bugün
- irmik helvası vs un helvası18
- yunanistan17
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak28
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti15
- melamin tabak5
- neden namaz kılmıyorsun7
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı9
- tez yazmak7
- dekolteye bakar mısınız9
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket10
- ekşi bir yazar kaybetti uludağ bir yazar kazandı5
- sözlüğe yeni bir hava ve dinamizm getirmek4
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması11
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması4
- türk kahvesi7
- türkiye nin en soğuk ili3
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız6
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- ketçap aromalı ruffles10
- gammaz çetesi çökertildi8
- adanalı ateist10
- merminin mutfağına konuk olmak4
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası10
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- sözlük kızının mutfağına konuk olmak istemiyoruz4
- gürcistan26
- aykolik mehdi olsun kampanyası2
- yan flüt3
- kahvenin kiraz olması saçmalığı3
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor3
- hiç porno izlememiş erkek9
- japonya22
- islamcilara sorulmasi gereken sorular9
- bik bikle yemek yapmak9
- aslında hayatta yapayalnız olmamız9
- üşüyen erkek12
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı10
- gelecek partisi'nin kapanması12
- crypttech3
- gavs darbesi4
- geceniz nasıl geçiyor8
- mehmet akif alakurt2
- mahkemeye versem seni asarlar2
- inek sütü içmemize rağmen inek olmamamız2
- gammaz çetelerini savunan yazarlar4
- eskisi gibi olamamak3
- püf noktası3
- sözlük yazarlarının kombinleri7
- iklimin değiştiğinin kimsenin farkında olmaması2
Bir gün ermişlerden birine sormuşlar: “Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar arasında ne fark vardır?”
“Bakın göstereyim” demiş, ermiş. Bir sofra hazırlamış. Bu sofraya sevgiyi dilinden düşürmeyen ama dilden gönüle indirmeyen kişileri çağırmışlar. Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken, sıcak çorbalar ve arkasından da “derviş kaşığı” denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş. Ermiş: “Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir şart koşmuş. “Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.”
“Peki” demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, çorbadan vazgeçmişler. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş: “Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya” demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: “Buyrun bakalım” deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar.
“işte” demiş ermiş. “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki hayat pazarında alan değil, her zaman veren kazançlıdır.”
Edit: Tolstoy'un "her şeye rağmen sevgi" isimli kitabından alıntıdır...
“Bakın göstereyim” demiş, ermiş. Bir sofra hazırlamış. Bu sofraya sevgiyi dilinden düşürmeyen ama dilden gönüle indirmeyen kişileri çağırmışlar. Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken, sıcak çorbalar ve arkasından da “derviş kaşığı” denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş. Ermiş: “Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir şart koşmuş. “Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.”
“Peki” demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, çorbadan vazgeçmişler. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş: “Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya” demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: “Buyrun bakalım” deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar.
“işte” demiş ermiş. “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki hayat pazarında alan değil, her zaman veren kazançlıdır.”
Edit: Tolstoy'un "her şeye rağmen sevgi" isimli kitabından alıntıdır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar