bugün
- yağmurlu bir güne uyanmak4
- akepem yapmaz5
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması4
- kamala harris4
- muslettin amca8
- sözlük klasikleri4
- aleksey batrakov27
- 21 kasım 2026 galatasaray samsunspor maçı2
- erkekler neden teşhirci giyinmez2
- yağmur yağarken camdan bakan arap kızı2
- kırıkkaleli olmak istemek10
- çöpteki dildo2
- yeni tanışılan kimse3
- 5 ocak 2027 fenerbahçe trabzonspor maçı2
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar2
- 13 aralık 2026 fenerbahçe trabzonspor maçı2
- kim ulan bu pervin buldan2
- doların 50 tl olması10
- 9 ekim 20252
- emre belözoğlu8
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak4
- arda güler'in 4 kasim 2026 aek kadrosunda olmaması3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- çöpe bırakılmış ıvır zıvır2
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- arap götü10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil17
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- abd ara seçimlerinde trump'ın son iki yılı2
- donald trump2
- galatasaray ın en başarılı türk takımı olması2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- queen ravennanın aşırı güzel olması14
- sözlük kürdü55
- cezaevine özenen gençler3
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi2
- iskilipli atıf hoca20
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- nükleer bomba7
- kablosuz mouse13
- lights out2
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- favlayan yazarın asıl amacı12
- netflix2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- 394
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- dedenize sahip çıkar mısınız6
Gidiyoruz, gidemiyoruz, problemler, umutlar v.s. derken 28 temmuz 2001 sabah 11.30 gibi Tekirdağ'ı çoktan geçmiştik. Tüm grup akadaşlarımın yüzünde yalnızca mutluluk ve heyecan okunuyordu. Bu Yunanistan'a girdiğimizde had safhaya ulaşmıştı elbette... Ne de olsa emeklerimiz yıllar sonra Avrupa yollarında idi. Yolculuğun Yunanistan safhaları gidişte ve dönüşte çok keyifli oldu. Ancak Kavala tepelerinden o güzelim denize yalnızca uzaktan bakmak bizi çıldırtmıştı; çünkü acelemiz vardı.
Feribot yolculuğu hızlı ve uyku ile geçti. italya etabı Sevan'ın cüzdanını iki ara bir derede çaldırması dışında muhteşemdi. Alplere aşık olarak geçtik Almanya'ya... Önce Münih, sonra Bamberg'de gezindik. 31 temmuz sabahı Hamburg havaalanından Ilgın, Cüneyt ve Levent'i (Demet ile Buket) alarak Wacken'a ulaştık. Bu arada minibüsün pilotluğunu tüm yol boyunca ben ve "The Boss" (Zeki Amca) yaptık. Wacken soğuk bir yer... Gidecek olanlar kışlıkları da ihmal etmesinler! Soğuk ama bir o kadar da sıcaktı bizi karşılayan manzara... Heavy metal köyünde çadır sayısı çoktan binlere ulaşmış, dev sahneler kurulmaya başlamıştı bile...Biz de kalacağımız yere yerleşip sıcak duşun ve traşın etkisiyle kendimize geldik. Biraz uyuyup yol yorgunluğunu üzerimizden attıktan sonra ortalığı incelemeye geçtik. Yemekler ise açık büfe oluşu ile kan yaptı. Organizasyon gerçekten mükemmel! Akşam çadırların arasında yaptığımız gezinti bizi sahnede neyin karşılayacağını görmemize yetti ve heyecanımızı daha da arttırdı. Ertesi gün Sevan ve Levent'le yaptığımız havuz sefası ve metalci kardeşlere ders verdiğimiz futbol maçı görülmeye değerdi :-)
Wacken'daki tek Türk, bir büfe işleten Murat idi. Bizim gelişimiz onu fazlasıyla sevindirmiş, Imbiss (büfe) bir anda KE karargahı oluvermişti. Posterler asılmış ve 24 saat KE yayını yapmaya başlamıştı çoktan. ikinci günün akşamı Itzehoe gecelerine dalmak şeklinde geçti benim için :-)
Ve 2 ağustos 2001. Büyük güne büyük bir heyecanla uyandık. Festivalin bonus günü olması nedeniyle ortalık fena halde karışıktı. Bu kargaşa organizasyona da kısmen yansıdı ve sahne saatleri ufak bir değişikliğe uğradı. Bu arada son Rock Station konserinden beri oldukça özlediğimiz Götz Kühnemund ile kucaklaşmayı da ihmal etmedik. Derken saat 16.30'da sahne hazırlıklarımız hızla ilerliyordu.
Ekipmanlar fena halde iyi ve tatmin ediciydi. Nihayet saat 17.00'de Götz'ün insanı gaza getiren ve KE'yi yücelten özel sunumu ile Wacken Open Air 2001 başladı. Gilgamesh bittiğinde kopan gürültü bir anda bendeki heyecanı sona erdirdi.
Şarkılar birbirini kovalarken alandaki kalabalık da inanılmaz bir boyuta ulaşmış, "Revolution" diye haykırıyordu. Sahnedeki diğer grup arkadaşlarım da ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar, bana göre ve en önemlisi alanı dolduran binlerce seyirciye göre mükemmel çalıyorlardı. Her şey yolundaydı anlayacağınız. Konserin sonu geldiğinde seyirci KE'nin sahneden inmesine izin vermiyordu. Fakat buna imkan yoktu; çünkü bu tip organizasyonlarda saniyeler bile programlı olduğundan onlarla vedalaşıyorduk. Tabii ki yeniden görüşmek üzere... Ve tebrikler, tebrikler... Gerçekten inanılmaz bir gün olmuştu KE adına. W.A.S.P. ise iyi bir yemeğin sonuna eklenen bir tatlı gibiydi benim için.
Tüm bunları yaşadıktan sonra düşülen dönüş yolculuğu tahmin edileceği gibi oldukça buruk geçti.
Rock müziğin ülkemizdeki gelişimi açısından önemli bir olay bu tabii ki. Ancak KE'nin süregelen serüveni açısından daha da önemli... Açıkçası kendimizi ilk kez bu kadar müzisyen hissedebildik, maalesef ülkemizden binlerce kilometre uzaklıkta... Hicri, Götz, Zeki Özdil, Levent, Cüneyt, Gina, Steffi, en önemlisi değerli grup arkadaşlarıma binlerce kez teşekkür ederim.
iNANILMAZI BAŞARMADIK, ÇÜNKÜ DAHA FAZLASINA iNANIYORUZ! LONG LIVE HARD 'N' HEAVY! *
kaynak:http://www.knighterrant.net
Feribot yolculuğu hızlı ve uyku ile geçti. italya etabı Sevan'ın cüzdanını iki ara bir derede çaldırması dışında muhteşemdi. Alplere aşık olarak geçtik Almanya'ya... Önce Münih, sonra Bamberg'de gezindik. 31 temmuz sabahı Hamburg havaalanından Ilgın, Cüneyt ve Levent'i (Demet ile Buket) alarak Wacken'a ulaştık. Bu arada minibüsün pilotluğunu tüm yol boyunca ben ve "The Boss" (Zeki Amca) yaptık. Wacken soğuk bir yer... Gidecek olanlar kışlıkları da ihmal etmesinler! Soğuk ama bir o kadar da sıcaktı bizi karşılayan manzara... Heavy metal köyünde çadır sayısı çoktan binlere ulaşmış, dev sahneler kurulmaya başlamıştı bile...Biz de kalacağımız yere yerleşip sıcak duşun ve traşın etkisiyle kendimize geldik. Biraz uyuyup yol yorgunluğunu üzerimizden attıktan sonra ortalığı incelemeye geçtik. Yemekler ise açık büfe oluşu ile kan yaptı. Organizasyon gerçekten mükemmel! Akşam çadırların arasında yaptığımız gezinti bizi sahnede neyin karşılayacağını görmemize yetti ve heyecanımızı daha da arttırdı. Ertesi gün Sevan ve Levent'le yaptığımız havuz sefası ve metalci kardeşlere ders verdiğimiz futbol maçı görülmeye değerdi :-)
Wacken'daki tek Türk, bir büfe işleten Murat idi. Bizim gelişimiz onu fazlasıyla sevindirmiş, Imbiss (büfe) bir anda KE karargahı oluvermişti. Posterler asılmış ve 24 saat KE yayını yapmaya başlamıştı çoktan. ikinci günün akşamı Itzehoe gecelerine dalmak şeklinde geçti benim için :-)
Ve 2 ağustos 2001. Büyük güne büyük bir heyecanla uyandık. Festivalin bonus günü olması nedeniyle ortalık fena halde karışıktı. Bu kargaşa organizasyona da kısmen yansıdı ve sahne saatleri ufak bir değişikliğe uğradı. Bu arada son Rock Station konserinden beri oldukça özlediğimiz Götz Kühnemund ile kucaklaşmayı da ihmal etmedik. Derken saat 16.30'da sahne hazırlıklarımız hızla ilerliyordu.
Ekipmanlar fena halde iyi ve tatmin ediciydi. Nihayet saat 17.00'de Götz'ün insanı gaza getiren ve KE'yi yücelten özel sunumu ile Wacken Open Air 2001 başladı. Gilgamesh bittiğinde kopan gürültü bir anda bendeki heyecanı sona erdirdi.
Şarkılar birbirini kovalarken alandaki kalabalık da inanılmaz bir boyuta ulaşmış, "Revolution" diye haykırıyordu. Sahnedeki diğer grup arkadaşlarım da ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar, bana göre ve en önemlisi alanı dolduran binlerce seyirciye göre mükemmel çalıyorlardı. Her şey yolundaydı anlayacağınız. Konserin sonu geldiğinde seyirci KE'nin sahneden inmesine izin vermiyordu. Fakat buna imkan yoktu; çünkü bu tip organizasyonlarda saniyeler bile programlı olduğundan onlarla vedalaşıyorduk. Tabii ki yeniden görüşmek üzere... Ve tebrikler, tebrikler... Gerçekten inanılmaz bir gün olmuştu KE adına. W.A.S.P. ise iyi bir yemeğin sonuna eklenen bir tatlı gibiydi benim için.
Tüm bunları yaşadıktan sonra düşülen dönüş yolculuğu tahmin edileceği gibi oldukça buruk geçti.
Rock müziğin ülkemizdeki gelişimi açısından önemli bir olay bu tabii ki. Ancak KE'nin süregelen serüveni açısından daha da önemli... Açıkçası kendimizi ilk kez bu kadar müzisyen hissedebildik, maalesef ülkemizden binlerce kilometre uzaklıkta... Hicri, Götz, Zeki Özdil, Levent, Cüneyt, Gina, Steffi, en önemlisi değerli grup arkadaşlarıma binlerce kez teşekkür ederim.
iNANILMAZI BAŞARMADIK, ÇÜNKÜ DAHA FAZLASINA iNANIYORUZ! LONG LIVE HARD 'N' HEAVY! *
kaynak:http://www.knighterrant.net
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar