bugün
- escort taş mı yesin4
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek7
- fırında tavuk10
- sarı saçın yakıştığı ünlüler8
- gecenin şarkısı9
- kedilerle uyumak9
- dolapta iki biram var6
- rafine zevkleri olan erkek12
- yüzüklerin efendisi5
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- cumhuriyet bayramı8
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- acil durumda aranacak kişi5
- sevişmek hüner değil6
- salon erkeği10
- içten içe üşümek5
- giysi fiyatlarının uçması9
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- nasılsın4
- değerli olduğunu hissettirmek6
- ekşi sözlük9
- lüks araba istemeyen erkek9
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- nejat işler3
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- ilker başbuğ7
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- trabzonspor17
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı7
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere3
- kendinden vazgeçmemek4
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- üniversiteli kızlar6
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar3
- yallah arabistan a diyen tip11
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- giresunlu olmanın zorlukları9
- amedspor9
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur2
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco3
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı8
görsel
Kendisi melek gibi bir insan, fakat devletimizin kara günlerinin hükümdarlarından olan ı. Abdülhamid, Ruhşah adındaki cariyesine âhir ömründe âşık olmuştu. Tek tesellisi bu genç ve güzel kadının yanında bulunması, onun çiçek gibi yüzünün temaşası, bülbül gibi şakıyan sesinin musikisiydi... Fakat Ruhşah, çocuk denecek yaşta, vahşi bir ahu idi. Velinimetinden kaçar, yaşlı hükümdara eza ve cefadan zevk alırdı.
insana, bir imparator, sevdiğini kolundan tutar ve kucağına çeker gibi geliyor !.. Hayır efendim, hakikaten seven hoyrat olamaz, aşk birleşmesinde zorlama yoktur..
Topkapı Sarayı'nda, Türk rokokosunun yarattığı altın yaldızlı muhteşem yatak odasından bu âşık padişahın fettan Ruhşah'a yazdığı şu feryatnameye bakın :
"Ruhşah'ım, Hamid'in sana kurban ola.
Evrenin yaratıcısı Allah yaratıkların tümünün de yaratıcısıdır. Bir kusur ile azarlamaz. Efendim, sana köle olmuş bir kulunum, istersen vur, istersen öldür, sana teslimim. Bu gece gel, yalvarırım. Billahi hastalığımın sebebisin ve belki de ölümümün nedeni olursun. Ayağın altına yüzüm sürerek rica ederim. Kendimi tutamıyorum billahülazîm !.."
Ruhşah padişahın odasına gitmiş midir ? Bilemeyiz. işte başka bir davet tezkiresi :
"Efendim, Hamid sana kurban olsun. Bu gece teşrifinle kulunu ihya eyle ! Billahi sabra mecalim kalmadı. Hem ay başıdır, büyüklük senindir. Bu gece kendimi zor tuttum. Ayağını öpeyim, Allah aşkına beni bu gece mahzun eyleme efendim. Sana kul ve köle olayım efendim.."
Zavallı Birinci Abdülhamid, nazik ve zarif âşık, diğer bir mektubunda da şu satırları yazıyor :
"Bu gece de gelmezsen bilirim ki bana muhabbetin yoktur. Benim bu halime düşmanım bile acır. Akşam ve sabah gelip bir an oturmak, iş değildir. Kulun ayağına gider, yüzünü sürerdi, beni istemezsin diye gitmedim. Ölürsem, sen ne olursun diye düşünüyorum. Sen de öyle edince ölüm bana hayırlı geliyor.."
Padişaha, kendi tabiriyle bir hayır olan ölüm, ani bir darbe halinde geldi. Haşmetli âşık ölünce, eza ve cefa melikesi Ruhşah da bir anda bir hiç oldu. Osmanlı sarayının muazzam Harem Dairesi'nde alelade bir kadın oldu. Sultan Abdülhamid'in, "Ayaklarına yüzümü gözümü süreyim" dediği Ruhşah başını artık taştan taşa vurabilirdi.
Fakat belki de kendisine genç ve güzel bir koca bulundu, saraydan çırağ edildi. Bu genç, bir saray hamlacısı, kayıkçısı olsa da, iki gönül bir olunca samanlık seyran oldu..
(REŞAD EKREM KOÇU, "Topkapı Sarayı").
Kendisi melek gibi bir insan, fakat devletimizin kara günlerinin hükümdarlarından olan ı. Abdülhamid, Ruhşah adındaki cariyesine âhir ömründe âşık olmuştu. Tek tesellisi bu genç ve güzel kadının yanında bulunması, onun çiçek gibi yüzünün temaşası, bülbül gibi şakıyan sesinin musikisiydi... Fakat Ruhşah, çocuk denecek yaşta, vahşi bir ahu idi. Velinimetinden kaçar, yaşlı hükümdara eza ve cefadan zevk alırdı.
insana, bir imparator, sevdiğini kolundan tutar ve kucağına çeker gibi geliyor !.. Hayır efendim, hakikaten seven hoyrat olamaz, aşk birleşmesinde zorlama yoktur..
Topkapı Sarayı'nda, Türk rokokosunun yarattığı altın yaldızlı muhteşem yatak odasından bu âşık padişahın fettan Ruhşah'a yazdığı şu feryatnameye bakın :
"Ruhşah'ım, Hamid'in sana kurban ola.
Evrenin yaratıcısı Allah yaratıkların tümünün de yaratıcısıdır. Bir kusur ile azarlamaz. Efendim, sana köle olmuş bir kulunum, istersen vur, istersen öldür, sana teslimim. Bu gece gel, yalvarırım. Billahi hastalığımın sebebisin ve belki de ölümümün nedeni olursun. Ayağın altına yüzüm sürerek rica ederim. Kendimi tutamıyorum billahülazîm !.."
Ruhşah padişahın odasına gitmiş midir ? Bilemeyiz. işte başka bir davet tezkiresi :
"Efendim, Hamid sana kurban olsun. Bu gece teşrifinle kulunu ihya eyle ! Billahi sabra mecalim kalmadı. Hem ay başıdır, büyüklük senindir. Bu gece kendimi zor tuttum. Ayağını öpeyim, Allah aşkına beni bu gece mahzun eyleme efendim. Sana kul ve köle olayım efendim.."
Zavallı Birinci Abdülhamid, nazik ve zarif âşık, diğer bir mektubunda da şu satırları yazıyor :
"Bu gece de gelmezsen bilirim ki bana muhabbetin yoktur. Benim bu halime düşmanım bile acır. Akşam ve sabah gelip bir an oturmak, iş değildir. Kulun ayağına gider, yüzünü sürerdi, beni istemezsin diye gitmedim. Ölürsem, sen ne olursun diye düşünüyorum. Sen de öyle edince ölüm bana hayırlı geliyor.."
Padişaha, kendi tabiriyle bir hayır olan ölüm, ani bir darbe halinde geldi. Haşmetli âşık ölünce, eza ve cefa melikesi Ruhşah da bir anda bir hiç oldu. Osmanlı sarayının muazzam Harem Dairesi'nde alelade bir kadın oldu. Sultan Abdülhamid'in, "Ayaklarına yüzümü gözümü süreyim" dediği Ruhşah başını artık taştan taşa vurabilirdi.
Fakat belki de kendisine genç ve güzel bir koca bulundu, saraydan çırağ edildi. Bu genç, bir saray hamlacısı, kayıkçısı olsa da, iki gönül bir olunca samanlık seyran oldu..
(REŞAD EKREM KOÇU, "Topkapı Sarayı").
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar