bugün
- kiraz cicegi kolonyasi33
- denize girmek7
- izlenilen ilk yabancı dizi8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle5
- kadın yazarların kavga etmesi11
- sözlük yazarlarının tatlıları15
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi4
- nepal e gidip neden ben diye bağırmak3
- sözlükte kavga olunca çok üzülmek5
- aydın da polise direnen garip kadın3
- gösterip vermeyen kız4
- aylık 349 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- sözlük yazarlarının şalgamları5
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı7
- tek şarkı ile müzik zevkini anlat9
- arkadaşlar naber ya3
- bıyık almaya üşenmek3
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- kavga eden iki kadına o an aşık olmak5
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey3
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler14
- gina carano2
- mesnevideki pornografik hikayeler3
- ilişki yapmanın imkansızlaşması4
- kuran da namazın olmaması21
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan9
- abridgeeeee5
- sözlük kızlarıyla aşk yaşamak5
- şems vs mevlana2
- velvet37
- travesti siniri5
- arkadaşlar lütfen artık seviyeli olalım5
- bir sözlük kızının usulca odasına girmek4
- corona bira içen erkek6
- muslettin amca5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- ctrlx10
- bir sözlük kızının tatlısını hunharca yemek4
- koca istiyom gel beni al5
- en son yapılan keyfi harcama4
- arkadaşlar kavga etmeyin6
- bir ümidim olsun her zaman arayım2
- bugün inşallah fas kazanır2
- domalan kız7
- gandalf yüzüğü neden frodoya emanet etti sorunsalı4
- katiller de ağlar filmindeki tuvalet2
- arkadaşlar lütfen kavga etmeyin3
- kız kıza banyo yapmak2
- boşandıktan sonra çocuğuyla ilgilenmeyen baba2
"adam" baskısının bendeki baskı yılı 1998 olarak görünüyor. ben bu kitaptan ilk 50 kuşağı öykücülerinin metinlerinde görmüştüm; kendilerini, geçmişlerini, kitaplarını anlattıkları metinlerden. sonradan "üç nokta"da, sanıyorum bir nihat behram söyleşisinde uzun uzun söz edildiğine rastlamıştım ama zaten yayımlandığı dönemin hemen ardından, camia içerisinde büyük bir coşkuyla karşılandığını birçok referanstan biliyorum. usuyitik'in de demiş olduğu üzere, behçet necatigil çevirisidir kendileri. çevirinin lezizliği ve necatigil'in türkçeye hakimiyetini tartışmaya açmayı bile zül buluyorum lakin etrafta bir iki kere kulağıma çalınan bir şeyi de belirtmeliyim: rivayet oldur ki, alman edebiyatı okutan hocalardan bazıları (kendileri ankara üniversitelerinde ikamet halinde olanlardandır) bu çeviriyi "aslına sadık değil" şeklinde yorumluyorlamış. kitabın türkçeye başkaca bir çevirisi oldu mu bilmiyorum ama bu söylentinin birden fazla kulağa çalınmış olması, almanca aslıyla birlikte bir bakmak gereğini doğuruyor gibi. ama tabii bunun için almanca bilmek yahut almanca bilen birinin bununla görevlendirmek gerekiyor. * ayrıca bu kitaptan, necatigil'in öğrencisi olduğundan ötürü her daim gurur duyan hilmi yavuz da çok sık bahsetmiştir. yanılmıyorsam, kitap zamanı'ndaki "benim kitaplarım" köşesinde de "âh evet rilke!" isimli bir yazı yazıp, bu kitaptan da söz etmiştir. edmond jaloux, bu kitap için "dostoyevski düzeyinde düşünceler." buyurmuş, bunu da kitabın arka kapağından öğreniyoruz. lakin bana biraz "sakat" geldi bu; birincisi, bu bir roman ve romanda "düşünce" birincil midir, emin değilim. ikincisi, rilke ve dostoyevski analojisi kurmak ne kadar verimli olur, bundan da emin değilim. çünkü en başta "şair" olan bir rilke'den söz ediyoruz, oysa dostoyevski'nin roman dışında "günlük"ü (ki kendisi de kurgudur neredeyse) ve mektupları var benim bildiğim kadarıyla. yani tâli disiplinle ana disiplin arasında analoji kurmak nasıl sıkıntılıysa, bunları yazan insanlar arasında da analoji kurmak sıkıntılıdır diye düşünüyorum. dahası, rilke'nin kitabının dostoyevski referansına ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. arkaya alıntılanan söz, iki büyük edebiyatçı arasındaki ilişkiyi tespit etmekten çok, bu iki büyük edebiyatçıdan birine ülfet vermek gibi duruyor ki, bu da pek şık bir davranış değil bana göre.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar