bugün
- lahmacunu elle yiyen kız8
- yazarların en sevdiği meyve7
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın9
- soğuk duş almak5
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- yaşlılığınız için insan biriktirin4
- fakirlik belirten hareketler3
- elektriklerin kesilmesi2
- kas krampı4
- dünyada neler olabilir2
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde3
- saygı duyulan kadınlar2
- insanlara güvenin azalması4
- seni hayata bağlayan şey11
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru4
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- başına belayı satın almak3
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- içilen en lezzetli çorba2
- baba denince akla gelenler4
- almanya3
- çipli kimlik kartları2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- kimseyle tanışamamak8
- nolcak bu ulkenin hali3
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi3
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- asosyal olmanın sebepleri3
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci5
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- yüzde 80 kakao içeren bitter çikolata2
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- ankara sokaklarında yürümek2
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- nasılsınız3
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda3
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey3
- arda güler egosu7
- fazla açıklama yapan insan2
- başkan2
- yuzırların süper güçleri11
- kanyon starbucks2
- bizim çocuklar'a alternatif slogan önerileri3
- enteresan beddualar9
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- hiç götü öpülmemiş kız siniri2
- türkiye a milli futbol takımı14
- telegram vs whatsapp4
filmi bu kadar geç izlediğim için öncelikle kendimden özür diliyorum.
filmin en çarpıcı yanı; anlatılan hikayenin 2005 yılında bir işitme engelliler okulunda yaşanmış olan gerçeklerden alınması. film, gang ın ho’nun (yoo gong) hasta kızının tedavisi için evinden uzakta, moojin’de bir işitme engelliler okulunda öğretmenlik yapmasıyla başlıyor. zamanla okulda çocuklara şiddet uygulandığını ve onlara kötü davranıldığını farkediyor. akabinde moojin insan haklarını koruma merkezi'nde çalışan seo yoo jin (yi mi jeong) ile birlikte bu kötü muameleyi ortaya çıkarmak için çabalarken; çok daha korkunç bir gerçekle yüz yüze geliyorlar.
yoruma gelecek olursak, çarpıcı bir şekilde anlatılması, bazı sahnelerin (her ne kadar ürpertici, rahatsız edici olsa da) gösterilmiş olması bence çok iyi olmuş. gerçek yaşamdan uyarlanması zaten insanı derinlere sürüklüyorken, üstelik oyunculuğun ve senaryonun akışı ile sizi alıp götürüyorken tam oscarlık film diyorsunuz. filmi izlerken o kadar gerildim ki 4 defa durdurdum kendime gelmek için. korkuyu, sevinci, hüznü, şaşkınlığı, çaresizliği, tükenmişliği, umudu.... ve daha nicelerini, izlerken yaşıyorsunuz. paranın güç sayıldığı bu yüzyılda, her şeye rağmen mücadele etmenin nasıl da kıymetli olduğunu bize göstermiş oldu. "polis daima vatandaşın yanındadır", "özgürlük, eşitlik, adalet" cümlelerine ironi bir gönderme yapması da filmi güçlü kılan detaylardan. yüreğimin en derinlerine sakladığım filmlerden biri olacak. eminim etkisinden uzun bir süre çıkamayacağım....
işini doğru yapan hukukçulara saygım sonsuz lakin dostoyevski'nin şu sözü de aklıma gelmiyor değil; "avukatlar, kiralık vicdanlardır."
filmin en çarpıcı yanı; anlatılan hikayenin 2005 yılında bir işitme engelliler okulunda yaşanmış olan gerçeklerden alınması. film, gang ın ho’nun (yoo gong) hasta kızının tedavisi için evinden uzakta, moojin’de bir işitme engelliler okulunda öğretmenlik yapmasıyla başlıyor. zamanla okulda çocuklara şiddet uygulandığını ve onlara kötü davranıldığını farkediyor. akabinde moojin insan haklarını koruma merkezi'nde çalışan seo yoo jin (yi mi jeong) ile birlikte bu kötü muameleyi ortaya çıkarmak için çabalarken; çok daha korkunç bir gerçekle yüz yüze geliyorlar.
yoruma gelecek olursak, çarpıcı bir şekilde anlatılması, bazı sahnelerin (her ne kadar ürpertici, rahatsız edici olsa da) gösterilmiş olması bence çok iyi olmuş. gerçek yaşamdan uyarlanması zaten insanı derinlere sürüklüyorken, üstelik oyunculuğun ve senaryonun akışı ile sizi alıp götürüyorken tam oscarlık film diyorsunuz. filmi izlerken o kadar gerildim ki 4 defa durdurdum kendime gelmek için. korkuyu, sevinci, hüznü, şaşkınlığı, çaresizliği, tükenmişliği, umudu.... ve daha nicelerini, izlerken yaşıyorsunuz. paranın güç sayıldığı bu yüzyılda, her şeye rağmen mücadele etmenin nasıl da kıymetli olduğunu bize göstermiş oldu. "polis daima vatandaşın yanındadır", "özgürlük, eşitlik, adalet" cümlelerine ironi bir gönderme yapması da filmi güçlü kılan detaylardan. yüreğimin en derinlerine sakladığım filmlerden biri olacak. eminim etkisinden uzun bir süre çıkamayacağım....
işini doğru yapan hukukçulara saygım sonsuz lakin dostoyevski'nin şu sözü de aklıma gelmiyor değil; "avukatlar, kiralık vicdanlardır."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar