bugün
- hikayeyi devam ettir54
- sokakta kavga teknikleri16
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- çekirge7
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- 31 yaş sendromu5
- mezoterapi11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- sözlük yazarlarının saatleri10
- arkadaşlar bakar mısınız28
- üç harflilerden korkmak6
- nickten isim tahmini yapmak72
- 32 yaş sendromu3
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- arkadaşlar iyi geceler4
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak8
- geceye bir şarkı bırak14
- tai lung26
- pişi olsa da yesek3
- zetina dikiş makinası2
- kürk giyen erkek6
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- yeni parti48
- türklerin islama göre yaşamaması5
- uysaljakoben17
- evreşe yollarını dar olmaması4
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- sevgilinin bir vuruşta soğanı ikiye yarması3
- tekne turu11
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- uyumayın konuşalım6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- ilk buluşma3
- vakıf üniversiteleri3
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- türk kızlarına bir öğüt bırak5
- şampuan8
- kızılcık şerbeti yeni fatih2
- köy evinde sex yapmak4
Bravo!
Herif iyi, arkadaş!
Herif yaman!
Herif büyük iş başarmış!
yani her yerde bu adamdan bahsedilirken ve her yıl "bakın yine ölmedi" deyip sür manşetten 20 cm haber olurken, demek ki manyak bir iş yapmış oluyor...
Herif dediğim, Amerikalı bir bilim adamıymış, "gelecek bilimci", fütürolog... Adı, Ray Kurzweil... Günümüzün "en büyük düşünce makinesiymiş"... Ben tanımıyorum, bak sözlükteki amerikancı çocuklar tanıyorlarmış açmışlar başlığını yıllar evvel.
ben amcamızı yeni keşfedenlerdenim, haliyle de araştırdım ne yapmış, ne yapıyormuş, ne yapacakmış?
En az 120, en çok 150 yıl yaşayacağını söylüyormuş...
şuan 69 yaşındaymış ama "40'ında gibiymiş"...
Yok ya, bana hiç de öyle görünmedi... Resmine baktım, saç baş kalmamış, avurtları çökmüş, kavruk, sinek siklet, "zekat keçisi" gibi bir herif... bu adam 40 gösteriyorsa ajda pekkan hanımefendiye de ferah ferah 30 deyiniz!
seçimlerde Hillary Clinton tarafını desteklemiş... her ne kadar kocası vakti zamanından oval ofiste sekreterine sakso çektirmiş olsa da, Clinton ailesini pek beğenirmiş!
Kendine çok iyi baktığını söylüyor.
Çünkü efendim, günde 250 hap yutuyormuş, hapı erken yutmamak için.
Bunlar vitaminler ve yardımcı ilaçlar... Kendisiyle görüşebilmek için artık kabak tadı veren şu "paralı iş yemeklerine", yani "burjuva kerizleme" tezgahlarından birine tam 500 dolar bastıran "röportaj yapan kişi", "midesi ecza dolabına dönmüş" diyor...
Ayrıca günde 8-10 bardak "alkalinli" su (ne boka yarayacaksa?), 10 bardak yeşil çay ve kırmızı şarap da içermiş. Kahve ve kolalı içeceklere elini sürmüyor (duydunuz mu lan sözlük ahalisi, hu?)...
Yediği de elbette sebze, meyve, balık, yağsız et. O kadarını biz de biliriz.
Zeytinyağı kullanıyor. Vakfıkebir yağı bulacak hali yok New York'ta.
Aksatmadan da spor yaparmış.
Elbette ağzına sigara da sürmemiştir. Mutlaka okulda da bütün derslerinden "a+" alırdı.
Gelsin de ben ona aynı şeyleri yapan, aynı şeyleri yiyip içen binlerce Türk kadını göstereyim. Bu teraneyi duymaktan bıkkınlık geldi, "kibrit kutusu büyüklüğünde" (böğk!) beyaz peynir, kepek ekmek, kabuksuz hıyar, falan filan.
Fakat bizim memlekette bir şeyi "amerikalı yaparsa" kıymete biner ya, adamla "söyleşmişler" işte...
Türk kadınlarından önemli bir farkı var tabii: Amacı gençleşmek değil, ölümü yenmekmiş.
Yani, ölümü geciktirmek değil, hiç ölmemek!
"Her canlı ölümü tadacaktır" diyen Al-i imran Suresi'ne posta koyuyor, gayrı müslim ya amk rahat zaten...
Bu amaçla "bedeninin biyokimyasal programını" değiştirmek için belli aralıklarla laboratuar ortamında "damardan ilaç" alıyormuş.
Biz de damardan tuzlama yiyoruz, üstüne de az pilav üstü kokoreç, yanında da kaymaklı yoğurt. Ağzımızın tadını da bozmuyoruz.
kendisiyle röportaj yapan kişiye "sen onu bunu bırak da hemşerim, vergi cezasından sıyırmak için nasıl bir çakallık etmek gerekir, madem bilim adamı geçiniyorsun, bize onu anlat" diyecek, diyememiş.
Böyledir... Damardan girersin, iki yüz elli çeşit hap yutarsın, havuç suyuyla yaşarsın...Sonra bir araba çarpar, ya da kafana tuğla düşer, program yarım kalır.
Nasreddin Hoca'nın eşeği de tam açlığa alışmak üzereyken gitmişti.
Herif iyi, arkadaş!
Herif yaman!
Herif büyük iş başarmış!
yani her yerde bu adamdan bahsedilirken ve her yıl "bakın yine ölmedi" deyip sür manşetten 20 cm haber olurken, demek ki manyak bir iş yapmış oluyor...
Herif dediğim, Amerikalı bir bilim adamıymış, "gelecek bilimci", fütürolog... Adı, Ray Kurzweil... Günümüzün "en büyük düşünce makinesiymiş"... Ben tanımıyorum, bak sözlükteki amerikancı çocuklar tanıyorlarmış açmışlar başlığını yıllar evvel.
ben amcamızı yeni keşfedenlerdenim, haliyle de araştırdım ne yapmış, ne yapıyormuş, ne yapacakmış?
En az 120, en çok 150 yıl yaşayacağını söylüyormuş...
şuan 69 yaşındaymış ama "40'ında gibiymiş"...
Yok ya, bana hiç de öyle görünmedi... Resmine baktım, saç baş kalmamış, avurtları çökmüş, kavruk, sinek siklet, "zekat keçisi" gibi bir herif... bu adam 40 gösteriyorsa ajda pekkan hanımefendiye de ferah ferah 30 deyiniz!
seçimlerde Hillary Clinton tarafını desteklemiş... her ne kadar kocası vakti zamanından oval ofiste sekreterine sakso çektirmiş olsa da, Clinton ailesini pek beğenirmiş!
Kendine çok iyi baktığını söylüyor.
Çünkü efendim, günde 250 hap yutuyormuş, hapı erken yutmamak için.
Bunlar vitaminler ve yardımcı ilaçlar... Kendisiyle görüşebilmek için artık kabak tadı veren şu "paralı iş yemeklerine", yani "burjuva kerizleme" tezgahlarından birine tam 500 dolar bastıran "röportaj yapan kişi", "midesi ecza dolabına dönmüş" diyor...
Ayrıca günde 8-10 bardak "alkalinli" su (ne boka yarayacaksa?), 10 bardak yeşil çay ve kırmızı şarap da içermiş. Kahve ve kolalı içeceklere elini sürmüyor (duydunuz mu lan sözlük ahalisi, hu?)...
Yediği de elbette sebze, meyve, balık, yağsız et. O kadarını biz de biliriz.
Zeytinyağı kullanıyor. Vakfıkebir yağı bulacak hali yok New York'ta.
Aksatmadan da spor yaparmış.
Elbette ağzına sigara da sürmemiştir. Mutlaka okulda da bütün derslerinden "a+" alırdı.
Gelsin de ben ona aynı şeyleri yapan, aynı şeyleri yiyip içen binlerce Türk kadını göstereyim. Bu teraneyi duymaktan bıkkınlık geldi, "kibrit kutusu büyüklüğünde" (böğk!) beyaz peynir, kepek ekmek, kabuksuz hıyar, falan filan.
Fakat bizim memlekette bir şeyi "amerikalı yaparsa" kıymete biner ya, adamla "söyleşmişler" işte...
Türk kadınlarından önemli bir farkı var tabii: Amacı gençleşmek değil, ölümü yenmekmiş.
Yani, ölümü geciktirmek değil, hiç ölmemek!
"Her canlı ölümü tadacaktır" diyen Al-i imran Suresi'ne posta koyuyor, gayrı müslim ya amk rahat zaten...
Bu amaçla "bedeninin biyokimyasal programını" değiştirmek için belli aralıklarla laboratuar ortamında "damardan ilaç" alıyormuş.
Biz de damardan tuzlama yiyoruz, üstüne de az pilav üstü kokoreç, yanında da kaymaklı yoğurt. Ağzımızın tadını da bozmuyoruz.
kendisiyle röportaj yapan kişiye "sen onu bunu bırak da hemşerim, vergi cezasından sıyırmak için nasıl bir çakallık etmek gerekir, madem bilim adamı geçiniyorsun, bize onu anlat" diyecek, diyememiş.
Böyledir... Damardan girersin, iki yüz elli çeşit hap yutarsın, havuç suyuyla yaşarsın...Sonra bir araba çarpar, ya da kafana tuğla düşer, program yarım kalır.
Nasreddin Hoca'nın eşeği de tam açlığa alışmak üzereyken gitmişti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar