bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı10
- kolye142
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- peynir dolgulu jalapeno4
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur2
- hacker saldırısı gazileri8
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- cep telefonu22
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- semih kılıçsoy4
- nokia20
- türkiye20
- fransa8
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspects'in ayağı4
- azerbaycan5
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- tır şoförü olmayı istemek14
- almanya11
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- araba3
- meltem hendem2
- antalya2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- esaretin bedeli5
- konya denilince akla gelenler7
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- bilim3
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- ay3
2005 yapımı en bi* romantik komedi.
Bu filmi nasıl gözden kaçırmışım bilemiyorum. Benim gibi gönül adamının, aşk adamının, ormantik sevgi pıtırcığınının böylesine muhteşem bir aşk hikayesini atlamış olması hakikaten affedilir gibi değil. En azından cezamı bir nebze olsa da azaltmak için "hafifletici sepetler" mahiyetinde buraya bu girdiyi yazmayı görev bildim kendime.
Göççük Manhattan 11 yaşındaki bir kız ile bir oğlanın aşk hikayesini anlatıyor. Kulağa çok olağan bir senaryoymuş gibi geliyor değil mi? Bana da öyle gelmişti denk geldiğimde... Ancak filmi izlemeye başladıktan sonra fark ettim ki, aslında hiç de olağan bir senaryo değil; şöyle ki, veletlerin aşk hikayelerine yüzlerce filmde yer verilmiştir. Bu filmler arasından hakkını gerçekten verebilenler denilince, hemen ilk aklıma Jeux d'Enfants (Love me if you dare / Cesaret var mı aşka?) filmi geliyor. Çok hoş bir şekilde resmedilmişti bu çocukluk aşkı. Ancak filmin devamında çocuklar büyüyor, serpiliyor, ve aşk bir ömür zaman çizelgesinde işleniyor. Küçük Manhattan'ın bu filmden ve diğer benzer filmlerden en büyük farkı, çocukluk aşkının %100 katıksız, katkısız bir şekilde filmin her dokusuna işlemiş olması. Üstelik bunun gerçekten çok başarılı bir şekilde yapılmış olması.
Küçük iki oyuncumuz da çok çok ama çok başarılılar bence. "Büyümüş de küçülmüş" yapaylığından son derece uzak, gerçekten çocuk kalarak, kendileri olarak, doğal bir şekilde oyunculuklarını bu kadar güzel sergileyebilmeleri belki de bu filmi -en azından benim için- bu kadar özel yapıyor. Çok, çok güzel bir film. Mutlaka izleyin.
IMDB Bağlantısı: http://www.imdb.com/title/tt0412922/
kaptanın seyir defterine ek:
--spoiler--
Filmin sonunda, "herkes aşkı özünde aynı şekilde yaşıyormuş len" mesajının sıcaklığını yüzünüzde hissediyorsunuz. En azından ben hissettim. 11 yaşında veletin yaşadıklarıyla, benim şu yaşta yaşadığım duygular aynı. Sanırım yaşlandıkça, aşkı [filmde anlatıldığı şekilde] bu basitlikte anlatabilme yeteneğimizi kaybediyoruz. Çeşitli yerlere takabileceğimiz çok daha fazla kulp çeşidi alternatifimiz oluyor; olayın özünden, basitliğinden ve bu basitlikte yatan güzelliğinden fersah fersah uzaklaşıyoruz. Hele ki acı çekerken ki güzellik.
--spoiler--
Bu filmi nasıl gözden kaçırmışım bilemiyorum. Benim gibi gönül adamının, aşk adamının, ormantik sevgi pıtırcığınının böylesine muhteşem bir aşk hikayesini atlamış olması hakikaten affedilir gibi değil. En azından cezamı bir nebze olsa da azaltmak için "hafifletici sepetler" mahiyetinde buraya bu girdiyi yazmayı görev bildim kendime.
Göççük Manhattan 11 yaşındaki bir kız ile bir oğlanın aşk hikayesini anlatıyor. Kulağa çok olağan bir senaryoymuş gibi geliyor değil mi? Bana da öyle gelmişti denk geldiğimde... Ancak filmi izlemeye başladıktan sonra fark ettim ki, aslında hiç de olağan bir senaryo değil; şöyle ki, veletlerin aşk hikayelerine yüzlerce filmde yer verilmiştir. Bu filmler arasından hakkını gerçekten verebilenler denilince, hemen ilk aklıma Jeux d'Enfants (Love me if you dare / Cesaret var mı aşka?) filmi geliyor. Çok hoş bir şekilde resmedilmişti bu çocukluk aşkı. Ancak filmin devamında çocuklar büyüyor, serpiliyor, ve aşk bir ömür zaman çizelgesinde işleniyor. Küçük Manhattan'ın bu filmden ve diğer benzer filmlerden en büyük farkı, çocukluk aşkının %100 katıksız, katkısız bir şekilde filmin her dokusuna işlemiş olması. Üstelik bunun gerçekten çok başarılı bir şekilde yapılmış olması.
Küçük iki oyuncumuz da çok çok ama çok başarılılar bence. "Büyümüş de küçülmüş" yapaylığından son derece uzak, gerçekten çocuk kalarak, kendileri olarak, doğal bir şekilde oyunculuklarını bu kadar güzel sergileyebilmeleri belki de bu filmi -en azından benim için- bu kadar özel yapıyor. Çok, çok güzel bir film. Mutlaka izleyin.
IMDB Bağlantısı: http://www.imdb.com/title/tt0412922/
kaptanın seyir defterine ek:
--spoiler--
Filmin sonunda, "herkes aşkı özünde aynı şekilde yaşıyormuş len" mesajının sıcaklığını yüzünüzde hissediyorsunuz. En azından ben hissettim. 11 yaşında veletin yaşadıklarıyla, benim şu yaşta yaşadığım duygular aynı. Sanırım yaşlandıkça, aşkı [filmde anlatıldığı şekilde] bu basitlikte anlatabilme yeteneğimizi kaybediyoruz. Çeşitli yerlere takabileceğimiz çok daha fazla kulp çeşidi alternatifimiz oluyor; olayın özünden, basitliğinden ve bu basitlikte yatan güzelliğinden fersah fersah uzaklaşıyoruz. Hele ki acı çekerken ki güzellik.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar