bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın25
- yorgun mermi17
- hangi manifest kızısın3
- sudekiray silik yesin kampanyası3
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği3
- hakiki şeyh ve sahte şeyh3
- etek giyen erkek11
- namaz3
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı12
- sürekli dizi4
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- ciddi ciddi başı açık kızla evlenmek3
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı5
- varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız5
- sunset riders2
- hayatımdaki şeylerin yolunda gitme süresi4
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- devalüasyon yakın mı9
- neden eksi aldığını anlamamak4
- arminia bielefeld2
- karlsruher sc2
- azalarımızın ahirette hakkımızda şahitlik etmesi2
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- günlük tutan erkek9
- eskorta aşık olmak4
- laptop2
- mekke anlaşması7
- kadınların erkekleşmesi4
- 8 ağustos 2026 karlsruhe arminia bielefeld maçı2
- kadınlar mı döver erkekler mi4
- akrepnalan com3
- kotor6
- manuel vites araba kullanan kadın4
- yeni zelanda ya gitmek2
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- yavrum diye hitap eden erkek7
- sayın öcalanın paltosunu vestiyere asarsın2
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- boş kağıda imza atmak2
- daha 17 teoman3
- lost3
- kendini adam zanneden erkek2
- velvet hanım çay içelim mi6
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır11
- israil4
- emret komutanım tahir yüzbaşı5
dumanlı'nın söylemiyle kaliteli ve objektif sözlüğümde bir başlık gördüm bugün.
"uludag sozluk eksi sozluk ten daha erdemlidir"
herkes hücum etmiş birşeyler yazmış altına. "nedir?" dedim, zaman yazarı erdem dumanlı'nın bir yazısıyla karşılaştım. okumaya başladım.
uzun bir yazıydı; ama devam ettim okumaya.
yazının ortalarına kadar neyi anlatmaya çalıştığını anlayamadım. çünkü sanırım kendisi de neyi anlattığını bilmiyordu.
şöyle bir paragraf okudum ve üzüldüm.
"Oldum olası şu 'nickname'lerden şüphe ederim. Sanal âlemde uyduruk bir ismin arkasına saklanmak, insanları kalleş yapıyor bazen. Yazarlık, maskeli baloda ona buna çimdik atmak değildir. Yazının gücüne inanıyorsan; insafınla, vicdanınla yazacaksın; sonra da yazdığın her satırın arkasında duracaksın. Kâh eleştiri oklarıyla delik deşik edileceksin, kâh zafer şarkılarının eşliğinde uyanacaksın."
yazık diyorum. gerçekten. sana hiç mi edebiyat öğretilmedi be kardeşim. hiç mi okumadın divan edebiyatı, hiç mi karşılaşmadın fuzulilerle, karacaoğlanlarla..
bu isimler bizim mahlasımız, bunlar bizim özgürlüğümüz.
kendi yarattığınız kimliklerin, hapisanesinden bizim özgür mahlaslarımızı görmezsiniz tabi.
neymiş ceza ekşi'ye küfretmiş.
bu kadar kolay olmamalı yazar olmak.
nickname ile yazmak kancıklıkmış. bu fikirlere nerden kapılıyorsun sayın yazar efendi.
benim ismim hasan olsun, veli olsun. yazdıklarım seni ilgilendirmiyor da, ismime mi bakıyorsun yoksa.
tansu olsun mu mesela benim ismim? sana hangisi uyar?
bu bölüm genel olacak biraz;
biz fikirlerimizi interaktif olarak söylüyoruz, sizler kağıt üzerinden ya da internet sitenizden.
bizim sizden ne farkımız var? bir patrondan maaş almak mı sizi daha değerli kılıyor?
"ben zaman yazarıyım!" "ben hürriyet yazarıyım!"
artık bunlarla gelmeyin bizlere, "uludağ iyi de ekşi kötü" demeyin bizlere.
siz kimleri kandırıyorsunuz?
"uludag sozluk eksi sozluk ten daha erdemlidir"
herkes hücum etmiş birşeyler yazmış altına. "nedir?" dedim, zaman yazarı erdem dumanlı'nın bir yazısıyla karşılaştım. okumaya başladım.
uzun bir yazıydı; ama devam ettim okumaya.
yazının ortalarına kadar neyi anlatmaya çalıştığını anlayamadım. çünkü sanırım kendisi de neyi anlattığını bilmiyordu.
şöyle bir paragraf okudum ve üzüldüm.
"Oldum olası şu 'nickname'lerden şüphe ederim. Sanal âlemde uyduruk bir ismin arkasına saklanmak, insanları kalleş yapıyor bazen. Yazarlık, maskeli baloda ona buna çimdik atmak değildir. Yazının gücüne inanıyorsan; insafınla, vicdanınla yazacaksın; sonra da yazdığın her satırın arkasında duracaksın. Kâh eleştiri oklarıyla delik deşik edileceksin, kâh zafer şarkılarının eşliğinde uyanacaksın."
yazık diyorum. gerçekten. sana hiç mi edebiyat öğretilmedi be kardeşim. hiç mi okumadın divan edebiyatı, hiç mi karşılaşmadın fuzulilerle, karacaoğlanlarla..
bu isimler bizim mahlasımız, bunlar bizim özgürlüğümüz.
kendi yarattığınız kimliklerin, hapisanesinden bizim özgür mahlaslarımızı görmezsiniz tabi.
neymiş ceza ekşi'ye küfretmiş.
bu kadar kolay olmamalı yazar olmak.
nickname ile yazmak kancıklıkmış. bu fikirlere nerden kapılıyorsun sayın yazar efendi.
benim ismim hasan olsun, veli olsun. yazdıklarım seni ilgilendirmiyor da, ismime mi bakıyorsun yoksa.
tansu olsun mu mesela benim ismim? sana hangisi uyar?
bu bölüm genel olacak biraz;
biz fikirlerimizi interaktif olarak söylüyoruz, sizler kağıt üzerinden ya da internet sitenizden.
bizim sizden ne farkımız var? bir patrondan maaş almak mı sizi daha değerli kılıyor?
"ben zaman yazarıyım!" "ben hürriyet yazarıyım!"
artık bunlarla gelmeyin bizlere, "uludağ iyi de ekşi kötü" demeyin bizlere.
siz kimleri kandırıyorsunuz?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar