bugün
- yazarların mezun olduğu okullar17
- bir kadına verilecek en güzel çiçek10
- radiohead dinleyenlerin çok kız düşürmesi5
- ölümün en iyi tanımı5
- murat yakın2
- sevgiliyle tatile gitmek2
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler4
- arjantin mısır maçı13
- sevgiliyle köpeköldüren içmek5
- bakire kadını gözünden tanımak6
- atın taşaklarını yapan heykeltıraşın amacı2
- şişman kısa tembel kıllı ama egosu tavan kız2
- ankara da nato zirvesi13
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları14
- bir kadına iltifat etme sanatı5
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır14
- donald trumpun geceyi kızı neclada geçirmemesi3
- donald trump2
- döl bankası3
- gözleri güzel bir kadın olmak2
- sonsuza dek uyumak istiyorum4
- ctrlx'in ayakları11
- aleyna tilki nin ayakları3
- milliyetçi olacakken faşist olmak4
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık10
- lionel messi7
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- asırlık gece2
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- borsadan anlayan kadının olmaması3
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı5
- yıldızlar tutuşabilir3
- adana sokak lezzetleri5
- radiohead dinleyen insan2
- 23 yaş7
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- ismet türkiyeye neyle geliyor sorunsalı7
- kulak kiri kokusu2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- tek başına5
- erling braut haaland9
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- messi uzaylı abi5
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler4
- batman3
- donumu satsam ödeyemem3
adamı derin düşüncelere sevk eden yazar.
niyetimi açıkça belirteyim, dawsonleery de söylemiş, benim de derdim ucuz empati değil. ama hem karikatürizasyonunda * kullanılan malzemelerin abartılmış olması, hem de bu ara evde fazlaca vakit geçiriyor olmam sanırım; böyle tanımadığım bir yazarın başlığı altına hıyar gibi entry girmeye sevkeden beni.
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" denir. ancak neticede burda yaptığımız lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak. herkes kendi hayatının tırıvırısını yapıyor burda; misal ben beat olarak ankaradan bildiriyorum, kuğulu park diyorum, ankara hüznü diyorum, hacettepe diyorum, hafta içi heryer tenhayken kokoreç yemek daha zevkli diyorum...onun da yaptığı bu. bana göre çapsızlığını, ilgimi hiiç çekmeyecek kadar spesifik konularda yazıyor olmasını bağışlatacak birşey değil bu elbette.
ama dedim ya, bu ara bi kunillik var bende. mevzu apaçık ortada dururken, lafı kçından anlamaya ve detay yapmaya fazlaca meyilliyim. bu hanım yazarımızda da aynı şey oldu bana. ne kadar doğrudur düşündüklerim, bilemeyeceğim. ama vesilesiyle basit gibi görünen üç beş şeye kafa yorma fırsatım oldu.
sen, yazar kardeşim. ya da dur sana seslenmiim, kendimi döveyim olduğum yerde. sen beat, yıllarca üst-orta sınıf bir ailenin kızı olarak yaşadın. hayat standardın belliydi. hiçbir zaman sıkıntı çekmedin, ancak "pure luxury" nam geçen hedelerin de olmadı, bundan mütevellit zaten ilgi duymadın bunlara. zorunlu olarak mutluluğu bambaşka şeylerde bulmaya çalıştın, yzarımızın bahsettiği detay şeylerde aramadın. peki bu hep böyle mi devam edecek sanıyorsun? ya o imkanlar bütünü birden karşına çıkarsa? elinde, üzerinde i love ny yazan bardaklarla, dekoratif kaktüs saksıları arasında cebinde sodexholarla sekerken; senin bu kızcağız gibi sapıtmayacağının garantisini kim verebilir? dolayısıyla, muhabbetinin konularının pearl jam, siyaset, dağcılık gibi konulardan; lagerfeld, nişantaşı ve rober hatemo ya kaymayacağını?
herkes kendi hayatını, içten içe öyle olmadığını bilse dahi, en yaşanılası tarz zanneder ve diğerlerini "bir üst merhale"ye çağırır. başka da birşey demiyorum ve kafamı küvete sokmaya gidiyorum.
niyetimi açıkça belirteyim, dawsonleery de söylemiş, benim de derdim ucuz empati değil. ama hem karikatürizasyonunda * kullanılan malzemelerin abartılmış olması, hem de bu ara evde fazlaca vakit geçiriyor olmam sanırım; böyle tanımadığım bir yazarın başlığı altına hıyar gibi entry girmeye sevkeden beni.
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" denir. ancak neticede burda yaptığımız lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak. herkes kendi hayatının tırıvırısını yapıyor burda; misal ben beat olarak ankaradan bildiriyorum, kuğulu park diyorum, ankara hüznü diyorum, hacettepe diyorum, hafta içi heryer tenhayken kokoreç yemek daha zevkli diyorum...onun da yaptığı bu. bana göre çapsızlığını, ilgimi hiiç çekmeyecek kadar spesifik konularda yazıyor olmasını bağışlatacak birşey değil bu elbette.
ama dedim ya, bu ara bi kunillik var bende. mevzu apaçık ortada dururken, lafı kçından anlamaya ve detay yapmaya fazlaca meyilliyim. bu hanım yazarımızda da aynı şey oldu bana. ne kadar doğrudur düşündüklerim, bilemeyeceğim. ama vesilesiyle basit gibi görünen üç beş şeye kafa yorma fırsatım oldu.
sen, yazar kardeşim. ya da dur sana seslenmiim, kendimi döveyim olduğum yerde. sen beat, yıllarca üst-orta sınıf bir ailenin kızı olarak yaşadın. hayat standardın belliydi. hiçbir zaman sıkıntı çekmedin, ancak "pure luxury" nam geçen hedelerin de olmadı, bundan mütevellit zaten ilgi duymadın bunlara. zorunlu olarak mutluluğu bambaşka şeylerde bulmaya çalıştın, yzarımızın bahsettiği detay şeylerde aramadın. peki bu hep böyle mi devam edecek sanıyorsun? ya o imkanlar bütünü birden karşına çıkarsa? elinde, üzerinde i love ny yazan bardaklarla, dekoratif kaktüs saksıları arasında cebinde sodexholarla sekerken; senin bu kızcağız gibi sapıtmayacağının garantisini kim verebilir? dolayısıyla, muhabbetinin konularının pearl jam, siyaset, dağcılık gibi konulardan; lagerfeld, nişantaşı ve rober hatemo ya kaymayacağını?
herkes kendi hayatını, içten içe öyle olmadığını bilse dahi, en yaşanılası tarz zanneder ve diğerlerini "bir üst merhale"ye çağırır. başka da birşey demiyorum ve kafamı küvete sokmaya gidiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar