bugün

yalnızlık

insan kendi yalnızlığını kendi mi kurar elleriyle? onlarca yüzün arasında usta bir ressamın attığı gölge gibidir yalnız insanın yüzü. çoğuna nahoş gelse de bu sığ ve zemheriden çıkma kelime; birer nişane gibi alınlarında durur o gölgelerin yüzlerinde. bu, onları sahte yalnızlıklardan ayıran ve zor seçilen bir işarettir.

hayatımız, yalnız değilken yalnız olduğumuzu zannetme, yalnız olmadığımızı düşünürken gerçek yalnızlaşma ve sonunda mutlak bilinçli yalnız kalışla ilerler. ya da bunu ben böyle zannediyorum. en azından benim yolum böyle oldu. bilincine erdikçe tatlı gelmeye başlayan bu gölgeler insanlığın bir çeşit izdüşümü gibi; bütünüyle kambur sırtlarda taşınan insanlığın kara aynaya yansıması. bir zamanlar her günün perdesini bir hevesle koşup aralarken, sonunda o perdeyi açmasan da günün doğduğunun bilincine varmaktır yalnızlık. esasen yalnızlık bilinmeyen bir çoğulluktur. perdeyi ''sen'' denen olgu araladığında günün ellerinden doğduğunu zannetmek kadar bencil ve tekil bir şey olabilir mi hayatta? bu heves gerçek yalnızlık olabilir mi? kırıldığında kusamamaktan yutağımıza takılı kalan parçalarının acısının adını yalnızlık mı koyduk insanlık olarak? kim bilebilir ki? kim neyi bilebilme erdemine ulaşabilmiş ki.

herkes sahte yalnızığını süslemeye çalışıyor. kimi müziklerle, kimi kitaplarla, kimi zihinsel fuhuşlarla. oysa yalnızlık yalınlık olmalıydı. yalınlığa erişemeden yalnız olduğunu iddia eden insanlarla dolu her yer. herkes yalnız, herkes şikâyetçi. kendilerine tahammülü olmayan insanların yalınlık hallerini süslemekten öteye gidemeyen notalar kadar yalnız olabilir misiniz? onlar kadar kullanılmış ve eskimiş. bestakârın ne hissetiği kimin umurunda? bencilliklerle anlamlandırılmaya çalışılmış, bencil anlamlarla taçlandırılmış notalar kadar yalnız olabilir misiniz? hiç o bestelerin sahiplerini düşündünüz mü? kendinizden çıkıp o gerçek sahiplerin zihinlerine girmeye çalıştınız mı? gerçekliği algıladınız mı mesela? yoksa siz de mi kendi duygudurumlarına uygun olan hikâyeler uydurdunuz o melodilere? sizi tanımlayan, size yakın olan öyküleri mi gerçeğinize aldınız? yalnızlığınızda bile bencilsiniz. yalnızlık bilinmeyen bir çoğulluktur derken bunu kastediyordum. bencillik ve yalnızlık asla aynı ipte yürüyemeyecek iki cambaz. siz; adını yalnızlık koyduğunuz bencilliklerinizi süsleyip durdunuz elinize geçen her şeyle. yalnızlığınızı vurgulamak adına kullandınız sanatın bile her dalını. bence tüm san'atkârlar mahşerde sizlerden hesap sormalı. yüzleri asla bir ressamın gölgeleriyle buluşmayacak fakat riyakârca bunları ömürlerinin sonlarına dek kullanacak herkesten..

sanki 4 yıl sonra başına gelecek acıdan haberdar fakat şikâyeti yok gibi. onun adına engebeli fakat güzel bir yol olduğuna eminim. bayan valadon'a ait tuvale atılmış her bir fırça darbesine değer olmalı bu müjdesi kendinden evvelinden gelmiş olan elem;
https://www.youtube.com/watch?v=y7kvGqiJC4g
© copyright 2005 - 2026