bugün
- mazotun yarım litresi 50 tl6
- 28 bine çalışmak8
- aslan burcu6
- hava muhalefeti4
- arkadaşlar bir şey danışacağım11
- sabahları nefret edilen şeyler20
- güne almanca bir cümle bırak5
- bal tereyağ kaşar peynir ve çay4
- kanadalı ünlüler10
- saddam hüseyin5
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması7
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı15
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı8
- gagavuzları çok seviyorum ne yapmalıyım4
- allah7
- hoslanilan kızın adının makbule olması4
- sözlüğün kalitesinin bu aralar düşmesi4
- sevilen hitap şekilleri5
- iblis'in sesini duymak12
- amerika3
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek6
- alarmı kapatıp beş dakika daha uyuma3
- bilinçaltı kontrolü nasıl alır2
- kürdü sevin11
- çizgi filmleri en iyi yapan ülkeler3
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- herkese garip size normal gelen şeyler4
- mazotun litresi 101 lira35
- beni kaybettin diyen erkek14
- pipinin ortasında kıllar çıkması4
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- sabahları sevilen şeyler8
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- gecenin korkunç yaratıkları4
- iç sıkıntısı7
- reddedilince brad pitt ten neyim eksik diyen erkek4
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- tecrübe edilen en korkunç şey7
- türkiye'ye gelip türk erkeklerini yolmak2
- anın görüntüsü24
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- gülsen tuncer2
- ikinci abdülhamid abartılmış bir balondur2
- bin entry girmek2
- sadece filistin'i önemsemek15
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
- ekşiye gidiyorum ben10
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz16
Emekli Büyükelçi Horoz Gibi Ötünce - ildeniz Divanlıoğlu
Doğan Kitapçılık AŞ Temmuz 2007
sayfa 38 - 39
Bayan Sevim Kent’in yüzü niçin kızardı? (1962)
Türkiye’nin Hindistan büyükelçisi Necdet ve Sevim Kent, Yeni Delhi’de çok popüler bir çiftti. Yabancı büyükelçiler kendilerine veda ziyafeti vermek üzere adeta sıraya girdiler, uzun bir liste oluştu. Bunlar arasında, Yunan Maslahatgüzarı Dimitri ve eşi Despina Velisarapulos da vardı. Velisarapuloslar diğer yabancı büyükelçilere nazaran mütevazı evlerinde büyük bir incelik ve konukseverlikle sıcak ve samimi bir veda yemeği için ellerinden gelen bütün çabayı göstermişlerdi.
Yemeğin sonunda Dimitri yaptığı konuşmada, çok beğenilen özel cümlelerle süslediği ingilizce bir metni okuyordu. Kentler için gerçekten hak ettikleri güzel iltifatlarda bulunduktan sonra, metni masanın üstüne bıraktı ve irticalen Büyükelçi Necdet Kent ve zarif refikaları Sevim Hanımefendi için Türk-Yunan dostluğunu en iyi aksettiren bu samimi ortamda, büyük bir zevk ve şerefle düzenledikleri bu “s..tir pilavının” sonunda, konuklarını şerefe kadeh kaldırmaya davet etti.
Ben güzel bir Türkçeyle söylenen bu “s..tir pilavı” tabirinin şaşkınlığı içindeyken, karşımda oturan Sevim Hanım’ın yüzünün kızardığını, elinden kaşığı masaya düşürdüğünü gördüm.
Yemekten sonra, benden on yaş kadar yaşlı olmasına rağmen, senli benli olduğumuz Dimitri’ye bu Türkçe tabirin anlamını bilip bilmediğini sordum. Cevaben, “Tabi anlamını biliyorum, bu Yunanca’da 300 yıldır konuşulan ve yerleşmiş bir tabirdir. Osmanlı imparatorluğu döneminde Atina’daki Türk valisinin istanbul’a tayini çıktığında, Yunanistan’ın kalburüstü kimseleri, zengin ticaret ve sanat çevrelerinin seçkin mensupları, Türk paşa için muhteşem bir veda ziyafeti verirlerdi ve buna ‘s..tir pilavı’ denirdi. Osmanlı idaresinden sonra da biz Yunanlılar bu tabiri aynen kullanmaya devam ettik. Garipsenecek bir şey yok” dedi. Bu samimi ifadeden sonra, kendisine bu Türkçe iki kelimenin ne anlama geldiğini açıkladığımda, şaşırdı, üzüldü. Derhal önce Sevim Hanımefendi’den, sonra Necdet Bey’den özür diledi, ancak öylesine bir şaşkınlık içindeydi ki, özür cümlesinde bile “s..tir pilavı” deyimini tekrar tekrar kullandığının farkında değildi.
Siz okurlarımın bazısı biliyordur, bu çirkin Türkçe tabir bugünlerde dahi, Yunanlılar arasında kullanılmaya devam ediyor. Acaba Yunanlı dostlara kendilerine bunun anlamı anlatıldığında, Dimitri gibi özür mü diliyorlar, yoksa Yunanistan’da 300 yıl süren Osmanlı yönetimindeki kullanış sebebini haklı görerek, onun için “Oh olsun” mu diyorlar.
Doğan Kitapçılık AŞ Temmuz 2007
sayfa 38 - 39
Bayan Sevim Kent’in yüzü niçin kızardı? (1962)
Türkiye’nin Hindistan büyükelçisi Necdet ve Sevim Kent, Yeni Delhi’de çok popüler bir çiftti. Yabancı büyükelçiler kendilerine veda ziyafeti vermek üzere adeta sıraya girdiler, uzun bir liste oluştu. Bunlar arasında, Yunan Maslahatgüzarı Dimitri ve eşi Despina Velisarapulos da vardı. Velisarapuloslar diğer yabancı büyükelçilere nazaran mütevazı evlerinde büyük bir incelik ve konukseverlikle sıcak ve samimi bir veda yemeği için ellerinden gelen bütün çabayı göstermişlerdi.
Yemeğin sonunda Dimitri yaptığı konuşmada, çok beğenilen özel cümlelerle süslediği ingilizce bir metni okuyordu. Kentler için gerçekten hak ettikleri güzel iltifatlarda bulunduktan sonra, metni masanın üstüne bıraktı ve irticalen Büyükelçi Necdet Kent ve zarif refikaları Sevim Hanımefendi için Türk-Yunan dostluğunu en iyi aksettiren bu samimi ortamda, büyük bir zevk ve şerefle düzenledikleri bu “s..tir pilavının” sonunda, konuklarını şerefe kadeh kaldırmaya davet etti.
Ben güzel bir Türkçeyle söylenen bu “s..tir pilavı” tabirinin şaşkınlığı içindeyken, karşımda oturan Sevim Hanım’ın yüzünün kızardığını, elinden kaşığı masaya düşürdüğünü gördüm.
Yemekten sonra, benden on yaş kadar yaşlı olmasına rağmen, senli benli olduğumuz Dimitri’ye bu Türkçe tabirin anlamını bilip bilmediğini sordum. Cevaben, “Tabi anlamını biliyorum, bu Yunanca’da 300 yıldır konuşulan ve yerleşmiş bir tabirdir. Osmanlı imparatorluğu döneminde Atina’daki Türk valisinin istanbul’a tayini çıktığında, Yunanistan’ın kalburüstü kimseleri, zengin ticaret ve sanat çevrelerinin seçkin mensupları, Türk paşa için muhteşem bir veda ziyafeti verirlerdi ve buna ‘s..tir pilavı’ denirdi. Osmanlı idaresinden sonra da biz Yunanlılar bu tabiri aynen kullanmaya devam ettik. Garipsenecek bir şey yok” dedi. Bu samimi ifadeden sonra, kendisine bu Türkçe iki kelimenin ne anlama geldiğini açıkladığımda, şaşırdı, üzüldü. Derhal önce Sevim Hanımefendi’den, sonra Necdet Bey’den özür diledi, ancak öylesine bir şaşkınlık içindeydi ki, özür cümlesinde bile “s..tir pilavı” deyimini tekrar tekrar kullandığının farkında değildi.
Siz okurlarımın bazısı biliyordur, bu çirkin Türkçe tabir bugünlerde dahi, Yunanlılar arasında kullanılmaya devam ediyor. Acaba Yunanlı dostlara kendilerine bunun anlamı anlatıldığında, Dimitri gibi özür mü diliyorlar, yoksa Yunanistan’da 300 yıl süren Osmanlı yönetimindeki kullanış sebebini haklı görerek, onun için “Oh olsun” mu diyorlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar