bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- akrep burcu4
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası16
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- kıl erkeğin süsüdür14
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- her yaptığı olay olan insanlar3
- grup seksin mantığı10
- ioçk14
- nick vermeden bir yazara seslen14
- gece denize girmek4
- şu an sözlüğü çift görüyorum2
- dünyaya çocuk getirmek10
- arkadaşlar bir şey dicem5
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- gecenin köründe5
- sadece 1 meyve seçme hakkı olsa seçilecek meyve2
- dünyanın en samimi cümlesi6
- seni karım yapacağım3
- şarap içemeyen erkek6
- baş karakteri olmak istenilen roman4
- müslüman cinler2
- sözlükte kıllı erkek istemiyoruz5
- geceye bir şarkı bırak7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- bikininin iç çamaşırından ne farkı var2
- lazerle göğüs kullarını alan erkek5
- ilk oyunu ekmeleddin ihsanoğlu'na vermiş yazarlar2
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
- çaylak olunca intihar eden yazar5
- yazarların imrendiği kişi2
- çaresizlik2
- kıllı göbeğe başını yaslayıp uyumak6
- ford taunus6
- nohut yaptım nası olmuş10
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- kafa açan insan5
- nervio burak demirbilek evliliği13
- son bira2
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- kendinden bir çıkarınca ne kalıyor2
- yorgun mermi vs nervio12
- uysaljakoben6
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- yeni parti46
Size psikiyatri dünyasının en sıra dışı deneyini anlatayım...
1973’te David Rosenhan adlı bir psikolog şöyle bir soru atıyor ortaya: “Bir insanın akıl sağlığının yerinde olup olmadığı ve akıl sağlığının derecesi kesin olarak anlaşılabilir mi?” Ardından Rosenhan, psikiyatri tanılarının güvenilirliğini test etmek için şöyle bir deneye başlar:
Amerika’da 5 farklı eyaletten 8 tane sahte hasta, olmayan sesler duyduklarını söyleyerek birbirlerinden tamamen farklı hastanelere müracaat eder. Bu hastaneler arasında devlet klinikleri de, üniversite hastaneleri de, özel hastaneler de vardır. Başka herhangi bir hastalık belirtisi sergilemezler ve isimleri ve meslekleri dışında hayatlarındaki hiçbir detayı yanlış aktarmazlar. Bu yalancı hastaların 7’sine şizofreni, birine de manik-depresif psikoz tanısı konur ve hastaneye yatırılırlar.
Hastaneye yatırıldıktan sonra günlük hayatlarındaki gibi tamamen normal davranırlar. Hatta önceden anlaştıkları üzere, hepsi artık gaipten sesler duymadıklarını söyler, ancak doktorlar bir türlü onların iyileştiklerine inanmaz.
Bu sırada kliniklerde yatan 118 gerçek hastadan 35’i, grubun bazı üyelerine “Sen deli olamazsın, herhalde hastaneyi teftişe gelen bir gazeteci ya da profesörsün” der. Yani doktorların fark edemediği durumu hastalar hemen çakar.
Sonuç olarak hastaneden en erken çıkan sahte hasta, bir hafta yatar. En uzunu ise tam 52 gün klinikte tutulur.
Teşhisleri ise, 'gerileme durumunda paranoyak şizofreni' olur.
Ortalık karışır tabii, deneye hak verenler kadar karşı çıkanlar da olur. Ardından bence bu deneyin en ilginç kısmı başlar.
Bir başka hastane yönetimi Rosenhan’a meydan okuyarak der ki: “Biz bu oyunu bozarız! Ne zaman, nasıl ya da kim olursa olsun, o deneklerden bize de gönder, bak gör onları nasıl yakalıyoruz.”
“Tamam lan!” der bizimki. “Size önümüzdeki 3 ay boyunca sahte hastalar göndereceğim, bakalım onları ayırt edebilecek misiniz?”
3 ay sonra Rosenhan, yeni yatırılan 193 hasta ile ilgili formları inceler. Doktorlar hastaneye başvuran 193 hastadan 41’inin yalancı hasta olduğunu düşünmektedir. Ayrıca başka 42 kişiden de şüphe duymaktadır. Çarpıcı olan ise, Rosenhan’ın hastaneye aslında hiç sahte hasta göndermemiş olması.
Bu deney sonucunda 'Akıl Hastalıklarının Tanıları' kitabı yeniden düzenlenir ve Rosenhan, psikiyatrinin bugünkü standartlarına ulaşmasında dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Örneğin artık tanı konmadan önce hastaların mutlaka birden fazla belirti göstermesi gerekiyor.
Son olarak bir film önerisinde de bulunayım: one flew over the cuckoo's nest
(Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=QhAjtfhQG64)
1973’te David Rosenhan adlı bir psikolog şöyle bir soru atıyor ortaya: “Bir insanın akıl sağlığının yerinde olup olmadığı ve akıl sağlığının derecesi kesin olarak anlaşılabilir mi?” Ardından Rosenhan, psikiyatri tanılarının güvenilirliğini test etmek için şöyle bir deneye başlar:
Amerika’da 5 farklı eyaletten 8 tane sahte hasta, olmayan sesler duyduklarını söyleyerek birbirlerinden tamamen farklı hastanelere müracaat eder. Bu hastaneler arasında devlet klinikleri de, üniversite hastaneleri de, özel hastaneler de vardır. Başka herhangi bir hastalık belirtisi sergilemezler ve isimleri ve meslekleri dışında hayatlarındaki hiçbir detayı yanlış aktarmazlar. Bu yalancı hastaların 7’sine şizofreni, birine de manik-depresif psikoz tanısı konur ve hastaneye yatırılırlar.
Hastaneye yatırıldıktan sonra günlük hayatlarındaki gibi tamamen normal davranırlar. Hatta önceden anlaştıkları üzere, hepsi artık gaipten sesler duymadıklarını söyler, ancak doktorlar bir türlü onların iyileştiklerine inanmaz.
Bu sırada kliniklerde yatan 118 gerçek hastadan 35’i, grubun bazı üyelerine “Sen deli olamazsın, herhalde hastaneyi teftişe gelen bir gazeteci ya da profesörsün” der. Yani doktorların fark edemediği durumu hastalar hemen çakar.
Sonuç olarak hastaneden en erken çıkan sahte hasta, bir hafta yatar. En uzunu ise tam 52 gün klinikte tutulur.
Teşhisleri ise, 'gerileme durumunda paranoyak şizofreni' olur.
Ortalık karışır tabii, deneye hak verenler kadar karşı çıkanlar da olur. Ardından bence bu deneyin en ilginç kısmı başlar.
Bir başka hastane yönetimi Rosenhan’a meydan okuyarak der ki: “Biz bu oyunu bozarız! Ne zaman, nasıl ya da kim olursa olsun, o deneklerden bize de gönder, bak gör onları nasıl yakalıyoruz.”
“Tamam lan!” der bizimki. “Size önümüzdeki 3 ay boyunca sahte hastalar göndereceğim, bakalım onları ayırt edebilecek misiniz?”
3 ay sonra Rosenhan, yeni yatırılan 193 hasta ile ilgili formları inceler. Doktorlar hastaneye başvuran 193 hastadan 41’inin yalancı hasta olduğunu düşünmektedir. Ayrıca başka 42 kişiden de şüphe duymaktadır. Çarpıcı olan ise, Rosenhan’ın hastaneye aslında hiç sahte hasta göndermemiş olması.
Bu deney sonucunda 'Akıl Hastalıklarının Tanıları' kitabı yeniden düzenlenir ve Rosenhan, psikiyatrinin bugünkü standartlarına ulaşmasında dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Örneğin artık tanı konmadan önce hastaların mutlaka birden fazla belirti göstermesi gerekiyor.
Son olarak bir film önerisinde de bulunayım: one flew over the cuckoo's nest
(Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=QhAjtfhQG64)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar