bugün
- fusya şemsiyeli ve hipopotam7
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- hilafetin türklere faydası18
- kibarhergele14
- kız sanılan yazarlar9
- masum sözlük kızları3
- kütüphanelerde risale'i nurlar olmalı4
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sorusormayin7
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- fenerbahçe adası4
- sözlüğün kırbacı10
- pavyonları dönüştürmek5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı12
- ucan tekme atan hipopotam45
- cehennemde sigara içme yasağı5
- gocu6
- unutulmayan anılar2
- ismet gurbuz bey bey3
- kuz3
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- hangi yazarla çift olursunuz28
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- lahana sarma turşusu3
- yazarların sağlık sorunları7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- kuzum2
- erecto bey bey2
- total war3
- özgür özel3
- her kararın başka bir ihtimali öldürmesi2
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- karıncaların trafik sıkışıklığı yaşaması2
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- kırmızı ruj vs pembe ruj2
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- günün kitabı2
- emniyet kemeri2
- ya bi siktirin gidin15
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- dört gazeteciye fon iddiaları soruşturması2
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi3
“hukuk” denilince ister istemez hepimizin hatırına “mahkeme, avukatlar” vesair gibi çağrışımlar gelmekte; bu yanlış olmasa da, esasen hukuk “ahlak” demektir ve her toplumun kendi inanç ve adetlerine göre zamanla oluşmuş bir ahlak kaidesi/kuralı ve bu kaideleri teşkil eden normlardan oluşmuş bir hukuk düzeni vardır.
bu itibarla “hukuk, ahlâkın pıhtılaşmış hâli” denilmiştir; bu tanımların ardından “hukuk” bahsi ile alakalı asıl tanımlamaya çalışacağım -ve bir yönüyle de hatırlatacağım- husus şu:
hukuk, başta söylediğim gibi ilk anda aklımız ve gözümüzde daha çok başka imajlarla canlanıyor olsa da, yani onun siyasi, kanun yahut ceza kategorileri hatıra gelse de esasen, sıradan, tabiî, günlerden her hangi bir gün içinde geçirdiğimiz vakitlerdeki bütün münasebetlerimizi kapsamaktadır. hani, hiza diye bir şeyin varlığını ancak belli objelere nazaran görüyor olmamız gibi, o, ister farkında olalım isterse olmayalım hayatımızın önemli yahut sıradan her hadisesinde, şartların ve vakaların mahiyetine göre kapsamı daralan yahut genişleyen bir biçimde vardır ve birçok faaliyetimizle ortaya çıkar, gözükür.
bir trafik kazasında bunu belirgin bir biçimde hissederken, susuzluktan ciğerinin yanmış olabileceğini varsaydığımız bir serçe için pencere kenarına koyduğumuz su dolu bir kab’ta, ——-ki burada, onun hak hukukunu gözetirken, diğer yandan yani pıhtılaşmış hâline nazaran “ahlaki” bir tavır sergilemekteyizdir ve bizi buna mecbur kılan sadece vicdanımızdır, evet “mecbur kılmak”ta bir “zorunluluk” hâli vardır ve işte serçe ile aramızdaki münasebeti doğuran, evet gördüğümüz üzere yazılı olmayan bir hukuk kuralı vardır——- bu fiilde onu düşünmez ve görmeyiz; görmek zorunda değiliz zaten; söylemek istediğim esasen günlük münasebetlerimizin neredeyse tamamına yakını “hukuk”a tâbidir:
hani eskilerin kullandığı “filanca ile hukukumuz var” yahut “onunla hukukumuz eskiye dayanır” tabirindeki gibi...
böyle bir tarafı da var.
bu itibarla “hukuk, ahlâkın pıhtılaşmış hâli” denilmiştir; bu tanımların ardından “hukuk” bahsi ile alakalı asıl tanımlamaya çalışacağım -ve bir yönüyle de hatırlatacağım- husus şu:
hukuk, başta söylediğim gibi ilk anda aklımız ve gözümüzde daha çok başka imajlarla canlanıyor olsa da, yani onun siyasi, kanun yahut ceza kategorileri hatıra gelse de esasen, sıradan, tabiî, günlerden her hangi bir gün içinde geçirdiğimiz vakitlerdeki bütün münasebetlerimizi kapsamaktadır. hani, hiza diye bir şeyin varlığını ancak belli objelere nazaran görüyor olmamız gibi, o, ister farkında olalım isterse olmayalım hayatımızın önemli yahut sıradan her hadisesinde, şartların ve vakaların mahiyetine göre kapsamı daralan yahut genişleyen bir biçimde vardır ve birçok faaliyetimizle ortaya çıkar, gözükür.
bir trafik kazasında bunu belirgin bir biçimde hissederken, susuzluktan ciğerinin yanmış olabileceğini varsaydığımız bir serçe için pencere kenarına koyduğumuz su dolu bir kab’ta, ——-ki burada, onun hak hukukunu gözetirken, diğer yandan yani pıhtılaşmış hâline nazaran “ahlaki” bir tavır sergilemekteyizdir ve bizi buna mecbur kılan sadece vicdanımızdır, evet “mecbur kılmak”ta bir “zorunluluk” hâli vardır ve işte serçe ile aramızdaki münasebeti doğuran, evet gördüğümüz üzere yazılı olmayan bir hukuk kuralı vardır——- bu fiilde onu düşünmez ve görmeyiz; görmek zorunda değiliz zaten; söylemek istediğim esasen günlük münasebetlerimizin neredeyse tamamına yakını “hukuk”a tâbidir:
hani eskilerin kullandığı “filanca ile hukukumuz var” yahut “onunla hukukumuz eskiye dayanır” tabirindeki gibi...
böyle bir tarafı da var.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar