bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- yazarların işlediği günahlar11
- günlük tutmak7
- flörtün ilkesel reddi2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- amedspor31
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- toplu taşımada yer verme ahlakı3
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- ipkis2
- yazarların fotoğrafları9
- profdrekremculfa3
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- kadın tır şoförleri6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- şimdi ne yapsam acaba7
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- akşama ne yemek yapsam10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- kar soğuğu6
- cumartesi gecesi6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- yarma şeftali7
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- kanal 7 gelin dizisi5
- eski sevgilinn profil hesabına hergün girip bakmak2
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- xiaomi 17 pro max4
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- gecenin şarkısı6
Temel eleştiri yeni ateistlerin ideolojik ve yüzeysel oldukları yönündedir. Sosyolog Rodney
Stark bu konuda ilginç bir gözlemde bulunuyor, diyor ki bir insan Robin Hood hikayelerini
okuyarak ortaçağ hakkında ne kadar bilgi edinebilirse, Richard Dawkins kitaplarını okuyarak
da din hakkında o kadar bilgi edinebilir. Ateist bilim felsefecisi Michael Ruse da Tanrı
yanılgısı isimli kitabı çok sert eleştiriyor ve kitabın o kadar kötü olduğunu anlatıyor ki
kendisinin bir ateist olarak aslında kitabı okurken ateizmden utandığını söylüyor. Yine
felsefeye giriş ve dine giriş dersleri olsa bu derslerden Richard Dawkins ʼin geçemeyeceğini
iddia ediyor. Yine başka bir ateist düşünür Terry Eagleton da Richard Dawkinsʼin ve diğer
yeni ateistler aslında bilimi doğru tasvir etmediklerini ama daha da kötüsü dini çok yüzeysel
şekilde ele aldıklarını, dinlerin olabilecek en kötü şekilde yansıtıldığını, hatta dinleri öğrenme
zahmetine girişmediklerini söylüyor. Nitekim Richard Dawkins de bundan iki sene önce attığı
bir twitte Kurʼanʼı hiç okumadığını, islamʼı eleştirmek için Kurʼanʼı okumasına gerek
olmadığını söyleyerek aslında Terry Eagletonʼın bu görüşünü doğrulamış oldu.
Yeni ateistler felsefeyi küçümsemeleriyle de meşhurlar. Bu anlamda aslında yaptıkları
felsefi hataların da hoş görülmesi gerekebilir. Örneğin yeni ateistlerin binlerce yıllardır
sorulan, cevaplanan soruları sanki geçen hafta bu sorular ilk kez sorulmuş gibi
yönlendirdiklerini görüyoruz. Örneğin Tanrıyı kim dizayn etti, Tanrı varsa niye kötülük vardır
sorularının sanki bu sorular ilk kez soruluyormuş gibi yeni ateistler tarafından yöneltildiğini
görüyoruz. Oysa teist literatürde bu konular üzerine on binlerce sayfa yazılmıştır. Daha
verimli bir tartışma olması için bu soruların sorulmasında elbette bir sakınca yoktur. Yalnız
yeni ateistlerin yaptığı bu sorulara verilen cevapların göz ardı ederek sanki bu sorular ilk kez
soruluyormuş gibi davranmalarıdır. Yine yeni ateistler bilim tarihini çarpıtmaktan
çekinmiyorlar. Burada en favori örnekleri Galileo hadisesi ve Charles Darwinʼin teorisinin
dini çevrelerde karşılanmasıdır. Elbette bunları olabildiğince yüzeysel ve ideolojik şekilde
tekrar yazıyorlar. Yani Galileo hadisesine bakıldığında aslında Galileoʼnin dindar bir bilim
insanı olduğunu mesela bu eserlerde okuyamazsınız. Yine Galileoʼnin argümanını savunurken
incilʼe atıfta bulunduğunu göremezsiniz. Bunun yanında Galileoʼnin doğayı daha iyi
tanımamız durumunda incilʼi daha iyi tanımlayabileceğimiz görüşünü bu eserlerde
göremezsiniz. Öte yandan malumunuz kilise sadece dini bir kurum değildir. Kilise aynı
zamanda siyasi bir otorite, sosyal bir otorite, bir güç odağıdır. Kilisenin savunduğu görüş de
aslında eskimiş de olsa o dönem için tam eskimemiş bir bilim görüşüdür. Yani Aristocu
Batlamyusçu bilim anlayışını savunuyor kilise. Bunu savunurken aslında bir yandan da
Francesco Ingoli gibi, Orazio Grassi gibi isimlerin bilimsel argümanlarını ne kadar beğenelim
ya da beğenmeyelim ama ortaya konulan bilimsel argümanlarını da destekliyor kilise. Kilise
aslında sadece eski ahite ya da yeni ahite atıfla değil aynı zamanda dönemin bilimsel
argümanlarına atıfla da Galileoʼye karşı gelmeye çalışıyor.
Son olarak aslında yeni ateizmin bilimciliğin maruz kaldığı eleştirilerin hepsine maruz
kalması gerektiğini de belirtmek gerekiyor. Örneğin ahlak konusunda doğa bilimlerinin yer
yer yetersiz kalabildiğini düşündüğümüzde yalnızca doğa bilimleri bizim rehberimiz olmalıdır
diyen bir yeni ateist aslında ahlak konusunda da eleştirilmeyi hak etmekte. Bu konuda ilginç
bir hadise yaşandı geçtiğimiz günlerde. Richard Dawkins bir konuşmada aslında anti
darwinist bir dünyada yaşamak istediğini, darwinist bir dünyada yaşamanın kendisi için ve
insanlar için dünyayı yaşanılmaz bir hale getireceğini söyledi ki haklı. Doğada gördüğümüz,
hayvanlar arasında gördüğümüz münasebeti insanlar arasında gördüğümüzde aslında insan
hakları ihlallerinin yaşanacağını, hatta insan hakları diye bir şeyden söz edemeyeceğimizi
görmekteyiz. Bu anlamda gerçekten de Richard Dawkins haklıdır. Yalnız problem şu ki aynı
Richard Dawkins kendi eserlerinde insan haklarının ve insanın özel bir yeri olduğu görüşünün
aslında Hristiyanlıktan, tek Tanrılı dinlerden geldiğini iddia etmekte. Dolayısıyla Richard
Dawkins bir yandan Hristiyanlıktan kurtulmayı öğütlerken, bir yandan Hristyanlıktan
kurtulmanın neticesinde bu ahlaki öğretilerin de kaybolacağını ya da o ahlaki öğretilerin
temelindeki görüşlerin kaybolacağını fark etmemekte ve böyle çelişkili bir pozisyon
takınmakta. Bu anlamda bilimciliğin eleştirildiği her noktanın yeni ateizme de
yönlendirilebileceğinin farkında olmak gerekiyor.
Stark bu konuda ilginç bir gözlemde bulunuyor, diyor ki bir insan Robin Hood hikayelerini
okuyarak ortaçağ hakkında ne kadar bilgi edinebilirse, Richard Dawkins kitaplarını okuyarak
da din hakkında o kadar bilgi edinebilir. Ateist bilim felsefecisi Michael Ruse da Tanrı
yanılgısı isimli kitabı çok sert eleştiriyor ve kitabın o kadar kötü olduğunu anlatıyor ki
kendisinin bir ateist olarak aslında kitabı okurken ateizmden utandığını söylüyor. Yine
felsefeye giriş ve dine giriş dersleri olsa bu derslerden Richard Dawkins ʼin geçemeyeceğini
iddia ediyor. Yine başka bir ateist düşünür Terry Eagleton da Richard Dawkinsʼin ve diğer
yeni ateistler aslında bilimi doğru tasvir etmediklerini ama daha da kötüsü dini çok yüzeysel
şekilde ele aldıklarını, dinlerin olabilecek en kötü şekilde yansıtıldığını, hatta dinleri öğrenme
zahmetine girişmediklerini söylüyor. Nitekim Richard Dawkins de bundan iki sene önce attığı
bir twitte Kurʼanʼı hiç okumadığını, islamʼı eleştirmek için Kurʼanʼı okumasına gerek
olmadığını söyleyerek aslında Terry Eagletonʼın bu görüşünü doğrulamış oldu.
Yeni ateistler felsefeyi küçümsemeleriyle de meşhurlar. Bu anlamda aslında yaptıkları
felsefi hataların da hoş görülmesi gerekebilir. Örneğin yeni ateistlerin binlerce yıllardır
sorulan, cevaplanan soruları sanki geçen hafta bu sorular ilk kez sorulmuş gibi
yönlendirdiklerini görüyoruz. Örneğin Tanrıyı kim dizayn etti, Tanrı varsa niye kötülük vardır
sorularının sanki bu sorular ilk kez soruluyormuş gibi yeni ateistler tarafından yöneltildiğini
görüyoruz. Oysa teist literatürde bu konular üzerine on binlerce sayfa yazılmıştır. Daha
verimli bir tartışma olması için bu soruların sorulmasında elbette bir sakınca yoktur. Yalnız
yeni ateistlerin yaptığı bu sorulara verilen cevapların göz ardı ederek sanki bu sorular ilk kez
soruluyormuş gibi davranmalarıdır. Yine yeni ateistler bilim tarihini çarpıtmaktan
çekinmiyorlar. Burada en favori örnekleri Galileo hadisesi ve Charles Darwinʼin teorisinin
dini çevrelerde karşılanmasıdır. Elbette bunları olabildiğince yüzeysel ve ideolojik şekilde
tekrar yazıyorlar. Yani Galileo hadisesine bakıldığında aslında Galileoʼnin dindar bir bilim
insanı olduğunu mesela bu eserlerde okuyamazsınız. Yine Galileoʼnin argümanını savunurken
incilʼe atıfta bulunduğunu göremezsiniz. Bunun yanında Galileoʼnin doğayı daha iyi
tanımamız durumunda incilʼi daha iyi tanımlayabileceğimiz görüşünü bu eserlerde
göremezsiniz. Öte yandan malumunuz kilise sadece dini bir kurum değildir. Kilise aynı
zamanda siyasi bir otorite, sosyal bir otorite, bir güç odağıdır. Kilisenin savunduğu görüş de
aslında eskimiş de olsa o dönem için tam eskimemiş bir bilim görüşüdür. Yani Aristocu
Batlamyusçu bilim anlayışını savunuyor kilise. Bunu savunurken aslında bir yandan da
Francesco Ingoli gibi, Orazio Grassi gibi isimlerin bilimsel argümanlarını ne kadar beğenelim
ya da beğenmeyelim ama ortaya konulan bilimsel argümanlarını da destekliyor kilise. Kilise
aslında sadece eski ahite ya da yeni ahite atıfla değil aynı zamanda dönemin bilimsel
argümanlarına atıfla da Galileoʼye karşı gelmeye çalışıyor.
Son olarak aslında yeni ateizmin bilimciliğin maruz kaldığı eleştirilerin hepsine maruz
kalması gerektiğini de belirtmek gerekiyor. Örneğin ahlak konusunda doğa bilimlerinin yer
yer yetersiz kalabildiğini düşündüğümüzde yalnızca doğa bilimleri bizim rehberimiz olmalıdır
diyen bir yeni ateist aslında ahlak konusunda da eleştirilmeyi hak etmekte. Bu konuda ilginç
bir hadise yaşandı geçtiğimiz günlerde. Richard Dawkins bir konuşmada aslında anti
darwinist bir dünyada yaşamak istediğini, darwinist bir dünyada yaşamanın kendisi için ve
insanlar için dünyayı yaşanılmaz bir hale getireceğini söyledi ki haklı. Doğada gördüğümüz,
hayvanlar arasında gördüğümüz münasebeti insanlar arasında gördüğümüzde aslında insan
hakları ihlallerinin yaşanacağını, hatta insan hakları diye bir şeyden söz edemeyeceğimizi
görmekteyiz. Bu anlamda gerçekten de Richard Dawkins haklıdır. Yalnız problem şu ki aynı
Richard Dawkins kendi eserlerinde insan haklarının ve insanın özel bir yeri olduğu görüşünün
aslında Hristiyanlıktan, tek Tanrılı dinlerden geldiğini iddia etmekte. Dolayısıyla Richard
Dawkins bir yandan Hristiyanlıktan kurtulmayı öğütlerken, bir yandan Hristyanlıktan
kurtulmanın neticesinde bu ahlaki öğretilerin de kaybolacağını ya da o ahlaki öğretilerin
temelindeki görüşlerin kaybolacağını fark etmemekte ve böyle çelişkili bir pozisyon
takınmakta. Bu anlamda bilimciliğin eleştirildiği her noktanın yeni ateizme de
yönlendirilebileceğinin farkında olmak gerekiyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com