bugün
- metalcilere satanist muamelesi yapan piçler4
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması9
- muşlettin bey amca birader bey6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı71
- sabah erken kalkma erdemi4
- saraca tarzı entry girmek3
- güney kore34
- ümit kocasakal7
- çok hata yaptım en güzeli sendin2
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı6
- j. k. rowling3
- yağmur altında bisiklet sürüp müzik dinlemek4
- entrysinde emoji kullanan yazar gizli eşcinseldir2
- motorcuların trafikte terör yaratması5
- ilk buluşmada sevişenler6
- zirvede örf icabı emsal ve akranlarla oturmak4
- kimsenin sizi sevmemesi8
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek5
- mel bakan gibson'a sarılıp teselli etmek4
- erotik şarkılar5
- ok atmak2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- sayın ismet von pforzheim efendi3
- jamaika gülü2
- fenerlilerin ağlaması3
- kolye21
- sevgi vs aşk13
- sözlükteki galatasaraylılar5
- yazarların sözlükten kaçması2
- en son ne aldınız3
- jaws filmindeki sikko balik26
- chatgpt'nin bana yürümesi13
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları2
- nev dinlemek2
- kereviz2
- 27 ekim 2026 için hava durumları3
- atatürk ün hataları16
- alışveriş2
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek13
- nervio tarzı entry girmek18
- ismail kartal16
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- türkiye de sıcaklık düşüşü ve yağış2
- okan buruk9
- en son alınan iltifat7
- fenerbahçe8
- vajinaya dil atmak4
- futbol18
- meksika6
Ebû Hureyre’nin (r.a.) itirazlara Verdiği Cevap
Ebû Hureyre (r.a.), çok hadîs rivayet ettiği için kendisine yöneltilen tenkitlere genellikle şu cevabı vermiştir:
“Bazı kimseler: ‘Ebû Hureyre çok (hadîs rivayet) ediyor’ deyip duruyorlar. Hâlbuki Ensar kardeşlerimiz tarlalarında ziraatla, muhâcir kardeşlerimiz de pazarda ticaretle meşgul olurken, (bu kardeşiniz) karın tokluğuna Hz. Peygamber’e (s.a.s.) hizmet ediyor, onların görmediklerini görüyor, duymadıklarını duyuyordu.” (Buhârî, i’tisâm 22; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 159-60)
“Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın Kitabı’ndaki şu iki âyet olmasaydı, size hiçbir şey rivayet etmezdim.” (Buhârî, ilim 43; Hars 21; ibn Hanbel, 2/240) demiş ve şu âyetleri okumuştur:
“Gerçekten indirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu, Kitap’ta insanlara açıkça gösterdikten sonra gizleyenler var ya, onlara hem Allah lânet eder, hem de lânetçiler lânet eder. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar müstesnadır; zira ben onların tövbelerini kabul ederim. Tövbeleri en çok kabul edici ve günahları en çok bağışlayıcı benim.” (Bakara sûresi, 2/159-160)
Ashabın güzide simalarından Hz. Talha da Ebû Hureyre’ye (r.a.) hakkını teslim etmiştir. Kendisine neden onun kadar çok hadîs rivâyet etmediği sorulduğunda şöyle demiştir:
“Allah’a yemin olsun ki, onun, bizim Peygamber’den (s.a.s.) duymadıklarımızı duyduğundan asla şüphe etmem. Gerçek şu ki, bizler varlıklı kimselerdik; evimiz barkımız vardı. Peygamber’in (s.a.s.) yanına ancak sabah ya da akşamleyin gidebiliyorduk. Oysa Ebû Hureyre, hiçbir şeyi olmayan fakir bir insandı. Kendisi Hz. Peygamber’in (s.a.s.) misafiri olarak Suffa’da kalır ve yanından hiç ayrılmazdı.” (Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, 6/133; Tirmizî, Menâkıb 47)
Görülüyor ki, Ebû Hureyre (r.a.), arkadaşlarının çok hadîs rivayet ettiği şeklindeki tenkitlerine kendinden son derece emin cevaplar vermiş, onlar da bu cevaplara tekrar itirazda bulunmamışlar ve onun bu konudaki üstünlüğünü ve haklılığını itiraf etmişlerdir. Her şeyden önce sahabe arasında cereyan eden bu hâdiseler bize, Allah Resûlü (s.a.s)’ın ashab-ı kirama emanet ettiği bu mukaddes mirasın, kılı kırk yararcasına itinalı bir şekilde ve liyakatli eller vasıtasıyla âdeta nazenin bir çiçek gibi nasıl korunduğunu ve sonraki nesillere nasıl ulaştırıldığını göstermektedir. Bu kutsal mirasa en küçük bir leke dahi bulaşmasına onların gönülleri razı değildi. Onlar her türlü fedakârlığa katlanabilirler ve sevdikleri her şeyden vazgeçebilirlerdi, lâkin üstlendikleri bu yüce misyonu en layıkıyla yerine getirme konusunda asla taviz vermezlerdi. Esasen onlar arasında yaşandığına işaret edilen söz konusu itirazlar ve tahkik çabaları, onların mesuliyetlerinin idrakinde olduklarını göstermektedir.
https://sorularlaislamiye...inin-nedenleri-nelerdir-0
Ebû Hureyre (r.a.), çok hadîs rivayet ettiği için kendisine yöneltilen tenkitlere genellikle şu cevabı vermiştir:
“Bazı kimseler: ‘Ebû Hureyre çok (hadîs rivayet) ediyor’ deyip duruyorlar. Hâlbuki Ensar kardeşlerimiz tarlalarında ziraatla, muhâcir kardeşlerimiz de pazarda ticaretle meşgul olurken, (bu kardeşiniz) karın tokluğuna Hz. Peygamber’e (s.a.s.) hizmet ediyor, onların görmediklerini görüyor, duymadıklarını duyuyordu.” (Buhârî, i’tisâm 22; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 159-60)
“Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın Kitabı’ndaki şu iki âyet olmasaydı, size hiçbir şey rivayet etmezdim.” (Buhârî, ilim 43; Hars 21; ibn Hanbel, 2/240) demiş ve şu âyetleri okumuştur:
“Gerçekten indirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu, Kitap’ta insanlara açıkça gösterdikten sonra gizleyenler var ya, onlara hem Allah lânet eder, hem de lânetçiler lânet eder. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar müstesnadır; zira ben onların tövbelerini kabul ederim. Tövbeleri en çok kabul edici ve günahları en çok bağışlayıcı benim.” (Bakara sûresi, 2/159-160)
Ashabın güzide simalarından Hz. Talha da Ebû Hureyre’ye (r.a.) hakkını teslim etmiştir. Kendisine neden onun kadar çok hadîs rivâyet etmediği sorulduğunda şöyle demiştir:
“Allah’a yemin olsun ki, onun, bizim Peygamber’den (s.a.s.) duymadıklarımızı duyduğundan asla şüphe etmem. Gerçek şu ki, bizler varlıklı kimselerdik; evimiz barkımız vardı. Peygamber’in (s.a.s.) yanına ancak sabah ya da akşamleyin gidebiliyorduk. Oysa Ebû Hureyre, hiçbir şeyi olmayan fakir bir insandı. Kendisi Hz. Peygamber’in (s.a.s.) misafiri olarak Suffa’da kalır ve yanından hiç ayrılmazdı.” (Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, 6/133; Tirmizî, Menâkıb 47)
Görülüyor ki, Ebû Hureyre (r.a.), arkadaşlarının çok hadîs rivayet ettiği şeklindeki tenkitlerine kendinden son derece emin cevaplar vermiş, onlar da bu cevaplara tekrar itirazda bulunmamışlar ve onun bu konudaki üstünlüğünü ve haklılığını itiraf etmişlerdir. Her şeyden önce sahabe arasında cereyan eden bu hâdiseler bize, Allah Resûlü (s.a.s)’ın ashab-ı kirama emanet ettiği bu mukaddes mirasın, kılı kırk yararcasına itinalı bir şekilde ve liyakatli eller vasıtasıyla âdeta nazenin bir çiçek gibi nasıl korunduğunu ve sonraki nesillere nasıl ulaştırıldığını göstermektedir. Bu kutsal mirasa en küçük bir leke dahi bulaşmasına onların gönülleri razı değildi. Onlar her türlü fedakârlığa katlanabilirler ve sevdikleri her şeyden vazgeçebilirlerdi, lâkin üstlendikleri bu yüce misyonu en layıkıyla yerine getirme konusunda asla taviz vermezlerdi. Esasen onlar arasında yaşandığına işaret edilen söz konusu itirazlar ve tahkik çabaları, onların mesuliyetlerinin idrakinde olduklarını göstermektedir.
https://sorularlaislamiye...inin-nedenleri-nelerdir-0
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar