bugün
- kiraz cicegi kolonyasi34
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- yazarların en sevdiği sözler9
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- 30 gün psikiyatri servisinde yatmak3
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- yazarların en sevdiği meyve7
- sözlükteki tatlı su solcuları2
- yapay zeka ile yazılımcı olmak2
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- kuran da namazın olmaması21
- midye8
- bir anne sözü bırak2
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- mantra grubu6
- kadın yazarların kavga etmesi11
- velvet38
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- 10 temmuz 20265
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- 1000 liralık boxer giymek5
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- kürdistan5
- fas11
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- fransa8
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- 2026 dünya kupası24
- saraca finch house25
- ayakseverlik5
- futbol21
- düşün ki o bunu okuyor6
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler15
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar9
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan9
- corona sonrası dünya düzeni4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- ctrlx10
- uzun ilişki sürdürmenin sırları4
- tabağında yemek bırakan erkek5
- söylemek istenilenler4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- johnny sinsin araba vurdurması4
Seçimlerde Adaylığını koymayacağını açıklamıştır. Temiz ve dürüst siyaseti ilke edinmiş böyle bir insanın adaylığını koymaması, bir kayıp Meclis için. Yaptığı açıklama ise ayakta alkışlanası: “Değerli Basın Mensupları, Sevgili Halkımız;
4 Eylül 2013’ten itibaren Meclis Başkanı olarak sürdürdüğüm bu onurlu görev, önümüzdeki Genel Seçimlerle birlikte son buluyor. Öncelikle yakında gerçekleşecek olan genel seçimlerin tüm halkımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Bugüne kadar verdiğim tüm mesajlarda çalışkan, üretken, birikimi olan, temiz, dürüst, halkını ve ülkesini seven insanlarımızın siyasette yer almasının önemine vurgu yaptım. Bugün de aynı düşüncedeyim. Ülkesi için heyecan duyan, ekip ruhu ile çalışmayı önemseyen ve güzel işler başarmak için elini bu taşın altına sokma kararı alan tüm adaylarımıza başarılar diliyorum.
Siyasete girdiğimde, “kadın ve siyaset” konusunda sorumluluğumun büyük olduğunun bilincinde oldum. Omuzlarımda hep bu ağırlığı hissettim. Ülkenin ilk kadın başbakanı sıfatını taşırken ve Meclis Başkanlığı görevimi sürdürüken kadının düşlerinde ve hedefinde devletin yönetim mekanizmaları olmasına katkı yapmayı görev bildim. Küçük bir kız çocuğunun özgüvenle“ Ben büyüyünce başbakan olacağım” demesini, gelecekte ülkemizde siyasette kadının rolü açısından umut olarak gördüm.
Deneyimlerimden yola çıkarak, özeleştiri ile sözlerime başlayacak olursam, en önemli acı gerçeğimizin devlette henüz kurumsal yapıyı gerçekleştirememek olduğunu söyleyebilirim. Kurumsal yapıyı gerçekleştirmiş ülkelerde gelen giden siyasetçiye göre, keyfi bir şekilde kurumların idari yapısıyla oynanmaz, kurum siyasetçiye göre şekillenmez aksine kurumsal yapı siyasetçiye yön verir. Birçok temel sorunumuzun altında yatan da budur. Kurumsal hafızanın değerinin ve öneminin hiçe sayıldığı bir sistem yarattık maalesef. Bir kurumun hafızası, iyi saklanmış arşivi ve liyakata dayalı sistemidir.Hafızası olmayan bir kurumdan verim almayı bekleyemezsiniz.
Tüm başarısızlıklarımız için bir suçlu arıyoruz. insanoğlunun savunma içgüdülerinden biridir bu. Tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Yasaları geciktiren , uygulamaya koymayan, yasa dışılığı önleyemeyen, denetim mekanizmalarını harekete geçiremeyen, kirli çevrede yaşamayı kanıksatan, sağlık ve eğitim sorunlarını çözemeyen düşmanlarımız veya gizli eller değildir; bizim ellerimizdir. inançla heyecanla ellerimizi taşın altına koymak yetmiyor, taşın altındaki bu eller eğer aynı amaçla birleşmezse taş yerinde duruyor ve taşın ağırlığı sadce o elleri değil , toplumu da eziyor. Kısacası sorunlar olduğu yerde kalıyor ve çözemediğimiz sorunlar siyasete güvensizlik, özgüven kaybına ve halkta mutsuzluğa yol açıyor.
inanıyorum ki halk olarak siyasetçiden beklentimizin kişisel menfaat olmadığı, toplumsal sorunlarımıza çözüm üretmesi olduğu mesajı net olarak verilirse, bu halkın siyasetçi profili de ona göre şekillenecek. “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” sözü çok eski ama değerini yitirmemiş bir sözdür. O nedenle seçimlerde halkımız iradesini doğru kullanırsa siyaset de doğru yolu bulacağına olan inanca katılıyorum. Temiz ve üretken siyaseti arzulayan bir halk, isterse bunu başarır. irade halktadır. Artık sistemin bir parçası olma zamanı değil, sistemin başarıya ulaşması önündeki engelleri tartışma ve toplumsal konsensusla çözüm bulma zamanıdır.
Başbakanlık yaptığım dönemde hükümetimizin şeffaflık, hesap verilebilirlik, hak ve adalet ilkesiyle aldığı kararlar, yaşama, çevreye olumlu dokunuşlar, usülsüzlükleri sorgulamalar, Meclis Başkanlığı dönemimde ekip ruhuyla çalışarak,engellerden yılmayarak gerçekleştirdiğimiz projeler “istenirse yapılabilir” düşüncesine güzel bir örnek ve iş yapma heyecanıyla seçime gireceklere de moral olur diye düşünüyorum. Unutulmamaldır ki toplumun yaşamına güzel dokunuşların olumlu tepkisi bir siyasetçinin en büyük kazanımıdır ve böyle olmalıdır.
2018 Ocak ayında gerçekleşecek Genel Seçimlere adaylığımı koymuyorum, ama Parlamento’daki görevimin sona ermesiyle parlamento dışında da halkımızın yaşamına olumlu katkı yapacak tüm çalışmalara destek olmaya ve toplum yararına olan projelerde edindiğim bilgi ve tecrübeler ışığında katkı koymaya devam edeceğim. inanıyorum ki parlamento dışında da topluma hizmet yönünden bizlere düşen görevler büyüktür. O nedenle daha iyiyi daha güzeli hedefleyerek ve herzamnki gibi tüm halkımızı kucaklayarak var gücümle çalışmaya devam edeceğim.
Son olarak gerek Başbakanlık gerekse Meclis Başkanlığı görevlerimi sürdürüken büyük destek olan, güven duyan, yapıcı eleştirilerle çalışma motivasyonumu artıran tüm halkımıza, Cumhuriyet Meclis’indeki tüm çalışma arkadaşlarıma, değerli Meclis personeline; Projelerimize destek olan tüm kurumlarımıza, TC büyükelçiliğine, projeler için birlikte çalıştığımız bürokratlara, sivil toplum örgütlerine ve katkı koyan herkese, değerli basınımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca; iki kez katıldığım Milletvekili Genel Seçimlerinde beni aday gösteren Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne ve siyasetteki görevim süresince sevgisiyle, güveniyle destek veren, ülkesini ve halkını seven parti tabanının güzel insanlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.”
Diyecek kelime bulamadım bu dürüst ve eleştirel açıklama karşısında. Bu kalitedeki bir siyasetçi her zaman gelmez.
4 Eylül 2013’ten itibaren Meclis Başkanı olarak sürdürdüğüm bu onurlu görev, önümüzdeki Genel Seçimlerle birlikte son buluyor. Öncelikle yakında gerçekleşecek olan genel seçimlerin tüm halkımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Bugüne kadar verdiğim tüm mesajlarda çalışkan, üretken, birikimi olan, temiz, dürüst, halkını ve ülkesini seven insanlarımızın siyasette yer almasının önemine vurgu yaptım. Bugün de aynı düşüncedeyim. Ülkesi için heyecan duyan, ekip ruhu ile çalışmayı önemseyen ve güzel işler başarmak için elini bu taşın altına sokma kararı alan tüm adaylarımıza başarılar diliyorum.
Siyasete girdiğimde, “kadın ve siyaset” konusunda sorumluluğumun büyük olduğunun bilincinde oldum. Omuzlarımda hep bu ağırlığı hissettim. Ülkenin ilk kadın başbakanı sıfatını taşırken ve Meclis Başkanlığı görevimi sürdürüken kadının düşlerinde ve hedefinde devletin yönetim mekanizmaları olmasına katkı yapmayı görev bildim. Küçük bir kız çocuğunun özgüvenle“ Ben büyüyünce başbakan olacağım” demesini, gelecekte ülkemizde siyasette kadının rolü açısından umut olarak gördüm.
Deneyimlerimden yola çıkarak, özeleştiri ile sözlerime başlayacak olursam, en önemli acı gerçeğimizin devlette henüz kurumsal yapıyı gerçekleştirememek olduğunu söyleyebilirim. Kurumsal yapıyı gerçekleştirmiş ülkelerde gelen giden siyasetçiye göre, keyfi bir şekilde kurumların idari yapısıyla oynanmaz, kurum siyasetçiye göre şekillenmez aksine kurumsal yapı siyasetçiye yön verir. Birçok temel sorunumuzun altında yatan da budur. Kurumsal hafızanın değerinin ve öneminin hiçe sayıldığı bir sistem yarattık maalesef. Bir kurumun hafızası, iyi saklanmış arşivi ve liyakata dayalı sistemidir.Hafızası olmayan bir kurumdan verim almayı bekleyemezsiniz.
Tüm başarısızlıklarımız için bir suçlu arıyoruz. insanoğlunun savunma içgüdülerinden biridir bu. Tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Yasaları geciktiren , uygulamaya koymayan, yasa dışılığı önleyemeyen, denetim mekanizmalarını harekete geçiremeyen, kirli çevrede yaşamayı kanıksatan, sağlık ve eğitim sorunlarını çözemeyen düşmanlarımız veya gizli eller değildir; bizim ellerimizdir. inançla heyecanla ellerimizi taşın altına koymak yetmiyor, taşın altındaki bu eller eğer aynı amaçla birleşmezse taş yerinde duruyor ve taşın ağırlığı sadce o elleri değil , toplumu da eziyor. Kısacası sorunlar olduğu yerde kalıyor ve çözemediğimiz sorunlar siyasete güvensizlik, özgüven kaybına ve halkta mutsuzluğa yol açıyor.
inanıyorum ki halk olarak siyasetçiden beklentimizin kişisel menfaat olmadığı, toplumsal sorunlarımıza çözüm üretmesi olduğu mesajı net olarak verilirse, bu halkın siyasetçi profili de ona göre şekillenecek. “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” sözü çok eski ama değerini yitirmemiş bir sözdür. O nedenle seçimlerde halkımız iradesini doğru kullanırsa siyaset de doğru yolu bulacağına olan inanca katılıyorum. Temiz ve üretken siyaseti arzulayan bir halk, isterse bunu başarır. irade halktadır. Artık sistemin bir parçası olma zamanı değil, sistemin başarıya ulaşması önündeki engelleri tartışma ve toplumsal konsensusla çözüm bulma zamanıdır.
Başbakanlık yaptığım dönemde hükümetimizin şeffaflık, hesap verilebilirlik, hak ve adalet ilkesiyle aldığı kararlar, yaşama, çevreye olumlu dokunuşlar, usülsüzlükleri sorgulamalar, Meclis Başkanlığı dönemimde ekip ruhuyla çalışarak,engellerden yılmayarak gerçekleştirdiğimiz projeler “istenirse yapılabilir” düşüncesine güzel bir örnek ve iş yapma heyecanıyla seçime gireceklere de moral olur diye düşünüyorum. Unutulmamaldır ki toplumun yaşamına güzel dokunuşların olumlu tepkisi bir siyasetçinin en büyük kazanımıdır ve böyle olmalıdır.
2018 Ocak ayında gerçekleşecek Genel Seçimlere adaylığımı koymuyorum, ama Parlamento’daki görevimin sona ermesiyle parlamento dışında da halkımızın yaşamına olumlu katkı yapacak tüm çalışmalara destek olmaya ve toplum yararına olan projelerde edindiğim bilgi ve tecrübeler ışığında katkı koymaya devam edeceğim. inanıyorum ki parlamento dışında da topluma hizmet yönünden bizlere düşen görevler büyüktür. O nedenle daha iyiyi daha güzeli hedefleyerek ve herzamnki gibi tüm halkımızı kucaklayarak var gücümle çalışmaya devam edeceğim.
Son olarak gerek Başbakanlık gerekse Meclis Başkanlığı görevlerimi sürdürüken büyük destek olan, güven duyan, yapıcı eleştirilerle çalışma motivasyonumu artıran tüm halkımıza, Cumhuriyet Meclis’indeki tüm çalışma arkadaşlarıma, değerli Meclis personeline; Projelerimize destek olan tüm kurumlarımıza, TC büyükelçiliğine, projeler için birlikte çalıştığımız bürokratlara, sivil toplum örgütlerine ve katkı koyan herkese, değerli basınımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca; iki kez katıldığım Milletvekili Genel Seçimlerinde beni aday gösteren Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne ve siyasetteki görevim süresince sevgisiyle, güveniyle destek veren, ülkesini ve halkını seven parti tabanının güzel insanlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.”
Diyecek kelime bulamadım bu dürüst ve eleştirel açıklama karşısında. Bu kalitedeki bir siyasetçi her zaman gelmez.
Gündemdeki Haberler