bugün
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız9
- ekşi sözlük13
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı35
- osuruktan şiirler47
- evde pide yapmak7
- her şeyi hatırlayan insan5
- eski sevgili nerede ne yapıyor8
- zeki olmanın avantajları4
- kavga yok mu ya5
- bu saatte seks yapılır mı sorunsalı4
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek5
- giysi fiyatlarının uçması12
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi4
- anın görüntüsü30
- bu saatte kahve içilir mi sorunsalı4
- vedat muriqi6
- twin peaks3
- konya da 3 4 büyüklüğünde deprem5
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- sütyenin 2 gözü doldurulmuş heybe olması3
- seninle sevişirken ölmek istiyorum3
- çaylakların dolunayda yazara dönüşmesi3
- uludağ sözlük'ü diriltme hareketi3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- enayimiknatisi ile kavga etmek3
- beni neden sevmedin3
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- kürt kelimesi türk kelimesinden mi türedi3
- anne pizzası10
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- ben geldim kerkenezler19
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- dinci ve müslüman kavramları8
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- aleksey batrakov14
- yenilgisiz tek şampiyon5
- netflix ten daha iyi ücretsiz film sunucuları3
- fenerbahçe17
- ismail kartal ne zaman kovulur sorunsalı3
- putin türkmüş11
- arkadaşlar hoşçakalın3
- şoförün yan koltuğu4
- sevgilinin sensiz de mutlu olmasını ister misin4
- zorunlu eğitim12
- ismail kartal'ın kovulması3
- geceye bir şarkı bırak11
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- trileçe7
- kafasına havan mermisi yiyen teröristler3
- hiçbir kadının sevgisine ihtiyaç duymayan erkek5
2005 yapımı en bi* romantik komedi.
Bu filmi nasıl gözden kaçırmışım bilemiyorum. Benim gibi gönül adamının, aşk adamının, ormantik sevgi pıtırcığınının böylesine muhteşem bir aşk hikayesini atlamış olması hakikaten affedilir gibi değil. En azından cezamı bir nebze olsa da azaltmak için "hafifletici sepetler" mahiyetinde buraya bu girdiyi yazmayı görev bildim kendime.
Göççük Manhattan 11 yaşındaki bir kız ile bir oğlanın aşk hikayesini anlatıyor. Kulağa çok olağan bir senaryoymuş gibi geliyor değil mi? Bana da öyle gelmişti denk geldiğimde... Ancak filmi izlemeye başladıktan sonra fark ettim ki, aslında hiç de olağan bir senaryo değil; şöyle ki, veletlerin aşk hikayelerine yüzlerce filmde yer verilmiştir. Bu filmler arasından hakkını gerçekten verebilenler denilince, hemen ilk aklıma Jeux d'Enfants (Love me if you dare / Cesaret var mı aşka?) filmi geliyor. Çok hoş bir şekilde resmedilmişti bu çocukluk aşkı. Ancak filmin devamında çocuklar büyüyor, serpiliyor, ve aşk bir ömür zaman çizelgesinde işleniyor. Küçük Manhattan'ın bu filmden ve diğer benzer filmlerden en büyük farkı, çocukluk aşkının %100 katıksız, katkısız bir şekilde filmin her dokusuna işlemiş olması. Üstelik bunun gerçekten çok başarılı bir şekilde yapılmış olması.
Küçük iki oyuncumuz da çok çok ama çok başarılılar bence. "Büyümüş de küçülmüş" yapaylığından son derece uzak, gerçekten çocuk kalarak, kendileri olarak, doğal bir şekilde oyunculuklarını bu kadar güzel sergileyebilmeleri belki de bu filmi -en azından benim için- bu kadar özel yapıyor. Çok, çok güzel bir film. Mutlaka izleyin.
IMDB Bağlantısı: http://www.imdb.com/title/tt0412922/
kaptanın seyir defterine ek:
--spoiler--
Filmin sonunda, "herkes aşkı özünde aynı şekilde yaşıyormuş len" mesajının sıcaklığını yüzünüzde hissediyorsunuz. En azından ben hissettim. 11 yaşında veletin yaşadıklarıyla, benim şu yaşta yaşadığım duygular aynı. Sanırım yaşlandıkça, aşkı [filmde anlatıldığı şekilde] bu basitlikte anlatabilme yeteneğimizi kaybediyoruz. Çeşitli yerlere takabileceğimiz çok daha fazla kulp çeşidi alternatifimiz oluyor; olayın özünden, basitliğinden ve bu basitlikte yatan güzelliğinden fersah fersah uzaklaşıyoruz. Hele ki acı çekerken ki güzellik.
--spoiler--
Bu filmi nasıl gözden kaçırmışım bilemiyorum. Benim gibi gönül adamının, aşk adamının, ormantik sevgi pıtırcığınının böylesine muhteşem bir aşk hikayesini atlamış olması hakikaten affedilir gibi değil. En azından cezamı bir nebze olsa da azaltmak için "hafifletici sepetler" mahiyetinde buraya bu girdiyi yazmayı görev bildim kendime.
Göççük Manhattan 11 yaşındaki bir kız ile bir oğlanın aşk hikayesini anlatıyor. Kulağa çok olağan bir senaryoymuş gibi geliyor değil mi? Bana da öyle gelmişti denk geldiğimde... Ancak filmi izlemeye başladıktan sonra fark ettim ki, aslında hiç de olağan bir senaryo değil; şöyle ki, veletlerin aşk hikayelerine yüzlerce filmde yer verilmiştir. Bu filmler arasından hakkını gerçekten verebilenler denilince, hemen ilk aklıma Jeux d'Enfants (Love me if you dare / Cesaret var mı aşka?) filmi geliyor. Çok hoş bir şekilde resmedilmişti bu çocukluk aşkı. Ancak filmin devamında çocuklar büyüyor, serpiliyor, ve aşk bir ömür zaman çizelgesinde işleniyor. Küçük Manhattan'ın bu filmden ve diğer benzer filmlerden en büyük farkı, çocukluk aşkının %100 katıksız, katkısız bir şekilde filmin her dokusuna işlemiş olması. Üstelik bunun gerçekten çok başarılı bir şekilde yapılmış olması.
Küçük iki oyuncumuz da çok çok ama çok başarılılar bence. "Büyümüş de küçülmüş" yapaylığından son derece uzak, gerçekten çocuk kalarak, kendileri olarak, doğal bir şekilde oyunculuklarını bu kadar güzel sergileyebilmeleri belki de bu filmi -en azından benim için- bu kadar özel yapıyor. Çok, çok güzel bir film. Mutlaka izleyin.
IMDB Bağlantısı: http://www.imdb.com/title/tt0412922/
kaptanın seyir defterine ek:
--spoiler--
Filmin sonunda, "herkes aşkı özünde aynı şekilde yaşıyormuş len" mesajının sıcaklığını yüzünüzde hissediyorsunuz. En azından ben hissettim. 11 yaşında veletin yaşadıklarıyla, benim şu yaşta yaşadığım duygular aynı. Sanırım yaşlandıkça, aşkı [filmde anlatıldığı şekilde] bu basitlikte anlatabilme yeteneğimizi kaybediyoruz. Çeşitli yerlere takabileceğimiz çok daha fazla kulp çeşidi alternatifimiz oluyor; olayın özünden, basitliğinden ve bu basitlikte yatan güzelliğinden fersah fersah uzaklaşıyoruz. Hele ki acı çekerken ki güzellik.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar