bugün
- nervio tarzı entry girmek8
- jaws filmindeki sikko balik21
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi9
- arda güler13
- atatürk ün hataları13
- 28 bin lira veriyor diye köle gözüyle bakan patron5
- simiago erkek mi kadın mı4
- ülken için savaşır mısın3
- horny meydan5
- sözlüğe veda eden yazara kızan yazar3
- duşa giriyorum kimi düşüneyim5
- yemene asker gönderilme meselesi8
- sinek as'ın sözlüğe vedası25
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- pakiler afganlar gibi entari ile gezmek3
- yetkisi alınan yetkili8
- iltica20
- sandalet ayak bikinisidir6
- sözlüğü kurtaracak tek yazar4
- oktay saral'ın görevden alınması4
- oktay saral9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- insan sevmemek6
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- kaynana karı pipimi istiyin miiiii2
- hayatı günahkarlarla uğraşma boş işi2
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı5
- hintliler zenci midir4
- sözlüğün kralı9
- audi vs bmw vs mercedes2
- 26 ekim 2026 fb'nin cimbom'a döşeyeceği boru3
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- sabahları americano içmeyince gerilen adam3
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar4
- ritmik cimnastik yarışması3
- köri kokulu esmer vatandaş2
- fon vurgunu50
- asansörde konuşmama kuralı4
- sinek as6
- irana gelin gitmek4
- gs fb derbisinde unutulmayan goller2
- galatasaray fenerbahçe derbisi3
- moralin çok bozuk olması6
- yalnız yaşamak6
- yaşlıların folklifte portif demesi9
- yunanistan'ın savunma bütçesini 5 kat artırması3
- israil seçimleri5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak12
- şirketlere çöküp niye para gelmiyor diye ağlamak2
- evlenmek4
Sondan başlıyorum karmaşık filmler gibi iyi okumalar...
6 şubat'ta sen doğdun yavşak
6 haziran da ben
Doğum günün kutlu olsun...
Kış yarası
“Ne gülüyorsun? Anlattığım senin hikâyen” der Horatius...
Biz, kış gecelerinde yalnızlığımıza gülmeyi de öğreneceğiz.
Ve dışarda kar yağarken pencere kenarlarında beklemeyi de...
Gece yarılarında bilinmeyen adreslerde aldatılma şüphesiyle sayıklayarak ölmesini de.
Yaramız kazmayla, baltayla, kürekle deşilir...
Saramazsın bin yıllık yarayı uğraşma sarı saçlı güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli hep aynı kör kuyulara düşmekteyiz.
Biz her kış akşamında baykuşları ağaçlarda bekleyeceğiz.
Bir delinin hatıra defterini karalayarak delirmeyi de.
Ruhumuz kirletiliyor, aklımız bozuluyor...
Düzeltemezsin uğraşma altın saçlı güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli delilerin koğuşlarına girip çıkmaktayız.
Biz her sabah umutla yola koyulurken ekmeğimize kan doğrayanları da unutacağız.
Ve her yola düşüşlerimizde satılsak da satmaya direnmeyi de.
Yüreğimiz kızıla boyanıyor meçhul saatlerin koynunda...
Silemezsin, beyaza boyama beyaz yüzlü güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli sokak tezgâhlarının ucuz pazarlarında üç kuruşa satılmaktayız.
Biz bu şehirlerin meydanlarında kaç kez vurulduk, yine de bağırmayacağız.
Ve aldırışsızca yürüyerek avuçlarımızda kalanlarla yetinmeyi de.
Mavi gökyüzünü siyaha boyama melek yüzlü güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli ayın karanlık yüzüne takılmaktayız.
Biz hayatı altı üstüne getirilmişleriz, yine de ağlamayacağız.
Yüreğimizdeki yüzlerin yüzünden olduğunu da.
Ve kaç ihanetin resmini avuçlarımızda biriktirerek yaşamayı da...
Hatırlatıp durma, yüreğimizi kirli sularda alabora etme güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli güz, kış, yaz ve bahar yaralarımızı sahiplenmekteyiz.
Biz kolumuzdaki vakitlerin makinalarıyla ihanetten geriye kalanları hesaplayacağız.
Ve akreplere yelkovanlara bakıp bakıp uyumasını da...
Bir dağın tepesinde, bir ağacın altına doğru kış gecelerinde yürüyoruz sanki...
Kendimizi bildik bileli ölüme de hep yalnız gidiliyor işte...
Her akşam kış gecelerinde yaşadığımız şehrin ortasında, yanında, uzağında, dışında yaşamaya çalışanları düşünmek lazım.
Ve yanı başımızda, uzağımızda aç, susuz, ekmeksiz, sobasız, odunsuz sabahlara çıkanları...
Hiçbir şey yapamıyorsak bile...
“Dur, ağla bir gün benim için” diyen şairi dinleyip bir dakika ağlayalım.
Mehmet Soysal
( alıntı)
Hahah uzun uzun yazamam Hele bu kadar güzel yazamayacağımı bi sen çıktın demi.
Ama sen de itiraf et sen de uzatıyorsun.
6 şubat'ta sen doğdun yavşak
6 haziran da ben
Doğum günün kutlu olsun...
Kış yarası
“Ne gülüyorsun? Anlattığım senin hikâyen” der Horatius...
Biz, kış gecelerinde yalnızlığımıza gülmeyi de öğreneceğiz.
Ve dışarda kar yağarken pencere kenarlarında beklemeyi de...
Gece yarılarında bilinmeyen adreslerde aldatılma şüphesiyle sayıklayarak ölmesini de.
Yaramız kazmayla, baltayla, kürekle deşilir...
Saramazsın bin yıllık yarayı uğraşma sarı saçlı güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli hep aynı kör kuyulara düşmekteyiz.
Biz her kış akşamında baykuşları ağaçlarda bekleyeceğiz.
Bir delinin hatıra defterini karalayarak delirmeyi de.
Ruhumuz kirletiliyor, aklımız bozuluyor...
Düzeltemezsin uğraşma altın saçlı güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli delilerin koğuşlarına girip çıkmaktayız.
Biz her sabah umutla yola koyulurken ekmeğimize kan doğrayanları da unutacağız.
Ve her yola düşüşlerimizde satılsak da satmaya direnmeyi de.
Yüreğimiz kızıla boyanıyor meçhul saatlerin koynunda...
Silemezsin, beyaza boyama beyaz yüzlü güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli sokak tezgâhlarının ucuz pazarlarında üç kuruşa satılmaktayız.
Biz bu şehirlerin meydanlarında kaç kez vurulduk, yine de bağırmayacağız.
Ve aldırışsızca yürüyerek avuçlarımızda kalanlarla yetinmeyi de.
Mavi gökyüzünü siyaha boyama melek yüzlü güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli ayın karanlık yüzüne takılmaktayız.
Biz hayatı altı üstüne getirilmişleriz, yine de ağlamayacağız.
Yüreğimizdeki yüzlerin yüzünden olduğunu da.
Ve kaç ihanetin resmini avuçlarımızda biriktirerek yaşamayı da...
Hatırlatıp durma, yüreğimizi kirli sularda alabora etme güzel çocuk...
Kendimizi bildik bileli güz, kış, yaz ve bahar yaralarımızı sahiplenmekteyiz.
Biz kolumuzdaki vakitlerin makinalarıyla ihanetten geriye kalanları hesaplayacağız.
Ve akreplere yelkovanlara bakıp bakıp uyumasını da...
Bir dağın tepesinde, bir ağacın altına doğru kış gecelerinde yürüyoruz sanki...
Kendimizi bildik bileli ölüme de hep yalnız gidiliyor işte...
Her akşam kış gecelerinde yaşadığımız şehrin ortasında, yanında, uzağında, dışında yaşamaya çalışanları düşünmek lazım.
Ve yanı başımızda, uzağımızda aç, susuz, ekmeksiz, sobasız, odunsuz sabahlara çıkanları...
Hiçbir şey yapamıyorsak bile...
“Dur, ağla bir gün benim için” diyen şairi dinleyip bir dakika ağlayalım.
Mehmet Soysal
( alıntı)
Hahah uzun uzun yazamam Hele bu kadar güzel yazamayacağımı bi sen çıktın demi.
Ama sen de itiraf et sen de uzatıyorsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar