bugün
- beni özleyenler elime mum diksin12
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık5
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması6
- iq testi4
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- 2026 ağustos ayı nasıl geçecek2
- bey biraderler beydirler2
- arkadaşlar yeni ağırlıklarım nasıl3
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek5
- arkadaşlar naber ya4
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri2
- her gördüğünü jandarmaya ihbar eden köylü3
- inşaat gürültüsü4
- slip mayo giyen erkek4
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu2
- ali vefa7
- beynin dopamin salgılamaması3
- yuzır ismet gurbuzi hazretleri2
- en köylü özelliğiniz4
- la diyen kadın3
- ioçk'nın müziği4
- erkeklerden hoşlanan erkek3
- yunanistan29
- türk ateisti7
- nervio ile travertenlere gitmek4
- benkimki11
- domdomusa3
- metrobüs2
- yanık akrep dumanı çekmek5
- sözlük çok bozdu3
- sobayla konuşan delinin peşinden gitmek2
- çomar müzikleri3
- gürsel tekin'in kılıçdaroğlu'na rest çekmesi2
- zorunlu eğitim7
- sidretü l münteha4
- mayışı çekmek3
- tiroidli hanım3
- küresel gelince trollerde olan gerginlik hissi2
- en son aldığınız iltifat14
- şimdi mokv olacaktı4
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- organize suç örgütü2
- kanal 72
- dünüşü4
- sözlükten birinden hoşlanmak5
- sevişirken video çekmek10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- hastalığın kader parametrelerinin dışında olması3
- irmik helvası vs un helvası18
Cahil insanlar, "okumak" fiilini yalnızca "okul bitirmek" şeklinde algılarlar. Ders dışında her türlü kitap da kafa karıştırır, fakat en başta göz sağlığına zararlıdır. Dolayısıyla, çocuğun ders dışı okuması hep engellenmek istenir. Ya roman okur da derslerinden kalırsa?
Okul bitirmekten anladıkları da, ya doktor, ya avukat, ya da mühendis "çıkmaktır". Hepi topu bu üç mesleği icra edenleri "okumuş" sayarlar. Konservatuvar mezunu "çalgıcıdır" alt tarafı, arkeolog da hababam taşı toprağı kazar ama müteahhit bile olamamıştır!
geçmişte "çocuğa derslerinde lazım olur" diye gazetelerden kupon kesip evine her türlü abur cubur çarçuru dolduranlar, "ulan bize de lazım olabilir" diye bir kerecik açıp bakmazlardı onlara... Kendilerinden geçmiştir, onlar okuyamamışlardır ama "çocuk okuyacaktır hayırlısıyla" amcası, değil mi?...
O çocuklar da genellikle "çok zeki ama çok tembel" çıkarlar amcası... merhum Çetin Altan'ın vakti zamanında bir kitabında yazdığı gibi, "bizim oğlan çok aptal ama çok çalışkan" diyen ana baba bugüne kadar görülmemiştir.
Haaa, bir de "atom mühendisliği" vardır tabii, mühendisliğin en ileri ucu kabul edilir.
Tıpkı, yarı aydın yarı cahil bunalımlı kızların popolarından uydurdukları "pozitif eneeerji-negatif eneeeerji" türlerini fizik biliminin henüz kaydetmemiş olduğu gibi, atom mühendisliği diye bir meslek dalı da henüz icat edilmemiştir. Ama cahil kulaklara hoş gelir.
Canım, çocuk atom mühendisi çıkınca "Amerikalara falan" gidecek, hepsinden önemlisi, maaşı dolar üzerinden alacaktır!
Ki sonra teyzeme "bilet göndersin" de o da pastırmasını sucuğunu alıp oğlunun yanına gidebilsin... Hem de bir baksın bakalım, oğlanın oralardan bir "gavur kızı" alıp getirme tehlikesi var mı? Varsa engel olalım, bir an önce komşu Hayriye Hanım'ın kızı Şengül'le başını bağlayalım! .
Okumaktan amaç, bilgiye ulaşmak değil, bilgiyi kendisi üretmek hiç değil, para kazanmaktır. Daha doğrusu, sınıf değiştirme yolunun açılmasıdır.
Cahil insanlar kendileri sınıf değiştirme trenini kaçırmışlardır, çocukları okuyacaklar ve değiştireceklerdir.
Değiştiremeyince de mutsuz olurlar. "Biz okuduk da ne oldu?" cümlesi ülkemizde kurulan en yaygın cümlelerden biridir.
şu eski adıyla "öss", şimdiki adıyla "lys" her sene yapılıyor mesela...
Matbuat esnafı elbette üzerine balıklama atlar ve "ne olacak bu eğitimin hali" edebiyatına girişir vakit geldiğinde... Bana bu tür ösese, öyese, öseyese, mekeyeke, imefe, abeceçe konularından gına geldiği için, pek takmam, takipte etmem.
Çünkü her yılın leyesesi-meyesesi, yalnızca sınava o yıl girenleri ve onların analarını babalarını ilgilendirir, üst yanı ırgalanmaz.
Dolayısıyla, gazetelerin ertesi gün çarşaf çarşaf yayınladıkları soru-yanıt sayfaları da küfür edilerek çevirilir geçilir.
Çocuklar, istedikleri okula giremiyorlar ve mutsuz oluyorlar. televizyonlarda ve gazetelerde bazı über-dangalak tipler, hele sosyal-demokrat geçiniyorsa, bir de sittirici çadır dikme meralısıysa, "bu ne biçim hükümet" diye "giydirme" fırsatı çıkar.
Sanki "bu çarpık sınav sistemine karşıyım" diye atıp tutanların somut olarak daha iyi bir sınav sistemi önerdikleri görülmüş gibi...
Çocukların bir meslek edinmeleri de ana babaların hiç umurlarında değil. "Ben sualtı kaynakçılığı öğrenmek istiyorum" ya da "ben fermantasyon teknikeri olacağım" diyen çocuk bir güzel sopa yer, biz senin için saçımızı fermantasyon teknikeri olasın diye mi süpürge ettik?
Oysa dün bir yerde gözüme ilişti, bir "at eğitmeni" ayda yedi bin lira kazanıyormuş...
Su altına boru döşeyen de ayda beş bin dolar alıyormuş.
içinizde ebeveyn olan bacılar-amcalar, ne dersiniz, sizin oğlan okusun mu okumasın mı?
Okul bitirmekten anladıkları da, ya doktor, ya avukat, ya da mühendis "çıkmaktır". Hepi topu bu üç mesleği icra edenleri "okumuş" sayarlar. Konservatuvar mezunu "çalgıcıdır" alt tarafı, arkeolog da hababam taşı toprağı kazar ama müteahhit bile olamamıştır!
geçmişte "çocuğa derslerinde lazım olur" diye gazetelerden kupon kesip evine her türlü abur cubur çarçuru dolduranlar, "ulan bize de lazım olabilir" diye bir kerecik açıp bakmazlardı onlara... Kendilerinden geçmiştir, onlar okuyamamışlardır ama "çocuk okuyacaktır hayırlısıyla" amcası, değil mi?...
O çocuklar da genellikle "çok zeki ama çok tembel" çıkarlar amcası... merhum Çetin Altan'ın vakti zamanında bir kitabında yazdığı gibi, "bizim oğlan çok aptal ama çok çalışkan" diyen ana baba bugüne kadar görülmemiştir.
Haaa, bir de "atom mühendisliği" vardır tabii, mühendisliğin en ileri ucu kabul edilir.
Tıpkı, yarı aydın yarı cahil bunalımlı kızların popolarından uydurdukları "pozitif eneeerji-negatif eneeeerji" türlerini fizik biliminin henüz kaydetmemiş olduğu gibi, atom mühendisliği diye bir meslek dalı da henüz icat edilmemiştir. Ama cahil kulaklara hoş gelir.
Canım, çocuk atom mühendisi çıkınca "Amerikalara falan" gidecek, hepsinden önemlisi, maaşı dolar üzerinden alacaktır!
Ki sonra teyzeme "bilet göndersin" de o da pastırmasını sucuğunu alıp oğlunun yanına gidebilsin... Hem de bir baksın bakalım, oğlanın oralardan bir "gavur kızı" alıp getirme tehlikesi var mı? Varsa engel olalım, bir an önce komşu Hayriye Hanım'ın kızı Şengül'le başını bağlayalım! .
Okumaktan amaç, bilgiye ulaşmak değil, bilgiyi kendisi üretmek hiç değil, para kazanmaktır. Daha doğrusu, sınıf değiştirme yolunun açılmasıdır.
Cahil insanlar kendileri sınıf değiştirme trenini kaçırmışlardır, çocukları okuyacaklar ve değiştireceklerdir.
Değiştiremeyince de mutsuz olurlar. "Biz okuduk da ne oldu?" cümlesi ülkemizde kurulan en yaygın cümlelerden biridir.
şu eski adıyla "öss", şimdiki adıyla "lys" her sene yapılıyor mesela...
Matbuat esnafı elbette üzerine balıklama atlar ve "ne olacak bu eğitimin hali" edebiyatına girişir vakit geldiğinde... Bana bu tür ösese, öyese, öseyese, mekeyeke, imefe, abeceçe konularından gına geldiği için, pek takmam, takipte etmem.
Çünkü her yılın leyesesi-meyesesi, yalnızca sınava o yıl girenleri ve onların analarını babalarını ilgilendirir, üst yanı ırgalanmaz.
Dolayısıyla, gazetelerin ertesi gün çarşaf çarşaf yayınladıkları soru-yanıt sayfaları da küfür edilerek çevirilir geçilir.
Çocuklar, istedikleri okula giremiyorlar ve mutsuz oluyorlar. televizyonlarda ve gazetelerde bazı über-dangalak tipler, hele sosyal-demokrat geçiniyorsa, bir de sittirici çadır dikme meralısıysa, "bu ne biçim hükümet" diye "giydirme" fırsatı çıkar.
Sanki "bu çarpık sınav sistemine karşıyım" diye atıp tutanların somut olarak daha iyi bir sınav sistemi önerdikleri görülmüş gibi...
Çocukların bir meslek edinmeleri de ana babaların hiç umurlarında değil. "Ben sualtı kaynakçılığı öğrenmek istiyorum" ya da "ben fermantasyon teknikeri olacağım" diyen çocuk bir güzel sopa yer, biz senin için saçımızı fermantasyon teknikeri olasın diye mi süpürge ettik?
Oysa dün bir yerde gözüme ilişti, bir "at eğitmeni" ayda yedi bin lira kazanıyormuş...
Su altına boru döşeyen de ayda beş bin dolar alıyormuş.
içinizde ebeveyn olan bacılar-amcalar, ne dersiniz, sizin oğlan okusun mu okumasın mı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar