bugün
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- hoşgeldin pazartesi5
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- ideal sevgilinin en önemli özelliği2
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar3
- üç harfli bir mandalinanın anıları2
- netflix yasaklanmalıdır4
- 2026 dünya kupasında tutulan takım2
- yasa dışı bahis şebekesine operasyon2
- yer çekimine küsmek2
- park etmek sanatı2
- bugün de meme atan olmaması7
- ai analiz2
- 2026 trans onur yürüyüşü3
- cuckold erkek5
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan5
- beyaz otomobil satın almak3
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi4
- kulak arkasını keselemek2
- benim kemiklerim iri2
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı5
- pazar günü aktiviteleri2
- lahmacunu elle yiyen kız18
- iş yerinde yapması zevkli şeyler4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- olduğundan genç göstermek9
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- seksten sonra bira içmek5
- morkstar2
- ona bir şey söyle16
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı3
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı6
- 2026 dünya kupası14
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı7
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır7
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- ez te hezdikim6
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- sözlük kadınları5
- evlilikteki en büyük sorun4
- balkonu camla kaplatmak7
- dünya kupasından banane diyen erkek6
- sınava geç girenlere yönelik yapılan eleştiriler2
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- milli takımımızın balonu patladı7
- yazarların en sevdiği meyve9
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
levent bulut'un bugün köşesinde gündeme getirdiği olay. yazı şöyle:
Öyle bir ülke haline geldik ki; olmamışı olmuş, yapılmamışı yapmış gibi gösterenleri "Helal olsun!" deyip alkışlıyoruz. Meselâ; "Yerli uçağımızı yaptık." dediler, millet hâliyle alkışladı.
Öyle ya kim sevinmez kendi uçağımızı yapsak?
Sonra "Uçağımız göklerde..." dediler ama gören yok.
Herhâlde kaybettiler!
Ne hikmetse vatandaşımız yine alkışladı.
*
Ülkeyi yönetenlerin siyaset anlayışı işte bu. Yapılmış iyi ne varsa "Biz yaptık." derken yapamadıkları ya da başka bir deyişle beceremedikleri her iş için de ya "dış güçler"i ya da muhalefeti suçluyorlar. işin garibi ortada bir "eser" olmadığı hâlde "yaptık. işte eserimiz!" demeleri.
*
"Maharetlerinin" son örneğini 26 Eylül 2019'da istanbul'da yaşanan deprem sonrası gösterdiler. istanbullular sokağa çıktı. Kimi ilçelerde bazı binalar mühürlenirken bazı okullar tatil edildi. Depremin ardından yaşanan artçı sarsıntılar ben bu yazıyı yazdığım sırada 300'ü geçmişti.
*
Açıkçası 5,8'lik depremde ülkece çuvallamışken Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay çıkıp, "işte ne kadar sağlıklı bir sistem kurduğumuzu bu depremde gördük" dedi.
Oysa görünen kimsenin ne yapacağını bilmeyişiydi. Depremin yaşandığı andan itibaren iletişim hatları kilitlendi. Telefon hatlarında arama giriş ve çıkışı yapılamadı. Düşünün bu deprem 5,8 değil de 7 ve üzeri olsaydı halimiz ne olacaktı acaba? Allah muhafaza! Düşüncesi bile korkutucu...
*
Türkiye'nin deprem kuşağında yer alması ve büyük istanbul depreminin beklendiği bilinmesine rağmen hiçbir hazırlık yok. "Sağlıklı bir sistem kurduk." diyorlar ama Türkiye'de depreme karşı devletin herhangi bir sistemi bulunmuyor. Üstelik 1999 Yalova depreminden sonra 496 adet büyük toplanma alanı belirlenmişken geçen süre içerisinde o alanların sayısı 70'e düşürülmüş.
Oktay'ın bahsettiği gibi bir sistem olsa, herhâlde toplanma alanı sayısı azalmaz, artardı.
*
Bu yazıyı 26 Eylül 2019'da yaşanan 5,8'lik istanbul depreminin ardından 2 Ekim 2019'da yine bu köşede kaleme almıştım.
Türkiye'nin sağlıklı bir deprem sisteminin olmadığını, deprem toplanma alanlarının yerine AVM'ler konduğuna değinmiş ve yazımı şöyle sonlandırmıştım, "Böyle bir gerçekliğe rağmen devletin başı
"istanbul'da on binlerce toplanma alanı var." dedi.
iddia ediyorum; istanbul'un her ilçesindeki irili ufaklı parkları da tek tek dahil etseniz, sayısı bırakın on binlerceyi, on bini bulmaz.
*
Devletin başına bu yanlış bilgiyi kim ya da kimler verdiyse hadi biz muhalifiz çağırmıyorlar da, "yandaş" gazetecilere o alanları göstersin. Aksi takdirde ilk seçimde kendi tabanlarından sağlam bir ayar yerler. Zira deprem bu. Can tehlikesi var...
Hiçbir partili bu durumda kendi hayatı da dâhil, ailesi ve sevdikleri tehlikedeyken partizanlık yapmaz, yapamaz.
*
Bu yüzden tüm istanbullular adına tekrar soruyorum; istanbul'da on binlerce toplanma alanı hani nerede?
Cevap verin ey yetkililer!.."
*
Peki bunlara neden değindim…
O gün sorduğum "istanbul'da on binlerce toplanma alanları hani nerede?" sorusu Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı'nda düzenlenen muhtarlar toplantısına katılan Süleyman Soylu'nun açıklamalarıyla dolaylı olarak yanıt buldu da ondan.
*
Bakın içişleri Bakanı diyor ki, "istanbul özelinde ciddi bir deprem hazırlığı içindeyiz. Şu anda istanbul'da son bir yılda yaptığımız çalışmalarla 5 bin 599 toplanma alanımız var. Kişi başı toplanma alanı 1.29 metrekareden 3.37 metrekareye çıktı."
iyi güzel fevkalade.
En azından depreme hazır olmadığımız görülmüş ve eksikler giderilmek isteniyor… Buna bir sözüm yok, amenna…
Fakat sormadan da edemeyeceğim, 'e hani on binlerce toplanma alanı vardı?'
Onlara ne oldu peki?
Cevap verirler mi dersiniz?
Hiç sanmıyorum!..
kaynak: https://www.gunboyugazete...-bu-olsa-gerek-5906yy.htm
Öyle bir ülke haline geldik ki; olmamışı olmuş, yapılmamışı yapmış gibi gösterenleri "Helal olsun!" deyip alkışlıyoruz. Meselâ; "Yerli uçağımızı yaptık." dediler, millet hâliyle alkışladı.
Öyle ya kim sevinmez kendi uçağımızı yapsak?
Sonra "Uçağımız göklerde..." dediler ama gören yok.
Herhâlde kaybettiler!
Ne hikmetse vatandaşımız yine alkışladı.
*
Ülkeyi yönetenlerin siyaset anlayışı işte bu. Yapılmış iyi ne varsa "Biz yaptık." derken yapamadıkları ya da başka bir deyişle beceremedikleri her iş için de ya "dış güçler"i ya da muhalefeti suçluyorlar. işin garibi ortada bir "eser" olmadığı hâlde "yaptık. işte eserimiz!" demeleri.
*
"Maharetlerinin" son örneğini 26 Eylül 2019'da istanbul'da yaşanan deprem sonrası gösterdiler. istanbullular sokağa çıktı. Kimi ilçelerde bazı binalar mühürlenirken bazı okullar tatil edildi. Depremin ardından yaşanan artçı sarsıntılar ben bu yazıyı yazdığım sırada 300'ü geçmişti.
*
Açıkçası 5,8'lik depremde ülkece çuvallamışken Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay çıkıp, "işte ne kadar sağlıklı bir sistem kurduğumuzu bu depremde gördük" dedi.
Oysa görünen kimsenin ne yapacağını bilmeyişiydi. Depremin yaşandığı andan itibaren iletişim hatları kilitlendi. Telefon hatlarında arama giriş ve çıkışı yapılamadı. Düşünün bu deprem 5,8 değil de 7 ve üzeri olsaydı halimiz ne olacaktı acaba? Allah muhafaza! Düşüncesi bile korkutucu...
*
Türkiye'nin deprem kuşağında yer alması ve büyük istanbul depreminin beklendiği bilinmesine rağmen hiçbir hazırlık yok. "Sağlıklı bir sistem kurduk." diyorlar ama Türkiye'de depreme karşı devletin herhangi bir sistemi bulunmuyor. Üstelik 1999 Yalova depreminden sonra 496 adet büyük toplanma alanı belirlenmişken geçen süre içerisinde o alanların sayısı 70'e düşürülmüş.
Oktay'ın bahsettiği gibi bir sistem olsa, herhâlde toplanma alanı sayısı azalmaz, artardı.
*
Bu yazıyı 26 Eylül 2019'da yaşanan 5,8'lik istanbul depreminin ardından 2 Ekim 2019'da yine bu köşede kaleme almıştım.
Türkiye'nin sağlıklı bir deprem sisteminin olmadığını, deprem toplanma alanlarının yerine AVM'ler konduğuna değinmiş ve yazımı şöyle sonlandırmıştım, "Böyle bir gerçekliğe rağmen devletin başı
"istanbul'da on binlerce toplanma alanı var." dedi.
iddia ediyorum; istanbul'un her ilçesindeki irili ufaklı parkları da tek tek dahil etseniz, sayısı bırakın on binlerceyi, on bini bulmaz.
*
Devletin başına bu yanlış bilgiyi kim ya da kimler verdiyse hadi biz muhalifiz çağırmıyorlar da, "yandaş" gazetecilere o alanları göstersin. Aksi takdirde ilk seçimde kendi tabanlarından sağlam bir ayar yerler. Zira deprem bu. Can tehlikesi var...
Hiçbir partili bu durumda kendi hayatı da dâhil, ailesi ve sevdikleri tehlikedeyken partizanlık yapmaz, yapamaz.
*
Bu yüzden tüm istanbullular adına tekrar soruyorum; istanbul'da on binlerce toplanma alanı hani nerede?
Cevap verin ey yetkililer!.."
*
Peki bunlara neden değindim…
O gün sorduğum "istanbul'da on binlerce toplanma alanları hani nerede?" sorusu Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı'nda düzenlenen muhtarlar toplantısına katılan Süleyman Soylu'nun açıklamalarıyla dolaylı olarak yanıt buldu da ondan.
*
Bakın içişleri Bakanı diyor ki, "istanbul özelinde ciddi bir deprem hazırlığı içindeyiz. Şu anda istanbul'da son bir yılda yaptığımız çalışmalarla 5 bin 599 toplanma alanımız var. Kişi başı toplanma alanı 1.29 metrekareden 3.37 metrekareye çıktı."
iyi güzel fevkalade.
En azından depreme hazır olmadığımız görülmüş ve eksikler giderilmek isteniyor… Buna bir sözüm yok, amenna…
Fakat sormadan da edemeyeceğim, 'e hani on binlerce toplanma alanı vardı?'
Onlara ne oldu peki?
Cevap verirler mi dersiniz?
Hiç sanmıyorum!..
kaynak: https://www.gunboyugazete...-bu-olsa-gerek-5906yy.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar