bugün
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler7
- etnik köken8
- evde kalmış 30 yaşında kız14
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- sözlükteki zengin yazarlar8
- en iyi çizgi filmler5
- sözlükte kim kime yürüyor5
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı7
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım3
- bir bela geliyor6
- hareket edebilen canlılar2
- hangi ülke de doğmak isterdin11
- müzik haram mıdır7
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- hangi yazara aşıksınız3
- amedspor22
- ermenisiz kafkasya4
- 16 bekar için masrafsız finlandiya tatili2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- hangi yazar hangi yazarla mesajlaşmak istiyor2
- türkiyenin buğdayı2
- anın görüntüsü26
- sokakta sürü halinde gezen erkekler3
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek7
- cadılar bayramı temalı fotoğraf çekilen kızlar5
- galatasaray ın şampiyonluğu hayırlı olsun2
- oğlunuz ne işle meşgul'e sözlükte yazar demek2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- şaban oğlu şaban oğlu şaban filmi3
- cübbeli ahmet hoca3
- asgari ücret4
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- halloween2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn2
- saçları sıfıra vurmak2
- çare ismail kartal4
- avm tuvaleti3
- aponun villası2
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- 14 mart 20113
- pazar günü yapılacak en iyi şey4
- havaların erken kararmaya başlaması3
- öcalan'ın imralı da yeni yere geçmesi2
- futbol16
- öylesine bir şeyler yaz2
- o paraya mercedes bmw audi var5
- kedi maması değişikliği2
manevi güçten söz ediyorum. kimsenin zayıf erkeğe katlanmamasından.
klasik güdümlemelerle büyütüldük. “aslan oğlum”, “koçum benim”, “paşam” vs vs. yeri geldi “sen de ona vursaydın oğlum” denilerek azar işittik sırf kavgadan uzak durduğumuz için. yeri geldi “erkek adamsın sen olur böyle şeyler” diye avutulduk. ne üzülmeye hakkımız vardı ne de ezilmeye. kendimize güvenimizin tam olması gerekiyordu. çünkü vahşi doğada güçsüze yer yoktu. hem kendimizi korumamız gerekiyordu, hem de son derece narin yetiştirilmiş kınalı yapıncakları... onlar da hep güçlü erkeği aradılar. bizim için en safı, en narini makbul iken onlar da “nasılsa av olacağız bari sırtımızı sağlam duvara dayayalım” dediler. haklıydılar.
gözlerimiz doldu, yumruklarımızı sıktık ve hatta yetmedi, bazen duvarları yumrukladık. sandalyeyi duvara fırlattık, şişeyi kırdık, masayı devirdik, odamızın camlarını indirdik. üzüntümüzü sinirimizle örtbas ettik. dimdik durduk hep.
büyüdükçe dirayetimizin kırılabileceği anları da gördük. bu defa tutamadık göz yaşlarımızı. süzüldüler usulca yanaklarımızdan. bazen arttı şiddeti, hüngür hüngür ağlamak oldu adı. kalbimiz parçalandı defalarca. dibe vurduk. düştük. çöktük. meze ettik derdimizi eşe dosta. bunları yapınca da anında “güçsüz” damgasını yedik alnımıza.
364 gün aslan gibi durup da 1 gün ağlayınca “sen aslında göründüğün gibi güçlü değilsin”, psikolojimiz alt üst olduğunda ve dolayısıyla dibe vurduğumuz dönemlerde “bu kadar düşme, benim yanımdaki adam güçlü olmalı” dediler ve birer birer terk ettiler. reva görülmedi zira. hakkımız yoktu. katlanmadı kimse. yalnızlığımıza gömüldük sonra.
ağlayabileceğimiz ve ağladığımızda yadırganmayacağımız bir omuzdu oysa tek isteğimiz.
klasik güdümlemelerle büyütüldük. “aslan oğlum”, “koçum benim”, “paşam” vs vs. yeri geldi “sen de ona vursaydın oğlum” denilerek azar işittik sırf kavgadan uzak durduğumuz için. yeri geldi “erkek adamsın sen olur böyle şeyler” diye avutulduk. ne üzülmeye hakkımız vardı ne de ezilmeye. kendimize güvenimizin tam olması gerekiyordu. çünkü vahşi doğada güçsüze yer yoktu. hem kendimizi korumamız gerekiyordu, hem de son derece narin yetiştirilmiş kınalı yapıncakları... onlar da hep güçlü erkeği aradılar. bizim için en safı, en narini makbul iken onlar da “nasılsa av olacağız bari sırtımızı sağlam duvara dayayalım” dediler. haklıydılar.
gözlerimiz doldu, yumruklarımızı sıktık ve hatta yetmedi, bazen duvarları yumrukladık. sandalyeyi duvara fırlattık, şişeyi kırdık, masayı devirdik, odamızın camlarını indirdik. üzüntümüzü sinirimizle örtbas ettik. dimdik durduk hep.
büyüdükçe dirayetimizin kırılabileceği anları da gördük. bu defa tutamadık göz yaşlarımızı. süzüldüler usulca yanaklarımızdan. bazen arttı şiddeti, hüngür hüngür ağlamak oldu adı. kalbimiz parçalandı defalarca. dibe vurduk. düştük. çöktük. meze ettik derdimizi eşe dosta. bunları yapınca da anında “güçsüz” damgasını yedik alnımıza.
364 gün aslan gibi durup da 1 gün ağlayınca “sen aslında göründüğün gibi güçlü değilsin”, psikolojimiz alt üst olduğunda ve dolayısıyla dibe vurduğumuz dönemlerde “bu kadar düşme, benim yanımdaki adam güçlü olmalı” dediler ve birer birer terk ettiler. reva görülmedi zira. hakkımız yoktu. katlanmadı kimse. yalnızlığımıza gömüldük sonra.
ağlayabileceğimiz ve ağladığımızda yadırganmayacağımız bir omuzdu oysa tek isteğimiz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar