin de olmadı, bundan mütevellit zaten ilgi duymadın bunlara. zorunlu olarak mutluluğu bambaşka şeylerde bulmaya çalıştın, yzarımızın bahsettiği detay şeylerde aramadın. peki bu hep böyle mi devam edecek sanıyorsun? ya o imkanlar bütünü birden karşına çıkarsa? elinde, üzerinde i love ny yazan bardaklarla, dekoratif kaktüs saksıları arasında cebinde sodexholarla sekerken; senin bu kızcağız gibi sapıtmayacağının garantisini kim verebilir? dolayısıyla, muhabbetinin konularının pearl jam, siyaset, dağcılık gibi konulardan; lagerfeld, nişantaşı ve rober hatemo ya kaymayacağını?
herkes kendi hayatını, içten içe öyle olmadığını bilse dahi, en yaşanılası tarz zanneder ve diğerlerini "bir üst merhale"ye çağırır. başka da birşey demiyorum ve kafamı küvete sokmaya gidiyorum.
niyetimi açıkça belirteyim, dawsonleery de söylemiş, benim de derdim ucuz empati değil. ama hem karikatürizasyonunda * kullanılan malzemelerin abartılmış olması, hem de bu ara evde fazlaca vakit geçiriyor olmam sanırım; böyle tanımadığım bir yazarın başlığı altına hıyar gibi entry girmeye sevkeden beni.
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" denir. ancak neticede burda yaptığımız lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak. herkes kendi hayatının tırıvırısını yapıyor burda; misal ben beat olarak ankaradan bildiriyorum, kuğulu park diyorum, ankara hüznü diyorum, hacettepe diyorum, hafta içi heryer tenhayken kokoreç yemek daha zevkli diyorum...onun da yaptığı bu. bana göre çapsızlığını, ilgimi hiiç çekmeyecek kadar spesifik konularda yazıyor olmasını bağışlatacak birşey değil bu elbette.
ama dedim ya, bu ara bi kunillik var bende. mevzu apaçık ortada dururken, lafı kçından anlamaya ve detay yapmaya fazlaca meyilliyim. bu hanım yazarımızda da aynı şey oldu bana. ne kadar doğrudur düşündüklerim, bilemeyeceğim. ama vesilesiyle basit gibi görünen üç beş şeye kafa yorma fırsatım oldu.
sen, yazar kardeşim. ya da dur sana seslenmiim, kendimi döveyim olduğum yerde. sen beat, yıllarca üst-orta sınıf bir ailenin kızı olarak yaşadın. hayat standardın belliydi. hiçbir zaman sıkıntı çekmedin, ancak "pure luxury" nam geçen hedelerin de olmadı, bundan mütevellit zaten ilgi duymadın bunlara. zorunlu olarak mutluluğu bambaşka şeylerde bulmaya çalıştın, yzarımızın bahsettiği detay şeylerde aramadın. peki bu hep böyle mi devam edecek sanıyorsun? ya o imkanlar bütünü birden karşına çıkarsa? elinde, üzerinde i love ny yazan bardaklarla, dekoratif kaktüs saksıları arasında cebinde sodexholarla sekerken; senin bu kızcağız gibi sapıtmayacağının garantisini kim verebilir? dolayısıyla, muhabbetinin konularının pearl jam, siyaset, dağcılık gibi konulardan; lagerfeld, nişantaşı ve rober hatemo ya kaymayacağını?
herkes kendi hayatını, içten içe öyle olmadığını bilse dahi, en yaşanılası tarz zanneder ve diğerlerini "bir üst merhale"ye çağırır. başka da birşey demiyorum ve kafamı küvete sokmaya gidiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar