bugün
- claudian clouds15
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- üsteki yazara güzel bir şey söyle7
- alttaki yazara motto ver16
- aslan gibi adam9
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi5
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- bebek katili öcalan11
- seri gizli artı oy veren melek9
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- amedspor10
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- ortopedi poliklinik önü2
- bir kadın için ağlayan erkek3
- içimizdeki canavar2
- çerçeve yasa28
- murat soner2
- menzil tarikatı'na operasyon2
- porno entelektüelliği8
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- osuruktan şiirler22
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- hayatın kuralları14
- mansur yavaş3
- zorunlu eğitim zulmü3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor3
- 5 yıldızlı otele gidip kokoreç ısmarlamak2
- batının ahlaksızlığı2
- sagopa kajmer aforizmaları2
- bu havada gidilmez3
- 20122
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- avrupa yakası aslı5
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri2
- iyi parti2
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- velvet27
- kendini değersizleştiren insan5
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- sarı torba8
- çalışmadan para kazanmak6
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- günün sözü2
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
''andrey, andrey'imi unutma''
ölümsüz bir karakterdir. mesela raskolnikov'un benim üzerimde bırakmadığı etkiyi bırakmıştır.
kitabı dün bitirdim. hayatımda bir kitaba hiç bu kadar güldüğümü ve sonunda da üzüldüğümü hatırlamıyorum. budala ya da suç ve ceza'da da çok gülmüştüm ama bu ayrı; zira beni metroda sesli güldürmeyi başardı. zahar ve oblomov'un diyalogları falan... anlatılmaz yaşanır derler ya, aynen öyle. ah o zahar yok mu; ama gerçekten esaslı bir insanmış.
--spoiler--
efendisinin ölümünden sonra türlü işler denedi ama hiçbirinde efendisi gibi onu mazur görmediler ve her defasında işinden kovuldu. sonunda dilenciliğe düştü ve günün birinde oblomov'un dostu ştoltz'a denk geldi. ştoltz ona bizim köye gel sana ev vereyim para vereyim falan dedi ama o, efendisinin mezarından uzaklaşamadığını belirtti. zaten oblomov için aylarca, yıllarca yas tutan 2 kişiden biri. ne agafya matveyevna ne de zahar belini doğrultamadı ondan sonra. oysa oblomov'un yaptığı hiçbir iş yoktu. oblomov varken sadece vardı. ne kadar ilginç.
--spoiler--
bence oblomov'u sadece tembelliğiyle ananlar kitaptan bir halt anlamamış demektir. ivan gonçarov şüphesiz ki oblomov'u ştoltz'dan daha çok seviyordu ve hatta ştoltz'ta bile olmayan üstün niteliklerin oblomov'da olduğunu biliyordu. bu kitabı daha en başından bir amaç uğruna yazdıysa, dedikleri gibi rusya'nın üzerindeki ölü toprağını atması için batıyı istikamet aldıysa, tolstoy'un hiç sevemeyeceği ştoltz gibi bir karakter yaratıp onu ödüllendirmesi normaldir.
lenin'in de bir sözü varmış; günümüzde oblomovlar hala içimizde yaşamaktadır, onları döverek adam etmeliyiz falan diye. bence oblomov ve oblomovluk, bu gibi insanların anlasa bile tadamayacağı bir zevk, asla erişemeyeceği bir ayrıcalıktır. lenin ya da ştoltz da tıpkı oblomov gibi mezarı boylamıştır. güya bir amaç uğruna, çalışarak yaşamışlardır. sonuçta hepsi ölmüşlerdir.
ben bu romanda kesinlikle oblomov'un tarafındayım; tıpkı ivan gonçarov'un, gizliden gizliye onun taraftarı olması gibi.
son sözlerimizi yazalım:
--spoiler--
-agafya matveyevna denilen karakter, aslında öyle bir şeyi göstermiştir ki bunun adı koşulsuz sevgiden başka bir şey değildir. gerçek aşk nedir sorusunu cevapladığı için kendisine gönlümde sonsuza dek bir yer ayırıyorum.
-olga sergeyevna, istediğin kadar mutlu ol, seninkisi gerçek aşk değil. oblomov'a olan aşkından utandın ve ştoltz karşısında onun küçük düşmesine göz yumdun. sanırım seni sevemeyeceğim.
-tarantiyev, hahaha bence efsane bir karakter. erdal bakkal bile senin yanında melek gibi kalıyor. böyle bir arkadaşım vardı yüzsüz, arsız, sayamayacağım kadar onlarca kötü özelliği barındıran kısaca 'çakal'.
-ştoltz reis, oblomov'un tarafını tutuyorum diye kızma bence sen mükemmel bir adamsın. sadece anlayamadığın o oblomovluğu küçümsemenden kaybediyorsun. oblomov'u şu ibnelerin elinden kurtarman çok iyi oldu, sana olan saygım katlanarak arttı. ulan tarantiyev! ne diye söylemedin ştoltz'un nüfuzlu biri olduğunu? *
--spoiler--
ve son olarak gonçarov, güzel yazmışsın ve çok güzel düşünmüşsün baba. aslında bakınca fazla bir olay yok gibi ama mükemmel bir kurgunun olduğunu düşünüyorum. bir sonraki kitabını uzun zaman sonra okurum herhalde. saygılar, teşekkürler.
ölümsüz bir karakterdir. mesela raskolnikov'un benim üzerimde bırakmadığı etkiyi bırakmıştır.
kitabı dün bitirdim. hayatımda bir kitaba hiç bu kadar güldüğümü ve sonunda da üzüldüğümü hatırlamıyorum. budala ya da suç ve ceza'da da çok gülmüştüm ama bu ayrı; zira beni metroda sesli güldürmeyi başardı. zahar ve oblomov'un diyalogları falan... anlatılmaz yaşanır derler ya, aynen öyle. ah o zahar yok mu; ama gerçekten esaslı bir insanmış.
--spoiler--
efendisinin ölümünden sonra türlü işler denedi ama hiçbirinde efendisi gibi onu mazur görmediler ve her defasında işinden kovuldu. sonunda dilenciliğe düştü ve günün birinde oblomov'un dostu ştoltz'a denk geldi. ştoltz ona bizim köye gel sana ev vereyim para vereyim falan dedi ama o, efendisinin mezarından uzaklaşamadığını belirtti. zaten oblomov için aylarca, yıllarca yas tutan 2 kişiden biri. ne agafya matveyevna ne de zahar belini doğrultamadı ondan sonra. oysa oblomov'un yaptığı hiçbir iş yoktu. oblomov varken sadece vardı. ne kadar ilginç.
--spoiler--
bence oblomov'u sadece tembelliğiyle ananlar kitaptan bir halt anlamamış demektir. ivan gonçarov şüphesiz ki oblomov'u ştoltz'dan daha çok seviyordu ve hatta ştoltz'ta bile olmayan üstün niteliklerin oblomov'da olduğunu biliyordu. bu kitabı daha en başından bir amaç uğruna yazdıysa, dedikleri gibi rusya'nın üzerindeki ölü toprağını atması için batıyı istikamet aldıysa, tolstoy'un hiç sevemeyeceği ştoltz gibi bir karakter yaratıp onu ödüllendirmesi normaldir.
lenin'in de bir sözü varmış; günümüzde oblomovlar hala içimizde yaşamaktadır, onları döverek adam etmeliyiz falan diye. bence oblomov ve oblomovluk, bu gibi insanların anlasa bile tadamayacağı bir zevk, asla erişemeyeceği bir ayrıcalıktır. lenin ya da ştoltz da tıpkı oblomov gibi mezarı boylamıştır. güya bir amaç uğruna, çalışarak yaşamışlardır. sonuçta hepsi ölmüşlerdir.
ben bu romanda kesinlikle oblomov'un tarafındayım; tıpkı ivan gonçarov'un, gizliden gizliye onun taraftarı olması gibi.
son sözlerimizi yazalım:
--spoiler--
-agafya matveyevna denilen karakter, aslında öyle bir şeyi göstermiştir ki bunun adı koşulsuz sevgiden başka bir şey değildir. gerçek aşk nedir sorusunu cevapladığı için kendisine gönlümde sonsuza dek bir yer ayırıyorum.
-olga sergeyevna, istediğin kadar mutlu ol, seninkisi gerçek aşk değil. oblomov'a olan aşkından utandın ve ştoltz karşısında onun küçük düşmesine göz yumdun. sanırım seni sevemeyeceğim.
-tarantiyev, hahaha bence efsane bir karakter. erdal bakkal bile senin yanında melek gibi kalıyor. böyle bir arkadaşım vardı yüzsüz, arsız, sayamayacağım kadar onlarca kötü özelliği barındıran kısaca 'çakal'.
-ştoltz reis, oblomov'un tarafını tutuyorum diye kızma bence sen mükemmel bir adamsın. sadece anlayamadığın o oblomovluğu küçümsemenden kaybediyorsun. oblomov'u şu ibnelerin elinden kurtarman çok iyi oldu, sana olan saygım katlanarak arttı. ulan tarantiyev! ne diye söylemedin ştoltz'un nüfuzlu biri olduğunu? *
--spoiler--
ve son olarak gonçarov, güzel yazmışsın ve çok güzel düşünmüşsün baba. aslında bakınca fazla bir olay yok gibi ama mükemmel bir kurgunun olduğunu düşünüyorum. bir sonraki kitabını uzun zaman sonra okurum herhalde. saygılar, teşekkürler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar