bugün
- yazarların en sevdiği sözler9
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- kiraz cicegi kolonyasi34
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- yazarların en sevdiği meyve7
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- midye8
- mantra grubu6
- 10 temmuz 20265
- 1000 liralık boxer giymek5
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- smallville dizisinde ki meteor ucubeleri2
- kürdistan5
- fas11
- fransa8
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- trump a kafa atmak2
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- kuran da namazın olmaması21
- john glover2
- 30 gün psikiyatri servisinde yatmak2
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- corona sonrası dünya düzeni4
- kadın yazarların kavga etmesi11
- uzun ilişki sürdürmenin sırları4
- sanal oyunda bir kızla seks yapmak2
- johnny sinsin araba vurdurması4
- söylemek istenilenler4
- ayakseverlik5
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- bonnie tyler5
- velvet38
- 2026 dünya kupası24
- canım dilaram2
- fiat 131 vs peugeot 5043
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- kristin kreuk2
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- futbol21
- menemen4
- tabağında yemek bırakan erkek5
- sevilen bilgisayar oyununu üç kelime ile anlatmak3
- saraca finch house25
- düşün ki o bunu okuyor6
görsel
SONER YALÇIN'DAN HARiKA BiR YAZI;
SKANDAL...!!!!
Ne yazık ki siyasetin gündeminde bu skandal yok.
Oysa bu, insan sağlığının hiçe sayıldığının net olarak ispatıdır.
Kimse sesini çıkarmıyor…
Oysa bu, “hep bana/hep aileme” anlayışının net olarak ispatıdır.
Susuluyor…
Konu, tavuk olduğu için…
Konu, bıldırcın olduğu için…
Konu, sebze olduğu için…
Konu yemek-içmek olduğu için herhalde önemsenmiyor/küçümseniyor!
Ne büyük hata..!
Evet, Ak Saray'daki tavuk-bıldırcın kümeslerinden; Ak Saray bahçesinde yetiştirilen sebzelerden bahsediyorum.
Böyle bir Cumhurbaşkanı olur mu?
Millete yedirdiğini kendi yemiyor.
Millete yedirdiğini ailesine yedirmiyor.
Hiç mi kimsenin aklına gelmiyor; Cumhurbaşkanı neden bakkaldan, pazardan, marketten alışveriş etmiyor da kendi yiyeceğini kendi ürettiriyor.?
13 yıldır milletin ne yediğini/millete ne yedirdiğini kendi iyi biliyor!
Evet, endüstriyel yiyeceklerden bahsediyorum:
Sizin çocuğunuzun erken ergenliğe girmesine neden olan yiyeceklerden.
Sizin çocuğunuzun alerjisini artıran, obezite olmasını sağlayan, tüm hormon bozukluklarına neden olan yiyeceklerden bahsediyorum.
Sizin, kısır olmanıza, kanser olmanıza, sinir sistemi bozukluklarına sebep olan yiyeceklerden bahsediyorum.
Çevreyi yok eden GDO'lu/ genetiği değiştirilmiş endüstriyel yiyeceklerden bahsediyorum!
Gördünüz mü? Duydunuz mu? Bir Cumhurbaşkanı düşünün ki; halkına yedirdiğini kendi yemiyor, ailesine yedirmiyor!
Başta Hindistan olmak üzere Asya'yı…
Başta Arjantin olmak üzere Güney Amerika'yı…
Ve tüm Afrika'yı zehirleyen ülkelere şirketlere, ülkemizin kapısını açanlar demek yaptırdıkları Ak Saray'da doğal besleniyorlar öyle mi?
Bu ahlaki midir..?
Hz. Muhammed'in “komşusu açken, tok yatan bizden değildir” sözünü şöyle değiştirebilir miyiz:
“Komşusu GDO'lu yiyeceklerle zehirlenirken; doğal yoldan beslenen bizden değildir!”
Ey tarih bunu böyle yaz..!
Peki, ya biz?
Ülkeye GDO'lu ithal ürünler gelmesi için neler yapmadılar ki:
Tohumumuzu kuruttular: Çıkardıkları tohum yasasıyla köylüyü yabancı şirketlere-hibrit tohumlara mecbur ettiler.
Toprağın bin bir çeşit ilaçla zehirlenmesine, sularımızın kirlenmesine seslerini çıkarmadılar.
Denetimleri yapacak ziraat mühendislerine, veterinerlere iş vermediler.
Çıkardıkları Biyogüvenlik Yasası ile GDO'lu ürünlerin gıda imalatında ve hayvan yeminde kullanılmasını serbest bıraktırarak gıda güvenliğini tümden yok ettiler.
Ve sürekli yasalarla oynayarak tarımı-hayvancılığı bitirdiler; yabancı gıda tekellerine ülkeyi bağımlı hale getirerek, gıda bağımsızlığını yok ettiler.
Eti bozdular…
Sütü bozdular…
Temiz sağlıklı yiyecek
bırakmadılar.
Tarımsal tüm devlet kuruluşlarını peşkeş çektiler…
insanımızı ithal GDO'lu ürünlere mecbur bırakarak sindirim sistemlerini yok ettiler…
Ve şimdi…
Demek gıda tehlikesinin farkındalar ki, sağlıklı beslenmek için, Ak Saray'a kümesler kurduruyorlar; sebze-meyve diktiriyorlar…
Demek gıda tehlikesinin farkındalar ki, sağlıklı beslenmek için, Ak Saray'a yaptığı bitki kürleriyle tanınan gıda danışmanı alıyorlar…
Peki…
O, kendini kurtardı…
O, ailesini kurtardı…
Ya biz? Ya bizim sağlığımız?
Halk sağlığının hiç mi önemi yok?
GDO'lu ürünler yüzünden kızlarımız 8 yaşında regl oluyor.
GDO'lu ürünler yüzünden insanlarımız 30-40 yaşında kanserden ölüyor.
GDO'lu ürünler yüzünden her 7 aileden biri doğuramıyor.
Kaç nesil çürütülüyor…
Hiç mi sorumluluk
duymuyorlar?
Cumhurbaşkanlığının sorumsuzluğu bu anlama mı geliyor?
Sormayalım mı? Susalım mı?
Kümes'in gerçek anlamını yazmayalım mı?
Fark budur.
Ah benim AKP'li kardeşim ahh..!
Nasıl hâlâ farkına varmazsınız.? hadi kendinizden vazgeçtiniz, çocuğunuzun sağlığını da mı düşünmüyorsunuz?
Saraylarına kendi kümeslerini niye yaptırıyorlar hiç mi düşünmüyorsunuz?
Hiç mi bir büyük farkın farkında değilsiniz?
Biri... Recep Tayyip Erdoğan…
Diğeri... Mustafa Kemal Atatürk…
ikincisi… Atatürk, tarımın gelişmesi için 1925 yılından itibaren örnek çiftlikler kurdu: Ankara'da Orman Çiftliği, Yalova'da Millet ve Baltacı çiftlikleri, Silifke'de Tekir ve Şövalye çiftlikleri, Dörtyol'da Karabasmak Çiftliği, Tarsus'ta Pillioğlu Çiftliği idi. Bu yedi çiftliğin arazi varlığı 15 bin 500 hektar kadardı.
Atatürk 11 Temmuz 1937'de Başbakan ismet inönü'ye yazdığı bir yazı ile bu çiftlikleri Hazine'ye, yani halka bağışladı.
Bu çiftliklerin idaresini devralmak üzere 1 Ocak 1938 tarih ve 3308 sayılı Kanun'la bir iktisadi devlet teşekkülü olarak örgütlenen Devlet Ziraat işletmeleri Kurumu oluşturuldu. Kuruluşun amacı, oluşturacağı zirai makine ve araç parkıyla köylünün ekim, nadas ve harmanına yardım ederek; tarlalarında tarımsal mücadele yaparak, onları modern tarıma alıştırmaktı. Kurum çalışmalarını daha çok tahıl türleri ve hayvan ırklarının iyileştirilmesi üzerinde yoğunlaştırdı. Vs.,
Diğeri…
Atatürk Orman Çiftliği üzerinde Ak Saray inşa ettirdi.
Ve Ak Saray'da; halk için, tavuk-bıldırcın, sebze-meyve üretimi yaptırmıyor. Ak Saray'da sadece kendi ve ailesi
SONER YALÇIN'DAN HARiKA BiR YAZI;
SKANDAL...!!!!
Ne yazık ki siyasetin gündeminde bu skandal yok.
Oysa bu, insan sağlığının hiçe sayıldığının net olarak ispatıdır.
Kimse sesini çıkarmıyor…
Oysa bu, “hep bana/hep aileme” anlayışının net olarak ispatıdır.
Susuluyor…
Konu, tavuk olduğu için…
Konu, bıldırcın olduğu için…
Konu, sebze olduğu için…
Konu yemek-içmek olduğu için herhalde önemsenmiyor/küçümseniyor!
Ne büyük hata..!
Evet, Ak Saray'daki tavuk-bıldırcın kümeslerinden; Ak Saray bahçesinde yetiştirilen sebzelerden bahsediyorum.
Böyle bir Cumhurbaşkanı olur mu?
Millete yedirdiğini kendi yemiyor.
Millete yedirdiğini ailesine yedirmiyor.
Hiç mi kimsenin aklına gelmiyor; Cumhurbaşkanı neden bakkaldan, pazardan, marketten alışveriş etmiyor da kendi yiyeceğini kendi ürettiriyor.?
13 yıldır milletin ne yediğini/millete ne yedirdiğini kendi iyi biliyor!
Evet, endüstriyel yiyeceklerden bahsediyorum:
Sizin çocuğunuzun erken ergenliğe girmesine neden olan yiyeceklerden.
Sizin çocuğunuzun alerjisini artıran, obezite olmasını sağlayan, tüm hormon bozukluklarına neden olan yiyeceklerden bahsediyorum.
Sizin, kısır olmanıza, kanser olmanıza, sinir sistemi bozukluklarına sebep olan yiyeceklerden bahsediyorum.
Çevreyi yok eden GDO'lu/ genetiği değiştirilmiş endüstriyel yiyeceklerden bahsediyorum!
Gördünüz mü? Duydunuz mu? Bir Cumhurbaşkanı düşünün ki; halkına yedirdiğini kendi yemiyor, ailesine yedirmiyor!
Başta Hindistan olmak üzere Asya'yı…
Başta Arjantin olmak üzere Güney Amerika'yı…
Ve tüm Afrika'yı zehirleyen ülkelere şirketlere, ülkemizin kapısını açanlar demek yaptırdıkları Ak Saray'da doğal besleniyorlar öyle mi?
Bu ahlaki midir..?
Hz. Muhammed'in “komşusu açken, tok yatan bizden değildir” sözünü şöyle değiştirebilir miyiz:
“Komşusu GDO'lu yiyeceklerle zehirlenirken; doğal yoldan beslenen bizden değildir!”
Ey tarih bunu böyle yaz..!
Peki, ya biz?
Ülkeye GDO'lu ithal ürünler gelmesi için neler yapmadılar ki:
Tohumumuzu kuruttular: Çıkardıkları tohum yasasıyla köylüyü yabancı şirketlere-hibrit tohumlara mecbur ettiler.
Toprağın bin bir çeşit ilaçla zehirlenmesine, sularımızın kirlenmesine seslerini çıkarmadılar.
Denetimleri yapacak ziraat mühendislerine, veterinerlere iş vermediler.
Çıkardıkları Biyogüvenlik Yasası ile GDO'lu ürünlerin gıda imalatında ve hayvan yeminde kullanılmasını serbest bıraktırarak gıda güvenliğini tümden yok ettiler.
Ve sürekli yasalarla oynayarak tarımı-hayvancılığı bitirdiler; yabancı gıda tekellerine ülkeyi bağımlı hale getirerek, gıda bağımsızlığını yok ettiler.
Eti bozdular…
Sütü bozdular…
Temiz sağlıklı yiyecek
bırakmadılar.
Tarımsal tüm devlet kuruluşlarını peşkeş çektiler…
insanımızı ithal GDO'lu ürünlere mecbur bırakarak sindirim sistemlerini yok ettiler…
Ve şimdi…
Demek gıda tehlikesinin farkındalar ki, sağlıklı beslenmek için, Ak Saray'a kümesler kurduruyorlar; sebze-meyve diktiriyorlar…
Demek gıda tehlikesinin farkındalar ki, sağlıklı beslenmek için, Ak Saray'a yaptığı bitki kürleriyle tanınan gıda danışmanı alıyorlar…
Peki…
O, kendini kurtardı…
O, ailesini kurtardı…
Ya biz? Ya bizim sağlığımız?
Halk sağlığının hiç mi önemi yok?
GDO'lu ürünler yüzünden kızlarımız 8 yaşında regl oluyor.
GDO'lu ürünler yüzünden insanlarımız 30-40 yaşında kanserden ölüyor.
GDO'lu ürünler yüzünden her 7 aileden biri doğuramıyor.
Kaç nesil çürütülüyor…
Hiç mi sorumluluk
duymuyorlar?
Cumhurbaşkanlığının sorumsuzluğu bu anlama mı geliyor?
Sormayalım mı? Susalım mı?
Kümes'in gerçek anlamını yazmayalım mı?
Fark budur.
Ah benim AKP'li kardeşim ahh..!
Nasıl hâlâ farkına varmazsınız.? hadi kendinizden vazgeçtiniz, çocuğunuzun sağlığını da mı düşünmüyorsunuz?
Saraylarına kendi kümeslerini niye yaptırıyorlar hiç mi düşünmüyorsunuz?
Hiç mi bir büyük farkın farkında değilsiniz?
Biri... Recep Tayyip Erdoğan…
Diğeri... Mustafa Kemal Atatürk…
ikincisi… Atatürk, tarımın gelişmesi için 1925 yılından itibaren örnek çiftlikler kurdu: Ankara'da Orman Çiftliği, Yalova'da Millet ve Baltacı çiftlikleri, Silifke'de Tekir ve Şövalye çiftlikleri, Dörtyol'da Karabasmak Çiftliği, Tarsus'ta Pillioğlu Çiftliği idi. Bu yedi çiftliğin arazi varlığı 15 bin 500 hektar kadardı.
Atatürk 11 Temmuz 1937'de Başbakan ismet inönü'ye yazdığı bir yazı ile bu çiftlikleri Hazine'ye, yani halka bağışladı.
Bu çiftliklerin idaresini devralmak üzere 1 Ocak 1938 tarih ve 3308 sayılı Kanun'la bir iktisadi devlet teşekkülü olarak örgütlenen Devlet Ziraat işletmeleri Kurumu oluşturuldu. Kuruluşun amacı, oluşturacağı zirai makine ve araç parkıyla köylünün ekim, nadas ve harmanına yardım ederek; tarlalarında tarımsal mücadele yaparak, onları modern tarıma alıştırmaktı. Kurum çalışmalarını daha çok tahıl türleri ve hayvan ırklarının iyileştirilmesi üzerinde yoğunlaştırdı. Vs.,
Diğeri…
Atatürk Orman Çiftliği üzerinde Ak Saray inşa ettirdi.
Ve Ak Saray'da; halk için, tavuk-bıldırcın, sebze-meyve üretimi yaptırmıyor. Ak Saray'da sadece kendi ve ailesi
Gündemdeki Haberler