bugün

istanbul

Bir sabah gözlerimi Galata’da açmak isterdim.
Sokakları seyyar satıcıların bağrışmalarıyla, 4 tekerlekli çeşitçi arabalarının bilye sesleriyle, pazarcıların mallarını öven haykırışları ve bir çarşafın üzerinde satıcıların, sattıkları mallara göre perdesi değişen tiz ya da pes feryadlarıyla yankılanıyormuş.

Arap Camii’nden selaa verilirken, Erganunlu kiliseden kopup gelen nağmelere karışıyormuş.
iş hanlarında gayrimenkul ofislerinde Cenevizli, avrupalı, Yahudi, Ermeni, Rum, Müslüman ve gayrımüsliman, toplam yetmiş iki milletten iş adamlarının pazarlık mırıltıları duyuluyormuş.

Keko denilen fosforlu kabileler, hırzızlar ve torbacılar, ata yadigârı küfürleri imbikten geçirip onları son nezaket kırıntılarından arıtarak bini bir paradan savuruyor, birbirlerine gözdağı vermek için elleri belinde geziyorlarmış.

Rıhtım yedi iklim dört bucaktan gelen turistlerle doluymuş. iskelelere feribotlar yanaşır, karşı yakaya geçmek isteyen araba kuyruklarını yutmaya çalışırlarmış.

Bir gün Sadece gezmek için gideceğim, detaylı bir şekilde anlatacağım, dillere destan, gözlere şölen şehir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026