bugün
- amerika birleşik devletleri27
- dünya27
- mustafa kemal atatürk10
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- norveç5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı20
- sözlüğün en güzel kadını11
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- taş gibi kalçası olan kadın6
- türk rock grupları7
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- orospu çocuğu abdullah öcalan8
- fransa4
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- isveç3
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek6
- hewal ebo12
- evanjelist8
- çiğdem çiçek2
- hava durumu4
- danimarka3
- cuma gecesi evde oturan ezik tip2
- walking tour adı altında göt meme çekmek2
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- flörte emmioğlu napıyon demek2
- belçika2
- allah bize salat etti5
- kendini tüm insanlardan üstün tutan ateist2
- apo'ya küfür etsek ceza alır mıyız3
- ateizm2
- iltica beyin nihavent bey olması2
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- en güzel diller2
- italya2
- aylık 138 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- dikili bir ağacının olmaması6
- pkk vs hamas çatışmalarında ölenler2
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- kurtlar vadisi'nin abidin'i cnn türk te2
- brezilya3
- simko314
- diamond bey birader nerede sorusu3
- arnavutluk2
- body positivism2
- yunanistan3
- nick vermeden bir yazara seslen7
- portekiz2
- feto4
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
Dünyadaki en kısa şiir biçimidir. Kökeni 16. yüzyıl ve Japonya'dır. Genelde sadece üç dizeden oluşur ve sanki ân’ın içinde olup bitiyormuş gibi bir hissiyat uyandırır. “Gerçek bir Haiku su gibi duru olmalı” derler. “Ve ne demek istediğini tam olarak vermeli.”
Şu örneğe bir bakalım mesela: “Damda zıplıyor serçe, ayakları ıslakça.” Başta anlamsız gibi geliyor cümle, ama sonra kuşun ayak izlerini görür gibi oluyorsun zihninde. Ardından o birkaç sözcük, sana o gün durmadan yağan yağmuru ve ıslak çam yapraklarının kokusunu da düşündürtüyor. Yani, az sözcükle çok duygu uyandırabilmek, Haiku’ların olayı bu.
Bir örneğe daha bakalım: “Yürü öylece, çıkmaz yollara girip, çıkma bir daha.”
Sözcüklerin dünyasını hep çok ilgi çekici buldum. “Mutluluk nasıl dayanıksız!” dizesini yazmış bir Cemal Süreya ya da “Yalnız bile değilim” diyen bir Edip Cansever nasıl sevilmez ki?
Peki, biz nasıl konuşuyoruz ana dilimizi? Türkçe gibi kıymetli ve şiirsel bir dilin hakkını veriyor muyuz? Yoksa günde sadece 15-20 tane farklı sözcük kullanıp işin kolayına mı kaçıyoruz?
(Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=GpSaKDssZ64)
Şu örneğe bir bakalım mesela: “Damda zıplıyor serçe, ayakları ıslakça.” Başta anlamsız gibi geliyor cümle, ama sonra kuşun ayak izlerini görür gibi oluyorsun zihninde. Ardından o birkaç sözcük, sana o gün durmadan yağan yağmuru ve ıslak çam yapraklarının kokusunu da düşündürtüyor. Yani, az sözcükle çok duygu uyandırabilmek, Haiku’ların olayı bu.
Bir örneğe daha bakalım: “Yürü öylece, çıkmaz yollara girip, çıkma bir daha.”
Sözcüklerin dünyasını hep çok ilgi çekici buldum. “Mutluluk nasıl dayanıksız!” dizesini yazmış bir Cemal Süreya ya da “Yalnız bile değilim” diyen bir Edip Cansever nasıl sevilmez ki?
Peki, biz nasıl konuşuyoruz ana dilimizi? Türkçe gibi kıymetli ve şiirsel bir dilin hakkını veriyor muyuz? Yoksa günde sadece 15-20 tane farklı sözcük kullanıp işin kolayına mı kaçıyoruz?
(Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=GpSaKDssZ64)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar