bugün
- japonya17
- kırgızistan8
- gürcistan25
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- geceye bir şarkı bırak17
- sözlük sağ baştan saysın2
- çin8
- latin atasözleri6
- yeni yazarlara öneriler2
- geceniz nasıl geçiyor7
- ctrlx22
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- antalya şu an 28 derece4
- ağlamamak için kendini tutmak11
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- anın fotoğrafı3
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- tez yazmak4
- cep telefonu4
- on ikinci neslin ezik olması2
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- isveç3
- hewal ebo18
- kuran da namaz yok21
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- ispanya3
- lahmacunu elle yiyen kız14
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- ilgi isteyen kız16
- almanya10
- kazakistan2
- ona bir şey söyle11
- içim yanıyor be sözlük7
- danimarka7
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- asla yapmam denilen şeyler4
- yalnız yaşamak5
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- sabahattin zaim üniversitesi2
- özlenilen şeyler2
- uluslararası ilişkiler2
- norveç3
- italya2
- finlandiya3
- e'e f e6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- belçika2
birkaç gün önce, farklı bir mecrada paylaşmış olduğum yazımı buraya da paylaşıyorum.
dün akşam gidip de lezzetlerini tatma fırsatı bulduğum kuruçeşme lokasyonlu mekan. iki katlı bir yer olduğunu sonradan öğrendim. zira gider gitmez mekanın dışına yerleştirdikleri küçük ve tatlı masaları görünce hemen bir tanesine çömdüm.
masa o kadar küçüktü ki, servis olarak önümüze koydukları bakır tabaklar ve çatal - bıçaklar minnacıktı. rakı kadehleri de küçüktü ve form olarak farklıydı. güzeldi yani.
gece boyunca bizimle ilgilenen merve hanım'ın tavsiyelerine uyduk ve önümüze ne getirdiyse onları tattık. amiyane tabir ile mideye gömçürdük. başlangıçta kağıt üzerinde küçük porsiyonlar halinde servis edilen üç farklı lezzet tattık. bunların içinde adını bildiğim bir tek humus vardı. tahinliydi ve oldukça da lezzetliydi. diğerlerinin adını bilmiyorum ama biri yoğurtluydu diğeri de lahanalıydı. yoğurtlu olan ekşimsiydi ve hoş bir tadım zevki yarattı. ama lahanalı olan pek lezzetli değildi. akabinde küçük bir lavaş üzerinde servis edilen kelle söğüşlerimiz geldi. daha önce yediğim hiçbir söğüşe benzemiyordu çünkü içerisinde özel bir sosu vardı. velhasıl, o da güzeldi. ortada ise bol zeytinyağlı, üstünde koyu yeşil bitki sapları olan bir fasulye vardı. gayet başarılıydı. ek olarak bir de kaya koruğu geldi. yılların rakıcısıyımdır dostlarım ve şunu söyleyebilirim ki; hayatımda yediğim en lezzetli kaya koruğuydu.
daha sonrasında ise, arnavut ciğeri, soslu ızgara kasap sucuk ve küçücük sarılmış tadımlık bir kokoreç geldi. kokoreç mükemmel lezzetliydi. sanırım meşhur asım usta'nın kokoreçi imiş. finalde ise, cağ kebabı geldi. hayal kırıklığı yaşadığım tek lezzet de, cağ kebabı oldu. zira biraz kurumuştu ve de çok yağlıydı. beğenmedim.
konsept olarak farklı, hizmet ve lezzet olarak başarılı ve güzel bir mekan olmuş. içeride çalan müziklere pek mana yükleyemedim. özdemir erdoğan'dan gurbet'i çalıp da, peşine pink floyd'u veriştirebiliyorlar. olsun ama, o da güzel, o da değişik olmuş. farklı farklı kafalar yaşatıyor böyle çeşitlilikler.
tüm çalışanlara, özellikle de merve hanım'a tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz bize böylesi keyifli bir akşam yaşattıkları için.
dipnot: rakıyı karafakide servis ediyorlar.
dün akşam gidip de lezzetlerini tatma fırsatı bulduğum kuruçeşme lokasyonlu mekan. iki katlı bir yer olduğunu sonradan öğrendim. zira gider gitmez mekanın dışına yerleştirdikleri küçük ve tatlı masaları görünce hemen bir tanesine çömdüm.
masa o kadar küçüktü ki, servis olarak önümüze koydukları bakır tabaklar ve çatal - bıçaklar minnacıktı. rakı kadehleri de küçüktü ve form olarak farklıydı. güzeldi yani.
gece boyunca bizimle ilgilenen merve hanım'ın tavsiyelerine uyduk ve önümüze ne getirdiyse onları tattık. amiyane tabir ile mideye gömçürdük. başlangıçta kağıt üzerinde küçük porsiyonlar halinde servis edilen üç farklı lezzet tattık. bunların içinde adını bildiğim bir tek humus vardı. tahinliydi ve oldukça da lezzetliydi. diğerlerinin adını bilmiyorum ama biri yoğurtluydu diğeri de lahanalıydı. yoğurtlu olan ekşimsiydi ve hoş bir tadım zevki yarattı. ama lahanalı olan pek lezzetli değildi. akabinde küçük bir lavaş üzerinde servis edilen kelle söğüşlerimiz geldi. daha önce yediğim hiçbir söğüşe benzemiyordu çünkü içerisinde özel bir sosu vardı. velhasıl, o da güzeldi. ortada ise bol zeytinyağlı, üstünde koyu yeşil bitki sapları olan bir fasulye vardı. gayet başarılıydı. ek olarak bir de kaya koruğu geldi. yılların rakıcısıyımdır dostlarım ve şunu söyleyebilirim ki; hayatımda yediğim en lezzetli kaya koruğuydu.
daha sonrasında ise, arnavut ciğeri, soslu ızgara kasap sucuk ve küçücük sarılmış tadımlık bir kokoreç geldi. kokoreç mükemmel lezzetliydi. sanırım meşhur asım usta'nın kokoreçi imiş. finalde ise, cağ kebabı geldi. hayal kırıklığı yaşadığım tek lezzet de, cağ kebabı oldu. zira biraz kurumuştu ve de çok yağlıydı. beğenmedim.
konsept olarak farklı, hizmet ve lezzet olarak başarılı ve güzel bir mekan olmuş. içeride çalan müziklere pek mana yükleyemedim. özdemir erdoğan'dan gurbet'i çalıp da, peşine pink floyd'u veriştirebiliyorlar. olsun ama, o da güzel, o da değişik olmuş. farklı farklı kafalar yaşatıyor böyle çeşitlilikler.
tüm çalışanlara, özellikle de merve hanım'a tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz bize böylesi keyifli bir akşam yaşattıkları için.
dipnot: rakıyı karafakide servis ediyorlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar