bugün
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba10
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı10
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu4
- evliya çelebi'nin hiç evlenmemesi6
- türkiye şahlanıyor2
- yanlışlıkla pasif olmak3
- 31 aralık 20262
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- coskuyla sabunlanan pipi7
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler9
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- nervio18
- bik bik 219
- izmir den brisbane'a otostopla gitmek6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı4
- tarikat şeyhleri2
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı8
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması2
- kpss ön lisans 70 puan mealinin yorumu3
- gece gece kokoreç gömmek7
- galatasaray ın 4 nala şampiyonluğa koşması3
- engineer28'e bırak bu ayakları demek4
- israil de arapların seçim dengelerini değiştirmesi2
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar3
- street fighter4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı12
- ücretsiz kargo sınırı için sepet şişirme2
- ayak yalarken aniden gelen ben ne yapıyorum hissi2
- anın görüntüsü18
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- akın gürlek4
- teomancalmasur23
- nick istemeyen adam ile engineer283
- ne bikbikmiş beee4
- 1800 ler sibirya da kış gecesi3
- kol saati8
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- reyon görevlisi2
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- yazılımcıların flört edememesi10
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- herzevekil13
- türk solu16
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- insanı çalışmaktan soğutan şeyler3
- siyasi hasım iftirası ile idam2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi4
2008-2009 futbol sezonunda, ülkemizi şampiyonlar liginde temsil edecek ekibimiz.
bu yumuşak girişten sonra geçelim hem nalına hem mıhına vurma durumlarına;
öncelikle transfer politikasının çok yanlış olduğunu belirtmek istiyorum. aziz yıldırım'ın veya aragones'in yerinde olsaydım;kezman ve en önemlisi semih varken guiza transferini yapmazdım. bu parayla; yetenekli bir forvet (golcü değil) bulurdum (örn. fatih tekke, milan baroş). ve aurelio'yu ne pahasına olursa olsun takımda tutardım. sol kanatta tuncay'ın gidişi ile oluşan kocaman boşluğu iyi bir isimle kapatırdım (örn. harry kewell)
buna rağmen aragones kurt hoca; eh ispanyol milli takımındaki oyuncuların da hali ortada. aragones orada elindeki bol ve kaliteli seçenekler arasından dilediği oyuncuyu seçerek, dilediği gibi oynatabilme lüksüne sahipti. hoca da böyle bir takımdan beklendiği üzere bir ön libero ve üç ofansif ortasahadan oluşan, rakip savunmanın göbeğinde baskı oluşturan yerden ve ayağa oynayan, teknik ve hızlı elemanlardan kurulu bir ortasaha kurgusunu tercih ediyordu. ancak fenerbahçe cephesinde durum farklı. fenerbahçe'nin elinde şimdilik ne xavi, iniesta ve silva ayarında üç hücumcu, ne de senna gibi bir defansif ortasaha var.
fenerbahçe'nin oyun kurgusu ispanyol milli takımından farklı olarak çift ön libero ve hücumda alex'in üzerine kurulmuş gibi görünüyor. ispanya'da;
----------------------casillas--------------------------
--ramos--------puyol----------marchena------capdevilla--
-----------------------senna----------------------------
---------iniesta---------xavi-----------silva-----------
--------------------------------------------------------
---------------------villa------------------------------
------------------------------torres-------------------- gibi bir dizilişi tercih eden hoca, fenerbahçe'de şimdiye kadar;
----------------------volkan-----------------------------
--gökhan--------edu----------lugano------roberto carlos--
--------------maldonado(josico)----emre------------------
-colin kazım------------------------uğur boral (wederson)
--------------------------------alex---------------------
-------------------guiza (semih)------------------------- dizilişini tercih etmiş gibi görünüyor.
peki bu malzemeden bu yemek olur mu? bir kere en başında kabul etmek gerekir ki aragones, ispanya'daki mantalitesi ile oynatmıyor takımı. aragones'in fenerbahçesi, ispanyol milli takımından daha defansif; gol atmadan önce yememeyi hedefleyen bir takım. bu hocanın tercihidir. saygı duyulması gerekir. takımın kadro yapısını buna uygun bulmuştur. gelin durumu daha derinlemesine anlayabilmek için defans, ortasaha ve hücum kurgusunu tek tek analiz edelim.
defans;
4 lü defans anlayışından vazgeçmemiş aragones'in en büyük avantajı bu bölgede gibi duruyor. zira elindeki oyuncular geçen sene birlikte oynamış ve başarılı işlere imza atmış isimler. ayrıca şunu da kabul etmek gerekir ki, bekler gökhan ve roberto carlos hücuma destek sağlamada çok çok başarılılar. ancak bu seneyi geçen seneden farklı yapan bir durum var. marco aurelio'nun yokluğu. fenerbahçe defansı geçen sene bir özgüven ile oynuyorlardı. hata yapsalar dahi aurelio gerekli müdahaleleri yapar, her zaman olması gereken yerde olur ve oyunu açabilirdi. şimdi fenerbahçe defansı hata yapmasının kötü neticeler verebileceği baskısıyla oynuyor. hücuma top aktarmakda bu baskı neticesinde sıkıntılar yaşıyor ve risk almıyorlar. bununla birlikte baskı neticesinde hatalı pas istatistikleri de yükselmiş durumda.
ortasaha;
defansif ortasahalardan başlayalım. öncelikle bu takımda emre'nin yeri garanti. fenerbahçe'nin yeni oyun kurucusu emre olacak. peki, emre bu işi yapar mı? oyun mantalitesi ve teknik kapasitesi türk oyuncuların üzerinde olan emre bu iş için biçilmiş kaftandır. ancak, yanında aurelio benzeri bir oyuncu olması kaydıyla. çünkü kimse kimseyi kandırmasın emre oyunu iki yönü ile oynayabilen, çevik, defansif anlamda etkili bir oyuncu değil (tıpkı galatasaraylı ayhan gibi). yalnız kalırsa mutlaka ama mutlaka aksıyacaktır. peki emre'nin yanındaki olası iki isimden (maldonado ve josico) hangisi bu işi yapacak? burada soru işaretimizi açıkta bırakıyoruz ve devam ediyoruz.
kanatlarda görev alan colin kazım ve uğur boral fenerbahçe'nin yükünü taşıyabilecek kapasitede futbolcular değiller. gerçi aragones kanat organizasyonlarını pek tercih eden bir teknik adam değil ama, bu iki isim ceza yayı önünde de etkili olamıyorlar. belki türk takımlarına karşı bu eksiklik hissedilmeyecektir ama, kanatlardan etkili gelen rakipler için bu fenerbahçe'nin büyük bir zaafıdır. uğur'un sevilla maçları dışında iyi oynadığı maç sayısı çok az. wederson iyileşince bu kanadı kapatıcağını düşünüyorum. colin kazım ise gereksizce pompalanmış özgüveni ile gereksiz hareketler yapıyor. ronaldo'nun manchester'deki ilk zamanlarına benziyor bu çocuk. oyun içinde egosunu doğru kanalize edebilirse çok tehlikeli olacak.
gelelim alex'e alex'in varlığı fenerbahçe için hem iyi, hem kötü. iyi çünkü alex şu anda türkiye'nin en başarılı ve en etkili futbolcusu. kötü çünkü alex klasik bir on numara ve dolayısı ile fenerbahçe alex ile ne modern futbol oynayabiliyor ne de oyun kurabiliyor. alex oynadığı konum itibarı ile fenerbahçe'de ne ortasaha ne forvet. menejerlik oyunlarındaki CF pozisyonuna benzer şekilde oynuyor. dolayısı ile hücumda tek başına kalan arkadaşına gerektiği kadar yardımcı olamazken, geriden de oyun kurabilmek için olması gereken yerden çok ileride oynuyor. bu fenerbahçe'nin büyük ve modern futbol oynayan rakipleri karşısında önemli bir handikap. bunun yanında alex'in varlığı takımı tek forvet oynamaya zorluyor ve bu durum da hücum hattının güçsüz görünmesine sebep oluyor.
forvet;
fenerbahçe yine tıpkı geçen senelerdeki gibi tek forvetli oyun anlayışını tercih etmiş görünüyor. ancak elindeki mevcut oyuncu yapısı hiçbir zaman buna müsait olmadı. ne kezman, ne semih, ne de guiza tek forvet oynayabilecek niteliklerde futbolcular değiller. evet tek tek incelediğinizde hepsi çok büyük, çok önemli golcüler ama unutmayın neticede hepsi golcüler. bu adamlara ihtiyaçları olan kanat organizasyonlarını, hücum varyasyonlarını hazırlayamıyorsanız tek başlarına netice beklemek hayalcilik olur. hiçbirisinde birebirde etkili olmak, top saklamak, ileride rakibi oyalamak gibi özellikler yok. bitiriciliği yüksek son vuruş ustası bunlar. dolayısı ile fenerbahçe forvet hattındaki görüntü geçen sene ile aynı olacak gibi bir izlenim verdi bana sezon başlangıcı itibarı ile. yanlarında bir fatih tekke, bir milan baroş olsaydı belki ama bu görüntü ile hücum hattının başarılı olması zor.
son olarak bu takımdan bu yemek olur mu?
aragones'in fenerbahçe'sinin zico'nun fenerbahçe'sinden fazlaca bir farkı yok. hatta aurelio'nun yokluğu neticesinde fenerbahçe'nin oldukça güç kaybettiğini söyleyebiliriz. ancak futbol genellikle ön görülere sığmaz. umalım ki fenerbahçe aynı geçen sene olduğu gibi avrupa'da başarılarına devam etsin ve bayrağımızı gururla dalgalandırsın.
bu yumuşak girişten sonra geçelim hem nalına hem mıhına vurma durumlarına;
öncelikle transfer politikasının çok yanlış olduğunu belirtmek istiyorum. aziz yıldırım'ın veya aragones'in yerinde olsaydım;kezman ve en önemlisi semih varken guiza transferini yapmazdım. bu parayla; yetenekli bir forvet (golcü değil) bulurdum (örn. fatih tekke, milan baroş). ve aurelio'yu ne pahasına olursa olsun takımda tutardım. sol kanatta tuncay'ın gidişi ile oluşan kocaman boşluğu iyi bir isimle kapatırdım (örn. harry kewell)
buna rağmen aragones kurt hoca; eh ispanyol milli takımındaki oyuncuların da hali ortada. aragones orada elindeki bol ve kaliteli seçenekler arasından dilediği oyuncuyu seçerek, dilediği gibi oynatabilme lüksüne sahipti. hoca da böyle bir takımdan beklendiği üzere bir ön libero ve üç ofansif ortasahadan oluşan, rakip savunmanın göbeğinde baskı oluşturan yerden ve ayağa oynayan, teknik ve hızlı elemanlardan kurulu bir ortasaha kurgusunu tercih ediyordu. ancak fenerbahçe cephesinde durum farklı. fenerbahçe'nin elinde şimdilik ne xavi, iniesta ve silva ayarında üç hücumcu, ne de senna gibi bir defansif ortasaha var.
fenerbahçe'nin oyun kurgusu ispanyol milli takımından farklı olarak çift ön libero ve hücumda alex'in üzerine kurulmuş gibi görünüyor. ispanya'da;
----------------------casillas--------------------------
--ramos--------puyol----------marchena------capdevilla--
-----------------------senna----------------------------
---------iniesta---------xavi-----------silva-----------
--------------------------------------------------------
---------------------villa------------------------------
------------------------------torres-------------------- gibi bir dizilişi tercih eden hoca, fenerbahçe'de şimdiye kadar;
----------------------volkan-----------------------------
--gökhan--------edu----------lugano------roberto carlos--
--------------maldonado(josico)----emre------------------
-colin kazım------------------------uğur boral (wederson)
--------------------------------alex---------------------
-------------------guiza (semih)------------------------- dizilişini tercih etmiş gibi görünüyor.
peki bu malzemeden bu yemek olur mu? bir kere en başında kabul etmek gerekir ki aragones, ispanya'daki mantalitesi ile oynatmıyor takımı. aragones'in fenerbahçesi, ispanyol milli takımından daha defansif; gol atmadan önce yememeyi hedefleyen bir takım. bu hocanın tercihidir. saygı duyulması gerekir. takımın kadro yapısını buna uygun bulmuştur. gelin durumu daha derinlemesine anlayabilmek için defans, ortasaha ve hücum kurgusunu tek tek analiz edelim.
defans;
4 lü defans anlayışından vazgeçmemiş aragones'in en büyük avantajı bu bölgede gibi duruyor. zira elindeki oyuncular geçen sene birlikte oynamış ve başarılı işlere imza atmış isimler. ayrıca şunu da kabul etmek gerekir ki, bekler gökhan ve roberto carlos hücuma destek sağlamada çok çok başarılılar. ancak bu seneyi geçen seneden farklı yapan bir durum var. marco aurelio'nun yokluğu. fenerbahçe defansı geçen sene bir özgüven ile oynuyorlardı. hata yapsalar dahi aurelio gerekli müdahaleleri yapar, her zaman olması gereken yerde olur ve oyunu açabilirdi. şimdi fenerbahçe defansı hata yapmasının kötü neticeler verebileceği baskısıyla oynuyor. hücuma top aktarmakda bu baskı neticesinde sıkıntılar yaşıyor ve risk almıyorlar. bununla birlikte baskı neticesinde hatalı pas istatistikleri de yükselmiş durumda.
ortasaha;
defansif ortasahalardan başlayalım. öncelikle bu takımda emre'nin yeri garanti. fenerbahçe'nin yeni oyun kurucusu emre olacak. peki, emre bu işi yapar mı? oyun mantalitesi ve teknik kapasitesi türk oyuncuların üzerinde olan emre bu iş için biçilmiş kaftandır. ancak, yanında aurelio benzeri bir oyuncu olması kaydıyla. çünkü kimse kimseyi kandırmasın emre oyunu iki yönü ile oynayabilen, çevik, defansif anlamda etkili bir oyuncu değil (tıpkı galatasaraylı ayhan gibi). yalnız kalırsa mutlaka ama mutlaka aksıyacaktır. peki emre'nin yanındaki olası iki isimden (maldonado ve josico) hangisi bu işi yapacak? burada soru işaretimizi açıkta bırakıyoruz ve devam ediyoruz.
kanatlarda görev alan colin kazım ve uğur boral fenerbahçe'nin yükünü taşıyabilecek kapasitede futbolcular değiller. gerçi aragones kanat organizasyonlarını pek tercih eden bir teknik adam değil ama, bu iki isim ceza yayı önünde de etkili olamıyorlar. belki türk takımlarına karşı bu eksiklik hissedilmeyecektir ama, kanatlardan etkili gelen rakipler için bu fenerbahçe'nin büyük bir zaafıdır. uğur'un sevilla maçları dışında iyi oynadığı maç sayısı çok az. wederson iyileşince bu kanadı kapatıcağını düşünüyorum. colin kazım ise gereksizce pompalanmış özgüveni ile gereksiz hareketler yapıyor. ronaldo'nun manchester'deki ilk zamanlarına benziyor bu çocuk. oyun içinde egosunu doğru kanalize edebilirse çok tehlikeli olacak.
gelelim alex'e alex'in varlığı fenerbahçe için hem iyi, hem kötü. iyi çünkü alex şu anda türkiye'nin en başarılı ve en etkili futbolcusu. kötü çünkü alex klasik bir on numara ve dolayısı ile fenerbahçe alex ile ne modern futbol oynayabiliyor ne de oyun kurabiliyor. alex oynadığı konum itibarı ile fenerbahçe'de ne ortasaha ne forvet. menejerlik oyunlarındaki CF pozisyonuna benzer şekilde oynuyor. dolayısı ile hücumda tek başına kalan arkadaşına gerektiği kadar yardımcı olamazken, geriden de oyun kurabilmek için olması gereken yerden çok ileride oynuyor. bu fenerbahçe'nin büyük ve modern futbol oynayan rakipleri karşısında önemli bir handikap. bunun yanında alex'in varlığı takımı tek forvet oynamaya zorluyor ve bu durum da hücum hattının güçsüz görünmesine sebep oluyor.
forvet;
fenerbahçe yine tıpkı geçen senelerdeki gibi tek forvetli oyun anlayışını tercih etmiş görünüyor. ancak elindeki mevcut oyuncu yapısı hiçbir zaman buna müsait olmadı. ne kezman, ne semih, ne de guiza tek forvet oynayabilecek niteliklerde futbolcular değiller. evet tek tek incelediğinizde hepsi çok büyük, çok önemli golcüler ama unutmayın neticede hepsi golcüler. bu adamlara ihtiyaçları olan kanat organizasyonlarını, hücum varyasyonlarını hazırlayamıyorsanız tek başlarına netice beklemek hayalcilik olur. hiçbirisinde birebirde etkili olmak, top saklamak, ileride rakibi oyalamak gibi özellikler yok. bitiriciliği yüksek son vuruş ustası bunlar. dolayısı ile fenerbahçe forvet hattındaki görüntü geçen sene ile aynı olacak gibi bir izlenim verdi bana sezon başlangıcı itibarı ile. yanlarında bir fatih tekke, bir milan baroş olsaydı belki ama bu görüntü ile hücum hattının başarılı olması zor.
son olarak bu takımdan bu yemek olur mu?
aragones'in fenerbahçe'sinin zico'nun fenerbahçe'sinden fazlaca bir farkı yok. hatta aurelio'nun yokluğu neticesinde fenerbahçe'nin oldukça güç kaybettiğini söyleyebiliriz. ancak futbol genellikle ön görülere sığmaz. umalım ki fenerbahçe aynı geçen sene olduğu gibi avrupa'da başarılarına devam etsin ve bayrağımızı gururla dalgalandırsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar