bugün
- bik bik'in kraliçe olması8
- kolye142
- bik bik moderatör olmasın kampanyası4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- ıpkis'in bir işe yaramaması9
- hacker saldırısı gazileri7
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- asla evlenilmeyecek kızlar9
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak4
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası4
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı3
- usualsuspectsin mod olması6
- cep telefonu22
- zall'ın makara yapması6
- nokia20
- usualsuspects'in ayağı3
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu4
- bilim3
- uzay3
- ay3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- usualsuspects aslan parçası2
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- semih kılıçsoy3
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız5
- jagermeister3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması3
- rus salatası yiyecek kadar midesiz olmak2
- fon vurgunu24
- esaretin bedeli5
- son parti4
- fenerbahçe organize troll örgütü2
- asansörde susma zorunluluğu3
- zall'ın otuz daireyle köşeyi dönmesi2
- mars2
- istersem sozlugu hacklerim5
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- konya denilince akla gelenler7
- türkiye19
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- tiyatroya gitmek3
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- fransa6
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti2
- 20013
- iklim2
- fırtına2
doruk kirezci'nin üçüncü kitabı. kitapta 8 öykü var, bu öykülerden 7 tanesi büfeler ve büfeciler ile ilgili. son öykü ise baran maraz isimli bir kâğıt toplayıcısı ile tek bacaklı bir martı olan martı can itinoğlu'nu anlatıyor.
istasyon büfe isimli öykü kısa olmasına rağmen beni nakavt etti, çok etkilendim. remzi büfe de remzi baba ile birlikte şarap içtim, şaban büfe'deki ayakkabı boyacısına ayakkabılarımı boyattım, şermin büfe'den tost aldım.
bir çırpıda bitti.
beğendiğim alıntılar
“okulun bulunduğu sokağa girdiğimde tavşan büfe uzakta bir deniz feneri gibi beliriverdi. büfeye yaklaştığımda -hava soğuktu ve biraz ısırıyordu- buhar yapmış, küçük camın ardında gördüğüm nadir abi’yi quasimodo’ya benzettim. iki büklüm olmuş bir şekilde, notre dame’ın meşhur kambur zangocu gibi elindeki mumu bir yere sabitlemeye çalışıyordu.”
“çocukluğum oracıkta kan kaybından can verdi. bağıramadım bile. sadece dondum kaldım. cesedimi oyuncak bir kamyonla götürdüler morga. dalin’le yıkadılar ruhumu. uçurtmalar haber verdi öldüğümü arkadaşlarıma. selamı şarkı söyleyen robotum okudu ve misketlerimle gömdüler beni. kefen diye de bedenime, annemle saklambaç oynarken arkasına saklandığım yumuşatıcı kokan o perdeyi sardılar.”
arka kapağı da paylaşalım.
büfeciler, hayat kurtaran bir sürü ıvır zıvırla dolu, kaplumbağa kabuğuna benzeyen büfelerinin içinde yaşayan ve kocaman hayalleri olan bizim gibi insanlardır. bütün gün, önlerinden akıp giden hayatı büfenin o ufak penceresinden seyrederler.
her sabah bulmacası için alınan o içi boş gazete, muhtemelen hayatında yiyebileceğin en lezzetli, incecik, salçalı bir tost, karton bardakta demli bir çay, buz gibi ev yapımı limonata, ucuz ucuz ve gerekli şeyler…
hayatlar, yarım kalmışlıklar, aşklar, mucizeler ve tertemiz başlangıçlar…
doruk kirezci’den büfeler ve insanlar…
tek bir bacaklı martının, bir kâğıt toplayıcısının ve yedi farklı büfenin öyküsü.
https://www.kitapyurdu.co...3%BCfeler%20ve%20insanlar
görsel
istasyon büfe isimli öykü kısa olmasına rağmen beni nakavt etti, çok etkilendim. remzi büfe de remzi baba ile birlikte şarap içtim, şaban büfe'deki ayakkabı boyacısına ayakkabılarımı boyattım, şermin büfe'den tost aldım.
bir çırpıda bitti.
beğendiğim alıntılar
“okulun bulunduğu sokağa girdiğimde tavşan büfe uzakta bir deniz feneri gibi beliriverdi. büfeye yaklaştığımda -hava soğuktu ve biraz ısırıyordu- buhar yapmış, küçük camın ardında gördüğüm nadir abi’yi quasimodo’ya benzettim. iki büklüm olmuş bir şekilde, notre dame’ın meşhur kambur zangocu gibi elindeki mumu bir yere sabitlemeye çalışıyordu.”
“çocukluğum oracıkta kan kaybından can verdi. bağıramadım bile. sadece dondum kaldım. cesedimi oyuncak bir kamyonla götürdüler morga. dalin’le yıkadılar ruhumu. uçurtmalar haber verdi öldüğümü arkadaşlarıma. selamı şarkı söyleyen robotum okudu ve misketlerimle gömdüler beni. kefen diye de bedenime, annemle saklambaç oynarken arkasına saklandığım yumuşatıcı kokan o perdeyi sardılar.”
arka kapağı da paylaşalım.
büfeciler, hayat kurtaran bir sürü ıvır zıvırla dolu, kaplumbağa kabuğuna benzeyen büfelerinin içinde yaşayan ve kocaman hayalleri olan bizim gibi insanlardır. bütün gün, önlerinden akıp giden hayatı büfenin o ufak penceresinden seyrederler.
her sabah bulmacası için alınan o içi boş gazete, muhtemelen hayatında yiyebileceğin en lezzetli, incecik, salçalı bir tost, karton bardakta demli bir çay, buz gibi ev yapımı limonata, ucuz ucuz ve gerekli şeyler…
hayatlar, yarım kalmışlıklar, aşklar, mucizeler ve tertemiz başlangıçlar…
doruk kirezci’den büfeler ve insanlar…
tek bir bacaklı martının, bir kâğıt toplayıcısının ve yedi farklı büfenin öyküsü.
https://www.kitapyurdu.co...3%BCfeler%20ve%20insanlar
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar