bugün
- sinirli kadını sakinleştirmek13
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler7
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- yalnizca deli yalnizca sair21
- arkadaşlar bakar mısınız21
- kitap okurken ağlamak8
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı11
- ton balığını kim yiyor sorunsalı8
- katatespizartmasi17
- uzun ve ince sigara içmeye alışmak5
- rüyada zehra güneş'e sarılmak5
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak16
- kitap okurken ağlayan erkek4
- özlem tekin4
- insan olmaya ceyrek kala7
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der7
- telefonun başında çaresiz beklediniz mi5
- hmm diye mesaj yazan türk kızı5
- iran da 120 çocuğun öldüğü okul saldırısı7
- atatürk'ün sözleri bilimle çelişirse ne yaparsınız3
- sözlük yazarlarının bitki çayları2
- sünnetten akılda kalanlar2
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek2
- en merak ettiğin ulu yazarı14
- ömer yıldırım3
- pkklı anaları2
- yapay zeka ile flört uygulamalarının geleceği2
- evlenip boşanmış erkeklerin değerinin düşmesi9
- piç cenazesi2
- saraca finch house5
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar3
- odyssey6
- eski bir şarkıyla travmaları hatırlamak4
- üsküdar da martıya eziyet6
- merkür retrosu3
- kürdistan hava kuvvetleri2
- bakar mısınız dedikten sonra kimsenin bakmaması4
- çamoluk3
- şehre inen domuzları besleyen kadın6
- ordu4
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- bir idam mahkumunun son günü2
- mucize beklemeyen insan2
- grizzy and the lemmings2
- instagram'ın alışveriş merkezine dönüşmesi2
- kayseri ve konyanın yobaz olması2
- hoşlanılan kızın fakirlerle konuşmuyorum demesi2
- velvet47
- recep tayyip erdoğan9
- kredi kartı2
Marks ın ekonomi politik konusundaki iktisadi kuram ve verilere dayalı tezlerini uygulamaya çalışan izleyicilerine verilen isimdir. Bir kavimbilimci olan Friedrich Engels bu tezlere ilkel toplumlardaki verileri de ekleyerek tamamlayıcısı olmuştur.
Ancak kriz durumlarında toplumun ezilen kesiminin üst yapı tarafından dönüştürülmüş olan davranış biçimlerinin, ortak kaygılar nedeniyle kitlenin politik açıdan sağa kaymasına neden olup, o toplumda sınıfsal devrim oluşturmaya engel teşkil ettiği gerçeğini önem sıralamasında en başa koymamasından ötürü uygulamaları başarısızlığa uğrayarak Leninist Sovyet de Devlet tiranlığına, Maoist Çin de yine milliyetçi devlet hegemonyasına ve çoğu diğer ülkede iç çatışmalara, çete savaşlarına ve milliyetçiliğin yükselmesine neden olmuştur.
Marx üst yapıyı ekonomik temelden yoksun bir oluşum olduğu için sanal bir oluşum gibi değerlendirmiş, politika,din,ahlak gibi öğelerin nesilden nesile aktarılan ve bireylerin tüm davranış ve tepkilerindeki ağırlıklı etkisine neden olan belirleyiciliğini ihmal etmiştir. Aynı şekilde alt yapının üst yapı ile diyalektik ilişkisini değerlendirmiş olsa da, çoğunluğu oluşturan ezilen sınıfın yaşam anlayışının kendi üst yapı kurumlarına dönüşümünü de sosyolojik açıdan yeterli ölçüde değerlendirememiştir, denilir. Dolayısıyla da kapitalist sınıfın neden olduğu ekonomik yoksunlukların artışından işçi sınıfı ile neredeyse aynı derecede etkilenen küçük burjuva sınıfını, işsizler ordusunu karşı devrimci unsurlar arasında değerlendirirken; onların faşizme ve doğrudan eyleme yatkın olan davranışlarını da öngörememiş, kendi teorisinin öngördüğü ve mecburi dayanak olarak ele aldığı önkabulden ibaret olan bir devrimcilik misyonunu kol işçisi olan en etkisiz haklara sahip sınıfa yüklemiştir. Dolayısıyla da işçi sınıfı devrimcidir sloganı salt bir umuttan ibaret kalmış, aslında toplum içersinde sınıflar düşünceyi doğrudan ve kesin olarak istisnasız şekilde etkilemediği halde yapılan bu keskin ayrım sosyalist devletlerde hiyararşik yeni politik kamplaşmalara neden olarak, devrimin ilerleyişindeki öngörülen dinamizmi durdurmuş ve statükoya dönüşmüştür.
Tüm bu eksiklere rağmen,çalışma koşullarının iyleştirilmesinde, yasal hakların tamamen kapital sahiplerinin inisiyatifine bırakılmasına engel olacak sendikal oluşumların ve sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkabilmesine yeterince olmasa da olumlu etkileri görmezden gelinemez. Ayrıca gün geçtikçe giderek daha da fazla kanıt ile ortaya çıkan nicel birikim, nitel sıçrama ve kapital birikimin toplumların ekonomik geleceğinde belirleyici lokomotifi olan artı değer gibi kavramlar sayesinde uygarlığın daha iyi analiz edilebilmesine olanak sağlamıştır.
Ancak kriz durumlarında toplumun ezilen kesiminin üst yapı tarafından dönüştürülmüş olan davranış biçimlerinin, ortak kaygılar nedeniyle kitlenin politik açıdan sağa kaymasına neden olup, o toplumda sınıfsal devrim oluşturmaya engel teşkil ettiği gerçeğini önem sıralamasında en başa koymamasından ötürü uygulamaları başarısızlığa uğrayarak Leninist Sovyet de Devlet tiranlığına, Maoist Çin de yine milliyetçi devlet hegemonyasına ve çoğu diğer ülkede iç çatışmalara, çete savaşlarına ve milliyetçiliğin yükselmesine neden olmuştur.
Marx üst yapıyı ekonomik temelden yoksun bir oluşum olduğu için sanal bir oluşum gibi değerlendirmiş, politika,din,ahlak gibi öğelerin nesilden nesile aktarılan ve bireylerin tüm davranış ve tepkilerindeki ağırlıklı etkisine neden olan belirleyiciliğini ihmal etmiştir. Aynı şekilde alt yapının üst yapı ile diyalektik ilişkisini değerlendirmiş olsa da, çoğunluğu oluşturan ezilen sınıfın yaşam anlayışının kendi üst yapı kurumlarına dönüşümünü de sosyolojik açıdan yeterli ölçüde değerlendirememiştir, denilir. Dolayısıyla da kapitalist sınıfın neden olduğu ekonomik yoksunlukların artışından işçi sınıfı ile neredeyse aynı derecede etkilenen küçük burjuva sınıfını, işsizler ordusunu karşı devrimci unsurlar arasında değerlendirirken; onların faşizme ve doğrudan eyleme yatkın olan davranışlarını da öngörememiş, kendi teorisinin öngördüğü ve mecburi dayanak olarak ele aldığı önkabulden ibaret olan bir devrimcilik misyonunu kol işçisi olan en etkisiz haklara sahip sınıfa yüklemiştir. Dolayısıyla da işçi sınıfı devrimcidir sloganı salt bir umuttan ibaret kalmış, aslında toplum içersinde sınıflar düşünceyi doğrudan ve kesin olarak istisnasız şekilde etkilemediği halde yapılan bu keskin ayrım sosyalist devletlerde hiyararşik yeni politik kamplaşmalara neden olarak, devrimin ilerleyişindeki öngörülen dinamizmi durdurmuş ve statükoya dönüşmüştür.
Tüm bu eksiklere rağmen,çalışma koşullarının iyleştirilmesinde, yasal hakların tamamen kapital sahiplerinin inisiyatifine bırakılmasına engel olacak sendikal oluşumların ve sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkabilmesine yeterince olmasa da olumlu etkileri görmezden gelinemez. Ayrıca gün geçtikçe giderek daha da fazla kanıt ile ortaya çıkan nicel birikim, nitel sıçrama ve kapital birikimin toplumların ekonomik geleceğinde belirleyici lokomotifi olan artı değer gibi kavramlar sayesinde uygarlığın daha iyi analiz edilebilmesine olanak sağlamıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar