bugün
- eşitlik mi özgürlük mü6
- yaşlandığının farkına varmak9
- asosyal ve çirkin olmak4
- dağ evi olmayan erkek5
- sözlük yazarlarının kekleri5
- sigara içmeyen erkek4
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey2
- clean girl akımı4
- evlenmeme nedenleri5
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- hem sosyal hem sözlük yazarı olunmaz2
- yeni partinin çerçeve yasa kararı13
- hacel obasını engin sanan sözlük yazarları2
- sözlüğün çok durgun olması6
- ekşi sözlük referans17
- meis2
- pkk silah bırakıyor diye rahatsız olan tipler2
- sözlük yazarı olunmaz2
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu2
- bok kokan bali'ye balayına giden münasip çiftler3
- kirov reporting2
- sıcak hava vs soğuk hava6
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- yaşlı izlenimi veren isimler3
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek7
- özkürt özel2
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- müzik dinlemek3
- baliye balayına gitme ezikliği4
- one by one2
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- 2000 doğumlu kızlar6
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- ekonomi16
- mekke anlaşması20
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- anın görüntüsü12
- her şeyi dramatize eden insan2
- ulu parti5
- türkiye11
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- apo piçtir piç kalacak2
- çay içen kız2
- arkadaşlar hesabımı sildim haberiniz olsun3
- güldür güldür vs çok güzel hareketler 22
- cansever19
- corona adasında bira tadımı yapacak uzman ilanı4
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- merfulu11
yine yalnız bir gece. yalnız bedenen değil, ruhen de yalnız. içimde bütün ömrümün ağırlığını taşıdım daima. sanki başkasının hayatını yaşamak zorunda kalmış da hapis tutuluyormuşum gibi. fonda ''one more cup of coffee'' çalıyor. bazı şarkılar bir insanı kendinden ancak bu kadar uzaklara götürebilir. yaşamadığım hayatlar, yaşamadığım yerler kafamda canlanıyor. olmadığım, olamadığım kişilerin acısını dahi çekiyorum. garip bir şey bu. sanırım hayata dair anlatacağım şeylerin geneli hüzünle alakalı. bunun için doğmuşum sanki. kimi zaman acısından nefeslerim kesiliyor, kimi zaman istiyorum, bilerek bataklığa adım atıyorum. diğer insanlar gibi olmayı hiç beceremedim, bunu istemem zaten. asosyal gibi biri de değilim. sadece diğer insanlar gibi bir hayatım ve öyle bir bilincim olsun isterdim. umursamayı bir kenara bırakıp her şeyin üstesinden gelmek konusunda benden çok daha iyiler. bense daha ileride yaşayacağım acıları tahmin ederek kendimi alıştırmaya çalışıyorum. hayatım konusunda yükselttiğim tek çıta hazin olayların büyüklüğü. kötü günler bitti, şimdi sırada daha kötüleri var. felsefeye merak sardığımda beni en etkileyen kişi arthur schopenhauer olmuştu. okuduklarım karşısında ilk zamanlar çok şaşırmıştım. benden farklı düşünmüyordu. bu hayat acıların hayatıydı. burada ancak acılar hüküm sürebilirdi. mutluluk diye bir şeyin varlığı bile şüpheliydi. insanların hayatı sağ salim atlatmak için yapması gereken şey mutluluğu aramak değil, mutsuzluktan kaçmaktı. çünkü mutluluk yoktu.
hayat hakkında hala çok fazla fikrim yoktur. yaşıma göre fazla acemiyim. hala hayat nasıl yaşanır sorusuna kendi içimde cevap veremiyorum. iyi bir iş bulup bir aile kurmaktan ibaret olamaz hayat. veya savruk bir hazcı gibi de geçiremem hayatı. fakat hepsini istiyorum. bir de, ömrümün geçtiği kalabalık kadıköy sokaklarından birinde, varlığını her zaman sürdürecek olan bir bina olsaydım, veya bir parke taşı. dilsiz, cansız bir varlık olmak isterdim orada bir yerde. bir çift göz, bir insan bilinci. gelen geçene laf atardım, benden haberleri olmadan. ayıp da olmazdı. ama ben yine de o hüznü yaşardım üstüme her bastıklarında.
bir enstrüman olmak da isterdim. ama daima fakir bir çalgıcının sokaklarda ekmek parasını kazanmak için çaldığı türden bir enstrüman. bana fazlaca değer verip, gözü gibi bakabilirdi. sesim çıkmazdı nasıl olsa. gerçek bir işe yaramış olurdum. şurada yazdıklarımı toplasan birkaç kişiyle paylaşmaktan başka ne işine yaradım insanların.
bilmiyorum. ben bu hayatta bir şeyleri sevmeden hayat beni terk etmeli. kabak tadı vermeye başladı artık. en kısa sürede 'aranızda' olmak dileği ile. mutlu geceler.
hayat hakkında hala çok fazla fikrim yoktur. yaşıma göre fazla acemiyim. hala hayat nasıl yaşanır sorusuna kendi içimde cevap veremiyorum. iyi bir iş bulup bir aile kurmaktan ibaret olamaz hayat. veya savruk bir hazcı gibi de geçiremem hayatı. fakat hepsini istiyorum. bir de, ömrümün geçtiği kalabalık kadıköy sokaklarından birinde, varlığını her zaman sürdürecek olan bir bina olsaydım, veya bir parke taşı. dilsiz, cansız bir varlık olmak isterdim orada bir yerde. bir çift göz, bir insan bilinci. gelen geçene laf atardım, benden haberleri olmadan. ayıp da olmazdı. ama ben yine de o hüznü yaşardım üstüme her bastıklarında.
bir enstrüman olmak da isterdim. ama daima fakir bir çalgıcının sokaklarda ekmek parasını kazanmak için çaldığı türden bir enstrüman. bana fazlaca değer verip, gözü gibi bakabilirdi. sesim çıkmazdı nasıl olsa. gerçek bir işe yaramış olurdum. şurada yazdıklarımı toplasan birkaç kişiyle paylaşmaktan başka ne işine yaradım insanların.
bilmiyorum. ben bu hayatta bir şeyleri sevmeden hayat beni terk etmeli. kabak tadı vermeye başladı artık. en kısa sürede 'aranızda' olmak dileği ile. mutlu geceler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar