bugün
- kadınların ilgisiz yaşayamaması5
- aynaya bakıp kendine sen çok güzelsin diyen kadın9
- patrona kurulmak3
- iyi bir insan olmanın sadece kaybettirmesi2
- göbeksiz kadın kalmaması4
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak7
- balıkesir denince akla ilk gelenler10
- en son aldığınız iltifat8
- ısparta6
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı10
- petek dinçöz bam bam2
- teen slasher film klişeleri6
- topluma öfke duyup kendini seçilmiş kişi görmek2
- haluk levent'e 70 milyon tl ceza3
- risale-i nur3
- göbek eritme taktikleri5
- karabağlar2
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- seferihisar belediyesi ne rüşvet operasyonu2
- kayahan'ın en güzel şarkısı3
- çay koymak mı katmak mı8
- yaza fit girmek için somali'ye gitmek2
- haşemayla site havuzuna alınmayan kadının isyanı6
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı7
- amfetamin4
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- yazar k2
- tbmm de akp tarafından 76 sahte oy kullanılması4
- güvenilir erkek3
- yalnız yaşamak isteyenlere tavsiyeler3
- karımla evlendiğime bin pişmanım6
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız6
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- irmik helvası6
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- cehaletln cazibesi11
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- nuh tufanı olayı gerçek midir2
- fas4
- baklavanın hiçbir içeceğe uyum sağlamaması4
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi7
- netflix üyelik iptali2
- kemal kılıçdaroğlu15
- ariel şaron2
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- özgür irade yanılsaması ve eğitim sistemi3
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- sudekiray hariç sözlükte güzel kız olmaması3
sağın doğasında varolan şey zaten bu olduğundan hiç şaşırılmaması gereken durumdur. Olay Türkiye'ye değil dünyaya özgüdür. Bu sebeple yöreselleştirmek gereksizdir. Sağ görüş kendisine çıkış itibariyle araç olarak 2 önemli kavramı seçmiş ve bu kavramlara dayanarak varlığını büyütmüş ve geliştirmiştir. Bu kavramlar din ve devlet olgularıdır. Ve gün gibi aşikardır ki, dinin veya devletin toplumlara uzun vadeli mutluluk getirdiği tek bir evreye rastlamak imkansızdır. Bunun sebebi, subjektif ve göreceli değerleri çıkış noktası olarak almalarında yatar. işte bu yüzden bu kavramlardan doğan mutluluk her daim sınırlı bir kitleye ve sınırlı bir zamana aitttir. Asrı Saadetin sadece 60 yıl sürmesi veya Türkiye'nin kuruluşundan itibaren sadece 20 yıllık bir gelişme devresi geçirip sonra gerilemeye başlaması bu gerçeğin yansımalarıdır. Sağ görüş yapısı itibariyle her daim bireyci olduğundan bunda şaşırılacak bir nokta olmamakla beraber, din ve devlet gibi daima toplumsal refahı teorik hedef olarak belirlemiş iki kurumun da, sağ görüş yelpazesinde ele alınması, asıl şaşırılması gerekli mevzuudur. Bu çelişki tarihte varolan en büyük çelişkidir. Çünkü insan doğası itibarıyla bireyci, eğitimi oranında toplumcudur. Yani Kur'an diliyle: suphesiz ki biz seni en ustun hamurdan yarattik ve asagilarin en asagisina firlattik durumu hasıldır. Buradan çıkışla bunu basitleştirmek pahasına siyasete uyarlarsak, her insanın yapısı itibarıyla potansiyel bir solcu olabileceğini fakat varolanların ekserisinin sağcı olduğunu görürüz.
Sol ise yapısı itibariyle devlet ve dinin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını yapması gerekirken, bu kavramlara düşman kesilerek tarihi ve dönülemez hatasını yapmıştır. Bu makrosal olarak böyle olduğu gibi, mikrosal babda da -örneğin Türkiye'de- asla gelişememiş ve gelişemeyecek olan solun temel kavramsal hatası olmuştur. Lakin burada suçu solculuğa atmak da olaya sadece at gözlüğüyle bakmanın sonucudur. Dinin ve devletin üzerinden her daim prim yaparak, toplumsal kitleleri sömürüyle zenginleşen azınlık kitleleridir burada suçlular. işte bu azınlık sayesinde din ve devlet olguları da sağ görüşe mal edilmiş ve yüzyıllar sonra ortaya bir muhalefet olarak çıkan sol görüş de çözümü ilk olarak yollarını devlet ve din ile ayırmakta bulmuştur. Örneğin Türkiye'de CHP'nin türban yasağının en büyük savunuculuğunu yapması son 10 yılda içine düştüğü en büyük hatadır. işte bu sayede sol geleneksel tutumunu sürdürmekte ve doğal olarak da devamlı bir biçimde kaybedeni oynamaya devam etmektedir. Gene aynı örnekten gidersek, türbanı serbest bırakan parti CHP olsaydı, hem Türkiye'nin yolunu açacak hem sağ partilerin böylesi konuları devamlı gündemde tutarak ekonomik ve diğer tüm toplumsal olaylarda çoğunluk olan kitleleri sömürmesini engelleyecek hem de TÜrkiye'de 'şeriat korkusunu' bir daha gelmemek üzere rafa kaldıracaktı. Lakin gene beklediğim tutumu sergiledi ve kaybedeni oynamaya devam etti.
Bunun sebebi ne CHP'nin ne de başka bir sol görüşlü partinin ülkemizde aslında solu özümseyememiş olmasında yatmaktadır. CHP'de en az AKP veya DP veya AP kadar sağcı bir partidir. Hatta kısmi olarak onlardan dahi saha sağ yelpazede olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Solun refahı ancak ve sadece doğru enstrümanları doğru biçimde kullanmaktan geçmektedir. Doğru enstrümanlarsa din ve devlet olgularıdır. Bu olguları arkasına almadan tarih üzerinde toplumlara hakim olan tek bir iktidar görülmemiştir görülemez de. SSCB'de, Çin'de, iran'da ve tüm yönetimler de buna dahildir. SSCB dini silmeye çalışmış fakat bunu yapabilmek için devleti güçlendirmeyi seçmiştir. Çin veya kÜBA'da hakeza bu yolu seçmişlerdir. Çünkü tüm büyük beyinler gibi, Lenin veya Atatürk'de bu durumun farkında olmuşlardır daima. Din ve devlet olgularından en az birine yaslanmadan başarıya ulaşman imkansızdır. işbu sebeple, SSCB'de asla sosyalizm oluşmamış varolan sadece devlet kapitalizminden ibaret kalmıştır. Bu yüzden de 100 yılı bile bulamadan dağılmıştır.
Dünyanın toplumsal bir refaha erişmesi için gerekli olan tek şey, bu kavramları sağın elinden almaktan ve düzgün biçimde kullanmaktan geçer.Bunun neticesinde diyalektik olarak sağ -zaten kavramsal özü itibarıyla kendisine ait olmayan bu 2 kaleyi- kaptırırsa çok geçmeden silinir gider. Sağın gitmesiyle beraber polarizasyon gereği solun da anlamı kalmaz ve o da yiter. Geriyeyse sadece sağ ve soldan arınmış refahlı bir düzen kalır. Burada kilit nokta bu iki kalenin insani değerler temel alınarak kullanılmasında yatar ki, işte bu ise teorik olarak mümkün olsa da pratik anlamda imkansızdır. Çünkü insan denildiği gibi suphesiz en ustun hamurdan yaratılmış fakat asagilarin en asagisina firlatılmıştır. insanın aşağıların en aşağısına fırlatılmasın sebebiyse toplumsallıktır. Toplum oluştuğu andan itibaren çıkar kavgası da oluşmuş ve daimi olarak artarak güçlenmiştir. Toplumsal anlamda kurtuluş işbu sebeple imkansızdır. Toplum Hobbes'un dediği gibi kendisinin kurdudur çünkü. Varlığının ana teması tezahürü ve dahi sonucu kargaşa ve sömürüdür. Bu nedenle de kurtuluş ancak bireyle -daha doğrusu bireysel meyanda- gelecektir. ANCAK BiREYSEL BiR KURTULUŞTAN SÖZ ETMEK MÜMKÜNDÜR. Her türden din de zaten bu sebeple daima bireysel bir kurtuluştan bahseder. Herkes kendinden mesul olacaktır kuralının altında yatan gerçek de budur işte.
işte tüm bu sebeplerden ötürü, asla ve kat'a pratik anlamda toplumsal bir kurtuluş ve refah kıyamete kadar mümkün olmayacaktır. Daima iyilik ve kötülük yani salt birey ve toplumsal birey birbirleriyle dövüşecek ve bu enstrümanları çıkarlarına en uygun olarak kullanabilen kitleler kazanıp diğerleri kaybedeceklerdir. Bunun sol ile ya da sağ ile de ilgisi yoktur. Aslolan sadece kur'an da yer alan bu evrensel ve en önemli gerçektir.
Sol ise yapısı itibariyle devlet ve dinin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını yapması gerekirken, bu kavramlara düşman kesilerek tarihi ve dönülemez hatasını yapmıştır. Bu makrosal olarak böyle olduğu gibi, mikrosal babda da -örneğin Türkiye'de- asla gelişememiş ve gelişemeyecek olan solun temel kavramsal hatası olmuştur. Lakin burada suçu solculuğa atmak da olaya sadece at gözlüğüyle bakmanın sonucudur. Dinin ve devletin üzerinden her daim prim yaparak, toplumsal kitleleri sömürüyle zenginleşen azınlık kitleleridir burada suçlular. işte bu azınlık sayesinde din ve devlet olguları da sağ görüşe mal edilmiş ve yüzyıllar sonra ortaya bir muhalefet olarak çıkan sol görüş de çözümü ilk olarak yollarını devlet ve din ile ayırmakta bulmuştur. Örneğin Türkiye'de CHP'nin türban yasağının en büyük savunuculuğunu yapması son 10 yılda içine düştüğü en büyük hatadır. işte bu sayede sol geleneksel tutumunu sürdürmekte ve doğal olarak da devamlı bir biçimde kaybedeni oynamaya devam etmektedir. Gene aynı örnekten gidersek, türbanı serbest bırakan parti CHP olsaydı, hem Türkiye'nin yolunu açacak hem sağ partilerin böylesi konuları devamlı gündemde tutarak ekonomik ve diğer tüm toplumsal olaylarda çoğunluk olan kitleleri sömürmesini engelleyecek hem de TÜrkiye'de 'şeriat korkusunu' bir daha gelmemek üzere rafa kaldıracaktı. Lakin gene beklediğim tutumu sergiledi ve kaybedeni oynamaya devam etti.
Bunun sebebi ne CHP'nin ne de başka bir sol görüşlü partinin ülkemizde aslında solu özümseyememiş olmasında yatmaktadır. CHP'de en az AKP veya DP veya AP kadar sağcı bir partidir. Hatta kısmi olarak onlardan dahi saha sağ yelpazede olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Solun refahı ancak ve sadece doğru enstrümanları doğru biçimde kullanmaktan geçmektedir. Doğru enstrümanlarsa din ve devlet olgularıdır. Bu olguları arkasına almadan tarih üzerinde toplumlara hakim olan tek bir iktidar görülmemiştir görülemez de. SSCB'de, Çin'de, iran'da ve tüm yönetimler de buna dahildir. SSCB dini silmeye çalışmış fakat bunu yapabilmek için devleti güçlendirmeyi seçmiştir. Çin veya kÜBA'da hakeza bu yolu seçmişlerdir. Çünkü tüm büyük beyinler gibi, Lenin veya Atatürk'de bu durumun farkında olmuşlardır daima. Din ve devlet olgularından en az birine yaslanmadan başarıya ulaşman imkansızdır. işbu sebeple, SSCB'de asla sosyalizm oluşmamış varolan sadece devlet kapitalizminden ibaret kalmıştır. Bu yüzden de 100 yılı bile bulamadan dağılmıştır.
Dünyanın toplumsal bir refaha erişmesi için gerekli olan tek şey, bu kavramları sağın elinden almaktan ve düzgün biçimde kullanmaktan geçer.Bunun neticesinde diyalektik olarak sağ -zaten kavramsal özü itibarıyla kendisine ait olmayan bu 2 kaleyi- kaptırırsa çok geçmeden silinir gider. Sağın gitmesiyle beraber polarizasyon gereği solun da anlamı kalmaz ve o da yiter. Geriyeyse sadece sağ ve soldan arınmış refahlı bir düzen kalır. Burada kilit nokta bu iki kalenin insani değerler temel alınarak kullanılmasında yatar ki, işte bu ise teorik olarak mümkün olsa da pratik anlamda imkansızdır. Çünkü insan denildiği gibi suphesiz en ustun hamurdan yaratılmış fakat asagilarin en asagisina firlatılmıştır. insanın aşağıların en aşağısına fırlatılmasın sebebiyse toplumsallıktır. Toplum oluştuğu andan itibaren çıkar kavgası da oluşmuş ve daimi olarak artarak güçlenmiştir. Toplumsal anlamda kurtuluş işbu sebeple imkansızdır. Toplum Hobbes'un dediği gibi kendisinin kurdudur çünkü. Varlığının ana teması tezahürü ve dahi sonucu kargaşa ve sömürüdür. Bu nedenle de kurtuluş ancak bireyle -daha doğrusu bireysel meyanda- gelecektir. ANCAK BiREYSEL BiR KURTULUŞTAN SÖZ ETMEK MÜMKÜNDÜR. Her türden din de zaten bu sebeple daima bireysel bir kurtuluştan bahseder. Herkes kendinden mesul olacaktır kuralının altında yatan gerçek de budur işte.
işte tüm bu sebeplerden ötürü, asla ve kat'a pratik anlamda toplumsal bir kurtuluş ve refah kıyamete kadar mümkün olmayacaktır. Daima iyilik ve kötülük yani salt birey ve toplumsal birey birbirleriyle dövüşecek ve bu enstrümanları çıkarlarına en uygun olarak kullanabilen kitleler kazanıp diğerleri kaybedeceklerdir. Bunun sol ile ya da sağ ile de ilgisi yoktur. Aslolan sadece kur'an da yer alan bu evrensel ve en önemli gerçektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar