bugün
- gece gelen açlık8
- alexander nübel7
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- iyi menemenin sırrı17
- sözlüğün yeni tasarımı13
- muslettin amca23
- uyudunuz mu3
- sigara içmek8
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi4
- vincenzo italiano3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- hayatın anlamı ne5
- beşiktaş4
- ucanpembekoala5
- fatma betül sayan kaya8
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- yeraltı varlıkları7
- insanlık nasıl geliştirilebilir5
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- sözlüğe ne oldu5
- arabayı satıp akülü araba almak2
- afyonkarahisar saldırganının mit yalanı2
- gülden karaböcek3
- mehmet şimşek5
- pankek8
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- aşk bir yemek olsaydı8
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- memeliler kaça ayrılır3
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- futbol16
- kendimi intihar edeceğim3
- sansür devri2
- michael myers3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- fransız arabaları2
- üniversite yıllarını özlemek4
- hangi yemek nerede yenir4
- gülşen in memeleri14
- boğaz ağrısı2
- avrupa4
- caligula'nın korkusu5
- kum dökmek4
- dingiringi ringi ringi dingiringi ringi ringi3
belgeseli seyrederken iki şey uyandı zihnimde. birincisi kıskançlık. moore'u ve belgeselde izlediğim amerikalı insanları felaket kıskandım. nedenine gelince..
ırak savaşında ölen amerikalı askerlerden dem vuruluyor dedik ya, misal biz aynısını bizim kirli ve bitmeyen (bitmesi zaten istenmeyen) savaşımız için yapamıyoruz. moore'a belgesel boyunca hem ırak'tan dönen gaziler, hem ırak'ta çocuklarını kaybetmiş anne babalardan sayısız destek geliyor ve moore'un konuşmalarında hep konuk olarak söz alıyor, oğullarının ölümünden bizzat bush ve hükümeti sorumlu tutuyor, savaş politikalarına muhalefet ediyorlar. hiçbiri de "amerika sağolsun" demeyen insanlar yani.
burada ise sadece bi kadın "vatan sağolsun demeyeceğim" lafını etti, kadını bi recm etmediğimiz kaldı. işte kıskandığım şey bu. orada en azından çocuklarının ölümü yüzünden bu ölümlerin gerçek sorumlularına muhalefet edecek insanlar çıkabiliyor ama burada askerlerin ölümünden laf edince "şehitler üstünden prim yapmak" gibisinden suçlamalar yiyoruz. ölen binlerce insanımızın tek sorumlusunun bu savaşı çıkaran ve sürdüren erkler değil, sadece ve sadece terör örgütü olduğuna inandırılmış ve yirmi beş yıldır sürekli ölümlerden hala bıkmamış, bi yirmi beş sene daha rahat rahat sürecek olduğunu gördüğümüz bu savaşa gerçek muhalefeti yapacak güneydoğu gazileri yok burada. ya da çocuklarını kaybeden insanlar yok sözlerimize destek olacak. çünkü sadece terör örgütünün ve hatta bu savaşa gerçekten karşı olan bizlerin (solcular, hümanistler vs) kötü olduğumuza inanmışlar bi kere.
diğer kıskandığım mevzu da bush'a karşı olan bu insanların kendilerini ait hissedebilecekleri bi komünite olması. bush kerry'yi sadece yüz bin oyla falan geçmiş de seçimi öyle kazanmış. bizim savaştığımız erki yerinden etmemiz olasılık dahilinde bile değil. hatta öyle ki zaten saf belirleyecek bi çatımız bile yok. tüm memlekette toplasan yüzde bir, hadi taş çatlasın yüzde beş kadar insanız şunun şurasında. tamam amerika'daki demokratlar gerçek anlamda sol değiller ama orada sol fikirdeki insanların en azından gerçekten yobaz ve insan haklarına saygısız cumhuriyetçileri alaşağı etmek için toplanacakları bi çatı var ve cumhuriyetçileri yenme şansları da var. bizim neyimiz var.. sözlük mü.. burada bile azınlığız (ekşi ulu farketmeden)..
ırak savaşında ölen amerikalı askerlerden dem vuruluyor dedik ya, misal biz aynısını bizim kirli ve bitmeyen (bitmesi zaten istenmeyen) savaşımız için yapamıyoruz. moore'a belgesel boyunca hem ırak'tan dönen gaziler, hem ırak'ta çocuklarını kaybetmiş anne babalardan sayısız destek geliyor ve moore'un konuşmalarında hep konuk olarak söz alıyor, oğullarının ölümünden bizzat bush ve hükümeti sorumlu tutuyor, savaş politikalarına muhalefet ediyorlar. hiçbiri de "amerika sağolsun" demeyen insanlar yani.
burada ise sadece bi kadın "vatan sağolsun demeyeceğim" lafını etti, kadını bi recm etmediğimiz kaldı. işte kıskandığım şey bu. orada en azından çocuklarının ölümü yüzünden bu ölümlerin gerçek sorumlularına muhalefet edecek insanlar çıkabiliyor ama burada askerlerin ölümünden laf edince "şehitler üstünden prim yapmak" gibisinden suçlamalar yiyoruz. ölen binlerce insanımızın tek sorumlusunun bu savaşı çıkaran ve sürdüren erkler değil, sadece ve sadece terör örgütü olduğuna inandırılmış ve yirmi beş yıldır sürekli ölümlerden hala bıkmamış, bi yirmi beş sene daha rahat rahat sürecek olduğunu gördüğümüz bu savaşa gerçek muhalefeti yapacak güneydoğu gazileri yok burada. ya da çocuklarını kaybeden insanlar yok sözlerimize destek olacak. çünkü sadece terör örgütünün ve hatta bu savaşa gerçekten karşı olan bizlerin (solcular, hümanistler vs) kötü olduğumuza inanmışlar bi kere.
diğer kıskandığım mevzu da bush'a karşı olan bu insanların kendilerini ait hissedebilecekleri bi komünite olması. bush kerry'yi sadece yüz bin oyla falan geçmiş de seçimi öyle kazanmış. bizim savaştığımız erki yerinden etmemiz olasılık dahilinde bile değil. hatta öyle ki zaten saf belirleyecek bi çatımız bile yok. tüm memlekette toplasan yüzde bir, hadi taş çatlasın yüzde beş kadar insanız şunun şurasında. tamam amerika'daki demokratlar gerçek anlamda sol değiller ama orada sol fikirdeki insanların en azından gerçekten yobaz ve insan haklarına saygısız cumhuriyetçileri alaşağı etmek için toplanacakları bi çatı var ve cumhuriyetçileri yenme şansları da var. bizim neyimiz var.. sözlük mü.. burada bile azınlığız (ekşi ulu farketmeden)..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar