bugün
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- ekmeğe çikolata sürmek7
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri6
- 3 kere üst üste 31 çekmek8
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- robotların insanlara baş kaldırması5
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek5
- 82 musul 83 kerkük4
- eyeliner çekme yöntemleri7
- yasin kol4
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi2
- kahverengi göz kalemi6
- kömbe6
- gece sindirella ve 7 cücelerce takip edilmek2
- çiçekli mükremin donu giyen sözlük erkeği2
- yarragi olan adam4
- sivas kokan kolonya3
- makyajın ciltte pütür durması5
- gece eve yürürken takip edilmek2
- kürtjütsu3
- inci sözlük8
- ters yönden gelen tuğralı doblo4
- arabasına pkk yıldızı yapıtıran hırto2
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- game of thrones taki kerhaneci4
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- ciğer vs kokoreç8
- tut şunun ucunu döşeyelim abi3
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- okul zilinin hayatı bölmesi2
- sürekli özür dileyen insan2
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- yunan adalarına gitmek20
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- araçta donanımın önemi3
- dinci ahlaksızlığı19
- anne2
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması2
- youtube4
- koltuğuma kılıçdaroğlu oturdu napmalıyım2
- yunan aşığı tip15
- atatürk ten sonraki en yakışıklı cumhurbaşkanı2
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- rutkay aziz3
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- sol frame akmıyor3
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
(img:#20854340)
SABUNCUOĞLU ŞERAFEDDiN
Bugün sizlere deneysel fizyolojinin öncüsü Sabuncuoğlu Şeraffeddin'den bahsedeceğiz. Öyle ki yaşadığı dönemde Arapça ve Farsça'nın etkin olarak kullanılmasına rağmen eserlerini "Türkçe" olarak kaleme alan, dahası çeşitli hayvanlar üzerinde deneyler yapmasının yanında yılan zehrinin insan bedeninde oluşturduğu ölümcül etkiyi ve tedavi sürecini yakından takip etmek amacıyla kendi bedenini kobay olarak kullanan Sabuncuoğlu Şerafeddin hakkında bilgiler sunacağız. Şimdiden iyi okumalar.
Fatih Sultan Mehmet dönemi hekimlerinden Sabuncuoğlu Şerafeddin (1386-1468?), Türk tıp tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Amasya'da dünyaya gelen hekimin babası Ali Çelebi ve dedesi Hacı ilyas da hekimlik yapmıştır. Hatta dedesi, Çelebi Sultan Mehmet’in hekimbaşısı Sabuncuoğlu Mevlânâ el-Hâc ilyas Çelebi’dir.
Sabuncuoğlu Şerafeddin'in düzenli bir tıp eğitimi alıp almadığı muğlak bir konu. Ancak, yazmış olduğu kitaplardan edindiğimiz bilgilere göre tıp eğitimi aldığını bilmekteyiz. 17 yaşından itibaren Amasya Bimarhanesi/Darüşşifası (1308-1309)'nde dönemin geleneğine göre usta-çırak usulüyle tabipliğe başlamıştır. Amasya Bimarhanesi'nin ilk hekimbaşısı Reşüddüddin Lokman Harezmi'nin öğrencisi, Burhaneddin Ahmed ibn-i el Nahcivani'nin hekimbaşılığı döneminde Sabuncuoğlu'nun kendisinden tıp eğitimi aldığını bilmekteyiz.
Usta-çırak usulüyle aldığı tıp eğitiminden sonra yine kaleme aldığı kitaplarından öğrendiğimize göre 14 yıl Amasya Bimarhanesi'nde hekimlik yapmıştır. Amasya'daki çalışmaları ile ünlenen hekim, Candaroğlu isfendiyar Bey (1385-1440)'in daveti ile Kastamonu'ya gitmiştir. Sonrasında "Cerrahiyyetü'l Haniyye" adlı kitabını Fatih Sultan Mehmet'e sunmak için istanbul'a geçmiş, dönüş yolunda ise Bolu, Gerede ve Tosya'ya uğramıştır.
Yaşadığı dönemde hem cerrahlık hem de deneysel fizyoloji alanında çalışmalar yapan Sabuncuoğlu Şerefeddin, Cerrahiyyetü'l Haniyye adlı eserinde, cerrahi müdahaleleri ve tıp aletlerinin nasıl kullanılması gerektiğini açıklayıcı bir şekilde anlatmıştır. Bunun yanında diş tedavisinde ağrıyan diş solda ise sağ el bileği, diş sağda ise sol el bileğini koterize etmek (bir kısım dokuyu tahrip etmek veya ortadan kaldırmak için vücudun belirli bir kısmı üzerine fiziksel ya da kimyasal maddeler uygulama) gerektiğini belirtir ki bu yöntem günümüz akapunkturunda uygulanan yöntemlerden biridir. Ayrıca, estetik cerrahi ve boğaza kaçan cismin çıkarılmasıyla ilgili çalışmaları da mevcuttur. Eserlerinin dizaynını kendisi yapan hekimin bu bakımdan hat ve resim sanatı yönünün de ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Cerrahın Cerrahiyyetü'l Haniyye adlı kitabı, Türk-islam dünyasında cerrahi teknikleri açıklaması amacıyla resmin kullanıldığı ilk ve nadir eserlerden biridir. Minyatür geleneğine bağlı kalınarak çizilen resimler, yüksek sanatsal özellik taşımaz ancak cerrahi teknikler sade bir biçimde açıkça belirtilmiştir.
Sabuncuoğlu'nun en önemli özelliklerinden biri de değişik deneyleri çeşitli hayvanlar üzerinde yaparak bilimsel sonuçlar elde etmesidir. "Mücerrebname" adlı eserinde yılan zehrinin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla horozun bir budunu yılana ısırttığını ve akabinde horoza panzehir içirdiğini; ertesi gün yeşilimsi bir yaranın olduğunu görünce horoza tekrar panzehir verdiğini ve ikinci gün belirtilerin kaybolduğunu yazmıştır. Ayrıca, yılana orta parmağını ısırtmış sonrasında panzehirden yaptığı ilaçtan yarasına sürerek kendi deyimi ile ne parmağı şişmiş ne de vücudunda bir belirti oluşmuştur.
Sabuncuoğlu eserlerinde; Hippokrat, Bergamalı Galenos, Dioscurides ve Türk hekimlerinden Hacı Paşa'nın çalışmalarından bahsetmektedir. Özellikle Cerrahiyyetü'l Haniyye adlı kitabında 10. yüzyılın islam hekimlerinden Ebu'l-Kasım Halaf ibn Abbas ez-Zehravi'nin "Kitabü't Teşrif li-men Aceze ani't Tealif" adlı eserinin cerrahi ile ilgili 30. bölümünün tasnifini aynen alıp Türkçeye çevirmiştir.
Sabuncuoğlu Şerafeddin döneminde ve sonrasında pek ünlenememiş ancak tıp dünyasında gerçekleştirdiği yeniliklerle ve yazdığı kitaplarla geleceğe ulaşabilmiş bir hekimdir. Ortaçağ Anadolu coğrafyasında hakim dil Arapça ve Farsça olmasına rağmen eserlerini "Türkçe" olarak yazması kendisinin ve tıbbının çok geniş geniş kitlelere ulaşmasını engellemiştir. Cerrahiyyetü'l Haniyye'nin giriş bölümünde kitabını Türkçe yazmasının sebebini "....bu devirde Rum kavimleri Türk dilini kullanmaktadırlar. Ayrıca bu dönemin cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmemektedir ve okuma yazma bilseler bile hepsi Türkçe kitap okumaktadırlar. Böylece, bu kitabı Türkçe yazmakla bundan daha çok kişi yararlanacaktır ve bu sayede işin aslını öğrenip, birçok sorunlarını çözerek kendilerini hatadan ve beladan koruyabileceklerdir...." olarak açıklamaktadır. Bunun yanında; Sabuncuoğlu'nun Arapça, Farsça ve Yunanca'yı bildiğini kitaplarından anlamaktayız.
Sabuncuoğlu Şerafeddin'in kitapları; Akrabadin Tercümesi, Mücerrebname ve Cerrahiyyetü'l Haniyye'dir. Sabuncuoğlu'nun ölüm tarihi bilinmese de Mücerrebname'de yaşını 85 olarak belirtmesinden yola çıkarak bu tarihte ya da daha sonra hayata gözlerini yumduğunu söyleyebiliriz.
https://www.facebook.com/...3/posts/1532541557133890/
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
(img:#20854340)
SABUNCUOĞLU ŞERAFEDDiN
Bugün sizlere deneysel fizyolojinin öncüsü Sabuncuoğlu Şeraffeddin'den bahsedeceğiz. Öyle ki yaşadığı dönemde Arapça ve Farsça'nın etkin olarak kullanılmasına rağmen eserlerini "Türkçe" olarak kaleme alan, dahası çeşitli hayvanlar üzerinde deneyler yapmasının yanında yılan zehrinin insan bedeninde oluşturduğu ölümcül etkiyi ve tedavi sürecini yakından takip etmek amacıyla kendi bedenini kobay olarak kullanan Sabuncuoğlu Şerafeddin hakkında bilgiler sunacağız. Şimdiden iyi okumalar.
Fatih Sultan Mehmet dönemi hekimlerinden Sabuncuoğlu Şerafeddin (1386-1468?), Türk tıp tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Amasya'da dünyaya gelen hekimin babası Ali Çelebi ve dedesi Hacı ilyas da hekimlik yapmıştır. Hatta dedesi, Çelebi Sultan Mehmet’in hekimbaşısı Sabuncuoğlu Mevlânâ el-Hâc ilyas Çelebi’dir.
Sabuncuoğlu Şerafeddin'in düzenli bir tıp eğitimi alıp almadığı muğlak bir konu. Ancak, yazmış olduğu kitaplardan edindiğimiz bilgilere göre tıp eğitimi aldığını bilmekteyiz. 17 yaşından itibaren Amasya Bimarhanesi/Darüşşifası (1308-1309)'nde dönemin geleneğine göre usta-çırak usulüyle tabipliğe başlamıştır. Amasya Bimarhanesi'nin ilk hekimbaşısı Reşüddüddin Lokman Harezmi'nin öğrencisi, Burhaneddin Ahmed ibn-i el Nahcivani'nin hekimbaşılığı döneminde Sabuncuoğlu'nun kendisinden tıp eğitimi aldığını bilmekteyiz.
Usta-çırak usulüyle aldığı tıp eğitiminden sonra yine kaleme aldığı kitaplarından öğrendiğimize göre 14 yıl Amasya Bimarhanesi'nde hekimlik yapmıştır. Amasya'daki çalışmaları ile ünlenen hekim, Candaroğlu isfendiyar Bey (1385-1440)'in daveti ile Kastamonu'ya gitmiştir. Sonrasında "Cerrahiyyetü'l Haniyye" adlı kitabını Fatih Sultan Mehmet'e sunmak için istanbul'a geçmiş, dönüş yolunda ise Bolu, Gerede ve Tosya'ya uğramıştır.
Yaşadığı dönemde hem cerrahlık hem de deneysel fizyoloji alanında çalışmalar yapan Sabuncuoğlu Şerefeddin, Cerrahiyyetü'l Haniyye adlı eserinde, cerrahi müdahaleleri ve tıp aletlerinin nasıl kullanılması gerektiğini açıklayıcı bir şekilde anlatmıştır. Bunun yanında diş tedavisinde ağrıyan diş solda ise sağ el bileği, diş sağda ise sol el bileğini koterize etmek (bir kısım dokuyu tahrip etmek veya ortadan kaldırmak için vücudun belirli bir kısmı üzerine fiziksel ya da kimyasal maddeler uygulama) gerektiğini belirtir ki bu yöntem günümüz akapunkturunda uygulanan yöntemlerden biridir. Ayrıca, estetik cerrahi ve boğaza kaçan cismin çıkarılmasıyla ilgili çalışmaları da mevcuttur. Eserlerinin dizaynını kendisi yapan hekimin bu bakımdan hat ve resim sanatı yönünün de ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Cerrahın Cerrahiyyetü'l Haniyye adlı kitabı, Türk-islam dünyasında cerrahi teknikleri açıklaması amacıyla resmin kullanıldığı ilk ve nadir eserlerden biridir. Minyatür geleneğine bağlı kalınarak çizilen resimler, yüksek sanatsal özellik taşımaz ancak cerrahi teknikler sade bir biçimde açıkça belirtilmiştir.
Sabuncuoğlu'nun en önemli özelliklerinden biri de değişik deneyleri çeşitli hayvanlar üzerinde yaparak bilimsel sonuçlar elde etmesidir. "Mücerrebname" adlı eserinde yılan zehrinin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla horozun bir budunu yılana ısırttığını ve akabinde horoza panzehir içirdiğini; ertesi gün yeşilimsi bir yaranın olduğunu görünce horoza tekrar panzehir verdiğini ve ikinci gün belirtilerin kaybolduğunu yazmıştır. Ayrıca, yılana orta parmağını ısırtmış sonrasında panzehirden yaptığı ilaçtan yarasına sürerek kendi deyimi ile ne parmağı şişmiş ne de vücudunda bir belirti oluşmuştur.
Sabuncuoğlu eserlerinde; Hippokrat, Bergamalı Galenos, Dioscurides ve Türk hekimlerinden Hacı Paşa'nın çalışmalarından bahsetmektedir. Özellikle Cerrahiyyetü'l Haniyye adlı kitabında 10. yüzyılın islam hekimlerinden Ebu'l-Kasım Halaf ibn Abbas ez-Zehravi'nin "Kitabü't Teşrif li-men Aceze ani't Tealif" adlı eserinin cerrahi ile ilgili 30. bölümünün tasnifini aynen alıp Türkçeye çevirmiştir.
Sabuncuoğlu Şerafeddin döneminde ve sonrasında pek ünlenememiş ancak tıp dünyasında gerçekleştirdiği yeniliklerle ve yazdığı kitaplarla geleceğe ulaşabilmiş bir hekimdir. Ortaçağ Anadolu coğrafyasında hakim dil Arapça ve Farsça olmasına rağmen eserlerini "Türkçe" olarak yazması kendisinin ve tıbbının çok geniş geniş kitlelere ulaşmasını engellemiştir. Cerrahiyyetü'l Haniyye'nin giriş bölümünde kitabını Türkçe yazmasının sebebini "....bu devirde Rum kavimleri Türk dilini kullanmaktadırlar. Ayrıca bu dönemin cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmemektedir ve okuma yazma bilseler bile hepsi Türkçe kitap okumaktadırlar. Böylece, bu kitabı Türkçe yazmakla bundan daha çok kişi yararlanacaktır ve bu sayede işin aslını öğrenip, birçok sorunlarını çözerek kendilerini hatadan ve beladan koruyabileceklerdir...." olarak açıklamaktadır. Bunun yanında; Sabuncuoğlu'nun Arapça, Farsça ve Yunanca'yı bildiğini kitaplarından anlamaktayız.
Sabuncuoğlu Şerafeddin'in kitapları; Akrabadin Tercümesi, Mücerrebname ve Cerrahiyyetü'l Haniyye'dir. Sabuncuoğlu'nun ölüm tarihi bilinmese de Mücerrebname'de yaşını 85 olarak belirtmesinden yola çıkarak bu tarihte ya da daha sonra hayata gözlerini yumduğunu söyleyebiliriz.
https://www.facebook.com/...3/posts/1532541557133890/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar